ALLAH’IN DEVESİNE DOKUNMAYIN!
Çete, silahlı soygun yapan kimseye denir.
Kur’an’da “fesat çıkaran dokuz çete” vardır.
Hz. Salih’in kavminde “ateşe çağıran çete elebaşlarından” bahsedilir.
“Şehirde yapıcı hiçbir şeye yanaşmayan boyuna yıkıcı davranıp fesat çıkaran dokuz çete vardı.”
Neml; 27/48
“Onları ateşe çağıran çete elebaşları yaptık. Kıyamet gününde asla yardım göremeyecekler.”
Kasas; 28/41
Kur’an, sahipsiz bulduğu her şeyi talan eden, “dokuz çete” ile herkese ait olan (kamu) üzerinde soygun, talan, hırsızlık ve yolsuzluk iktidarı kuran Semud Kavmi çetelerine, Hz. Salih aracılığı ile ortalığa sahipsiz bir deve salarak “Allah’ın devesine dokunmayın!” çağrısı yapar.
“Allah’ın devesi” (Nagatallah), Türkçede “Allah’ın dağı…”, “Allah’ın suyu…” dememiz gibi sahipsizliğin, özel şahıslara ait olmamanın yani “kamu” malı olmanın ifadesi oluyor.
Bunlara dokunulmamalı, soyguna ve talana girişilmemelidir. Çünkü onların üzerinde herkesin hakkı vardır.
Malum, Semud Kavminin ileri gelenleri, Hz. Salih’in çıkışını, kurdukları “çete düzeni” için tehdit sayarlar ve o bildik kadim yönteme başvururlar.
Aynı şekilde Kur’an, halkını sınıflara ayıran, zayıfları ezen, erkeklerine kurbanlık koyun muamelesi yapan, kadınlarını hayasızlığa zorlayan ve böylece ülkede “devlet terörü” estiren Firavun yönetimine, Hz. Musa aracılığı ile “dokuz ayet” iletildiğini söyler.
“Biz Musa’ya apaçık dokuz mucize vermiştik. İşte İsrâiloğulları’na sor: Musa onlara geldiğinde, Firavun: “Ey Musa, ben senin kesinlikle büyülenmiş biri olduğunu zannediyorum” demişti.”
İsra; 17/101,
“Şimdi de elini koynuna sok! O her türlü leke ve hastalıktan arınmış olarak, bembeyaz bir halde çıkacaktır. Böylece yılana dönüşen asa ve parlayan el, Firavun ve kavmine göstereceğin dokuz mucizeden ikisi olacaktır. Çünkü onlar, işledikleri zulümler yüzünden yoldan çıkmış bir toplum hâline geldiler.”
Neml; 27/12
Bir Yahudi arkadaşına Bizi şu peygambere götür de “apaçık dokuz ayet” hakkında soralım dedi. Bunun üzerine hep beraber Hz. Peygamberin yanına gittik. O ikisi soruyu sordular.
Hz. Peygamber şöyle cevap verdi.
- Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın
- Hırsızlık yapmayın
- Zina yapmayın
- Adam öldürmeyin
- Sihir yapmayın
- Faiz yemeyin
- İftira atmayın
- Savaştan kaçmayın
- Cumartesi yasağına riayet edin, dedi. Bunun üzerine o iki Yahudi ayağa kalktı ve Hz. Peygamber’in ellerini ayaklarını öperek şöyle dediler; “Şahadet ederiz ki sen peygambersin. Eğer kavmimiz tarafından öldürülmekten korkmasıydık, hiç şüphesiz sana tabi olurduk.” (Razi, Kurtubi, İbn Kesir)
Öyle anlaşıyor ki bunlar aslında Firavun yönetimine yönelik çağrılardı. Çünkü Hz. Musa’dan bu “dokuz ayeti” Firavun yönetimine iletmesi istenmiştir. Firavun ’un “ateşe çağıran çete elebaşları” bunlara uymaya çağırılmıştır.
Öyle ya, şu an ortada ne Salih var, ne Semud, ne Allah’ın devesi, ne Firavun, ne de Musa var. Bunlar toprak olalı binlerce yıl oldu…
Mahmut AKYOL