MEVLİT VE REGAİP KANDİLİ, KADİR GECESİ, HZ. SÜMEYYE VE RACHEL’İN ŞEHADETİ!

logo5

MEVLİT VE REGAİP KANDİLİ, KADİR GECESİ, HZ. SÜMEYYE VE RACHEL’İN ŞEHADETİ!

Bizde iki din vardır!

  • Birisi derin din,

Derin din 2000 yıldır değişmeyen Şamanizm’dir.

  • Bir diğeri görünen din. Görünen din ise Şamanlığın üzerine İslami kılıf geçirilmesidir.

Derin dinin beş hali vardır:

  1. Gök Tanrı inancı, 
  1. Yerde ki Şaman inancı,

Hoca, şeyh, pir, veli, evliya, baba, dede vs. Bunların hepsi, insan ile tanrı arasında aracıdır. Zira tek başına Tanrı’ya ibadet edilmez. Muhakkak bir aracıya ihtiyaç vardır.

  1. Atalar kültürü,

Atalara bağlılık esastır Atalar şu anda türbelerde, anıtlarda yatmaktadır. Anıtlar ve türbeler boş bırakılmamalıdır.

  1. Kurban kesme,

Şamanizm’de kurban kesmek dinin esasıdır. İnsan ne kadar çok kan akıtırsa insan o kadar dindar olur.

  1. Domuz eti yememek,

Eski Türk takviminde domuz yılı vardır, uğursuzdur ve o yılda domuz eti yenmez. Bunlardan bazıları İslam’da vardır.

İslam, bizim için ezeli ve ebedi bir isimdir. Bize bu ismi koyan Cenab-ı Allah’tır.

(…İşte bugün dininizi ikmale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı beğendim…) Maide suresi 3. Ayet

İslam, teslim olmaktır.

İbadet ise, insanın hayatın içinde oluşturduğu iş ve değer üretmesi, çalışması ve bir eser meydana koymasıdır.

Emevi Kültürü etkisinde kalan Müslümanlar, ibadeti sadece bir ayin olarak gördüler. Vakti, miktarı belli olan ayinleri ibadet saydılar ve gerçek İslam’ın yaşam alanını daralttılar.

Bunun yanında “Şaman kültürünü, kandil gecelerini, türbeleri ziyareti” İslam’dan saydılar.

Yoksa Kandil geceleri Hz. Muhammet’ten gelen bir sünnet değildir. Dinde mübarek gün ve geceler diye bir kavram da yoktur.

İkinci Selim’den itibaren Osmanlıda minarelere kandiller asılarak ilan edilmiştir. Enteresandır, kandil ilanları Osmanlının “inkıraz” dönemine rastlayan zamanlardır. Günümüze kadar gelen kutlamalardır.

Keşke bunun yerine Müslümanlar:

  1. Zenginle/yoksulun arasındaki uçurumu görselerdi,
  1. Sosyal ve ekonomik çöküntünün sebepleri üzerinde kafa yorsalardı,
  1. Hızla artan uyuşturucu kullanmaları, dizilerde oynatılan çocuk aşk sahneleri, kredi kartı mağdurlarının gözyaşlarıyla beslenen kapitalizm üzerinde akıl etselerdi,
  1. Nüsukları yapıp, diğer bütün işleri hafife almasalardı,
  1. Nüsukları kuru bir tekrar yapıp durmasalardı,
  1. Belki o zaman Müslümanların kendi adına yakışır bir yaşamları olurdu.

Aslında Nüsukların hepsi ibadete giriştir.

Yani:

Doğruluk, dürüstlük, kardeşlik, paylaşım, bölüşüm, zulme karşı direnme, hakkı savunma, yalan söylememe, iffetli yaşama, doğru ölçüp tartma, aldatmama, sömürmeme, emeğin hakkını verme, biriktirmeme, Allah’a güven duyma…” dinin temel taşlarıdır.

İşte, insana lazım olan bunlardır. Diğerleri geriden gelir.

Müslümanlarca kandil geceleri diye bilinen geceler sırasıyla Mevlit, Regaip, Miraç, Beraat ve Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan Kadir Gecesi.

İslam, hayatın ortasında, hayatın kalbinde atmalıdır.

Kadir Gecesi, on dört asır önce Mekke’nin Hıra Mağarasında Hz. Muhammed ile başlayan yürüyüşün adıdır. Bu sebeple değeri çok büyük ve anlamlıdır. Bu İnsanın Allah ile vicdanen görüşebileceğini gösterir. Zira Mekkeli öksüz Muhammed’ de bu gece Allah ile buluşmuştur.

Yeryüzünde herkesin Allah’a giden bir Hırası vardır ve herkes böyle büyük bir buluşmayı gerçekleştirebilir.

Bu gece ve bütün her gece insanlara açıktır.

  • Yeter ki insanlar kendi benini, Allah’ın melekûtuna açık tutsun.
  • Yeter ki insanlar kendi Kapasitesini zorlasın.
  • Yeter ki insanlar kapsam alanlarını geniş tutsun.
  • Yeter ki insanlar Allah ile yürümeye azmetsin.
  • Yeter ki insanlar canu gönülden Allah’a kavuşmayı murat etsin…

Bu gecede buluşmaya sebep olan Kur’an’dır. O da elimizdedir. Onunla yürüyen herkes, bu buluşmayı gerçekleştirebilir.

  • Yeter ki, her gece kadir bilinsin!

Hayatı yaratan Allah’tır. Hayat durağan değildir. İnsan, bu yaratılışta ortaktır. İnsanın kaderini, insanla birlikte yapan Allah’tır. Kader, bir şeyin gerçekleşeceği bir alandır. Dikenin batması, arının bal yapması, karıncanın çalışmayı öğrenmesi, çiğ damlalarının lalenin üstüne düşmesi, onların kaderidir.

İnsan aklı sebebiyle iradi bir yol çizer. İnsan, kendini değiştirdiği zaman, kaderini de değiştirmiş olur.

(…”Oysa bir toplum kendi özündekini değiştirmedikçe Allah’da onların halini değiştirmez; bundan hiç şüpheniz olmasın…” (Ra’d -11 ayet)

  • İnsan iyi, güzel ve doğru şeyler için çalışırsa, Allah’ta onun çarpan kalbi, sızlayan vicdanı, gören gözü ve işiten kulağı olur.

Hz. Peygamberin doğduğunda Sava gölü hemen kurumadı. Kisra’nın Sarayının sütunları hemen yıkılmadı. Mecusilerin bin yıldır yanan ateşi hemen sönmedi. Hatta dünya Hz. Peygamberin hürmetine yaratılmadı. Hatta Hz. Peygamber, ayakları şişinceye kadar namaz kılmadı.

Böyle bir Peygamber yeryüzüne hiç gelmedi. Peygamberler içinde bulunduğu toplumdan o toplumu ıslah için geldiler. Hz. Peygamberde Mekke’de kuru ekmek yiyen bir kadının oğluydu.

Hz. Peygamberin tebliğ ettiği İslam bir hayat dinidir, bir tapınak dini değildir. Dolayısıyla gelen Peygamberde hayat içinde dinamiktir.

Tebliğle yükümlü olan Peygamberler önce iyilik, adalet, zulme ve haksızlığa isyan, sözün namusu, doğruluk, dürüstlük, vefa, sevgi, merhamet gibi kavramları kendilerinde gösterdiler.

Yukarıdaki esaslarla birlikte Peygamberler ümmetlerine:

  • Çalmamak, öldürmemek, iftira atmamak, yalan söylememek, zina etmemek, adaletli olmak, emanete ihanet etmemek, gıybet etmemek, haram yememek, zulüm yapmamak” gibi hususlara dikkat çekmişlerdir.

2003 Yılında İsrail’e karşı direnişi desteklemek amacıyla Filistin’e gelen ABD’li “aktris Rachel”, İsrail tankının altında ezilerek öldürüldü. Tıpkı Ebu cehil tarafında hunharca öldürülen İslam’ın ilk kadın şehit Sümeyye gibi…

Tank paletleri altında ezilmeyi göze alan “aktris Rachel” in bu onurlu duruşunu görmeyen idraksizler, “Keşke Başını örtmüş olsaydı…” Dediler.

Şimdi siz Ağaçlara bez bağlamayı, ölülerden yardım istemeyi şirk sayanlar!

  • Acaba siz! Adaleti, sevgiyi, merhameti, paylaşmayı, bölüşmeyi, toplumun hayat damarlarından akan kan misali bu değerleri vicdanınızın neresinde tutuyorsunuz?
  • Acaba siz! Sümeyye ve Rachel’in onurlu duruşunun neresindesiniz?
  • Acaba siz! Sefalet ve aç bırakmanın “Şirk” olduğunun farkında mısınız?
  • Acaba siz! Dünya nüfusunun yarısının fazlasının rızkının çalındığından haberiniz var mı?

Sonuç:

Hz. Muhammed’in ana rahmine düştüğü gece, bir insan hakkıdır. Böyle bir gece insan hakkı ihlaldir! Her şeyden evvel bu ayıp bir davranıştır. Bu eski kültürden İslami kılıfa dönüşmüş bir söylemdir.

Kadir Gecesi demek, Kuran’ın size indiği gece demektir ve toplanıp kutlamaya gerek yoktur. Çünkü Kuran’ı okursunuz ve sizin ruhunuza, vicdanınıza Kuran inmeye başlar. Bu ışığı gördüm ve bundan sonra böyle yaşayacağım dediğiniz andan itibaren sizin Kadir Geceniz başlamıştır.

Kadir Geceniz kutlu olsun!

Mahmut AKYOL

Yer işareti koy permalink.

Yoruma kapalı.