İSLAM’IN DİRİLİŞİ, BATININ ÇÖKÜŞÜDÜR!

İSLAM’IN DİRİLİŞİ, BATININ ÇÖKÜŞÜDÜR!    Bu yazıda ki maksadım, yaşam tercihlerine dokunmak, onları kin ve nefrete sevk etmek değildir. Dileyen dilediğini yapmakta serbesttir. Fakat benim tercihlerimde dokunulmazdır! Kimse mahallemde destursuz “Salyangoz” satamaz! Konuya gelelim: Sosyolojik olarak medeniyetler inişli/çıkışlıdır. Bir medeniyetin arkasında duranlar, yeterince o medeniyete sahip çıkmazlarsa, diğer medeniyete zemin hazırlamış olurlar. Birinin çöküşünün altında yatan olgu, diğerine manivela olmuştur. Birinin haksızlık ve zulmü, diğerinin adalet olgusuyla ve ihtişamla ayağa kalkışına sebep olmuştur. İslam Medeniyeti varlığını … devamı…

İBADETİN ANLAMI VE DİNİN DİREĞİ

İBADETİN ANLAMI VE DİNİN DİREĞİ İbadete, Arap Sami dillerinin tamamında “başlatmak, yapmak, meydana getirmek, icat etmek, ortaya çıkarmak, çalışmak, üretmek” anlamlarına gelir. Buna göre din ibadetten, ibadet de dinden ayrı düşünülemez. İbadete dinin tamamı da denilebilir. İbadet, yaşam boyu iş ve değer üretmek olduğuna göre, kesintisiz devam etmesi gerekirken, tuhaf olan taraf ibadet dinin içinde yer alan bir kaç ritüelden ibaret görülmüş olmasıdır. Asırlar boyu “Kelamcılar” kendilerini ardı arkası gelmeyen bir tartışma içine attılar. “Amel … devamı…

ZAFERLER KORKULARINI YENMİŞ MİLLETLERİN İŞİDİR YAHUT BİR MİLLETİN DİRİLİŞİ…

 ZAFERLER KORKULARINI YENMİŞ MİLLETLERİN İŞİDİR YAHUT BİR MİLLETİN DİRİLİŞİ… 15 Temmuz Darbe Kalkışmasının dumanı hala tütüyor. Fırat Kalkanı Operasyonu ile Türk Ordusu DAEŞ, PYD, YPG, PKK gibi terör gruplarıyla amansız bir mücadele içinde. Din, vatan ve bayrak düşmanları, salya akan ağızlarıyla milletimi tehdit etmeye devam ediyor. TSK’nın mobilize olmuş komuta kademesi, Mehmetçikle aynı sofradan yemek yiyor. İçindeki FETO uzantıları tasfiye oldukça, Ordumuz daha güçleniyor. Türkiye’yi ABD güdümünde Suriye’ye sokmak için büyük çaba gösteren FETO Terör … devamı…

UYUYAN VE UYUTULAN İSLAM DÜNYASI

UYUYAN VE UYUTULAN İSLAM DÜNYASI   Kur’an’da ayetlerle anlatılan ve Müslümanlar arasında dolaşan peygamberlere ait kıssalar, bir bakıma dinin afyon yüzünü oluşturmuştur. “Ne yani bunları Allah yapamaz mı?” diyerek Allah şahit tutulmuştur.      Amenna! Allah yapar da, Müslümanlar arasında dolaşan uçtu/kaçtı şeklinde yapmaz.   Allah herhangi bir şeyi yaparken, gerçeğin ta kendisi olan Kur’an ile diğer gerçeklerden olan tarih, hayat ve tabiatla bir çelişki ortaya koymaz. Kullarını tereddüt ve şüpheye düşürmez. Allah kullarını şaşırtan değil, … devamı…

HARAMIN BİNASI OLUR MU?

HARAMIN BİNASI OLUR MU?   Haram para ile ne yapılabilir? Örneğin Kâbe’ye gidilir mi? Sadaka verilir mi? Himmet verilir ve ya alınır mı? Binlerce kere diyorum ki: Hayır! Haram para ile hiçbir şey yapılamaz! Birinci Murat Dönemidir. Tarihe şöyle bir not düşülür. Ordu sefere çıkacaktır fakat hazine de akçe yoktur. O senenin vergisi de toplanmıştır. Borç alacak kimse de yoktur. Vezir Padişah’a şöyle der: Hünkarım; “Tebanızda zengin Gayrı Müslim var, onlardan alalım.” Padişah, “Olmaz!“ Der ve devam … devamı…

DİN AFYON MUDUR?

DİN AFYON MUDUR?   Hayır, değildir… Fakat dinin afyon yüzü vardır. Dinin gerçek yüzü iyilik, güzellik ve doğruluk için çalışmak ve bunlar için yaşamaktır. İnsanın vicdanındaki çığlığı zulme ve zalime karşı protestoya dönüştürmektir. Hak yememek, kendisine, doğaya ve çevresine zarar vermemektir. Komşusuyla iyi geçinmek, yardımsever, paylaşmacı ve güzel ahlaklı olmaktır. Kur’an’a dayalı bu ilkeler içinde akıl vardır, düşünce vardır, arayış vardır, acı vardır. Bu din canlıdır, dinamiktir, yaşayandır, hareket halindedir, inip çıkan, artıp eksilendir… Dinin afyon … devamı…

YENİDEN MİLLİ MÜCADELE

YENİDEN MİLLİ MÜCADELE   Kahramanlar yalnız olur. Cesur olur. Cesareti duygusuna değil, aklına dayanır. Çünkü akılsız cesaret kör olur, kör cesaret, filin bacağını sütun zanneder. İnsana Allah, akıl vermiş ki kırmadan, dökmeden, konuşma üslubu içinde hakarete, iftiraya, kavgaya dönüştürmeden sorunlarını çözsün… Fakat 15 Temmuz’da her şey altüst oldu. Öldü zannedilen bu millet, bir destan yazdı. Yeni bir milli mücadele verdi. Türk Milletinin tarihinde eşine az rastlanan bir ihaneti, yediden yetmişe kıyama kalkarak durdurdu. Daha önceleri … devamı…

DÜŞMANINI BİLEN, YENİLMEZ OLUR!

DÜŞMANINI BİLEN, YENİLMEZ OLUR! Atalarımız, “Su uyur, düşman uyumaz“ Demişler. Bu sebeple, asırlar boyu rahat bir nefes alamadık. Düşmanın biri gelmiş, biri gitmiştir… Bizim için ha o olmuş, ha bu olmuş, fark etmemiştir. Hepsinin amacı aynı, “Ya geldiğimiz topraklara sürülmek, ya da Anadolu Topraklarında imha edilmek…” Bunun adı, “Şark Meselesi”dir. Her ağacın kurdu kendi içinde olduğu gibi, her kuşağın (nesil) düşmanı da kendi içinden çıkar… Düşman bir virüs gibidir. İçten içe kemirmeye başladı mi, yok … devamı…

EMPERYALİZMİN YENİ OYUNU

EMPERYALİZMİN YENİ OYUNU Yaşanılan devleti ele geçirme yahut ortadan kaldırma operasyonu için söylenmedik söz kalmasa da, inanıyorum ki asıl söylenecekler geride… Olayı kişiselleştirmeden, duygusallaştırmadan tarih, ekonomik, sosyal ve askeri açıdan ve bir sistem sorunu olarak ele almak gerekmektedir. Başımıza sarılmak istenen bela; “ABD” ve “NATO” kaynaklıdır. Bunu bilmeyen kalmamıştır. Ne kahpeliktir ki, herkesin eli herkesin cebindedir. Olayı biraz gerilerden başlatmakta yarar var… Batılı emperyalistler, son iki asırdan fazla bir zamandır Müslüman Türk milleti için ayrım … devamı…

SERVETE TAPMAK VE ZOR KULLANMAK

SERVETE TAPMAK VE ZOR KULLANMAK  “Allah’ım dar/dağınık halimize acı! Benliğimizi ayrık otu gibi sarmış olan Tembellik ve cehaletimizi yüzümüze vurma! Bizi birbirimize düşürme! Allah’ım, Senin katından gelecek her hayra muhtacız!” Geçtiğimiz hafta Türkiye’m yine çok büyük bir badire atlattı. Bu badire, milletin birlik ve bütünlüğü sayesinde bertaraf edildi. Daha önceden bu olan olayların ayak sesleri duyuluyordu. Fakat kör, sağır ve çıkarcı olanlar, bu ayak seslerini duymazlıktan geldiler.    Konu üzerinde çok şeyler söylendi, söylenmedik sözler … devamı…

IŞİD’İ BESLEYEN HAÇLI RUHUDUR…!

IŞİD’İ BESLEYEN HAÇLI RUHUDUR…! “Hepiniz topluca Allah ipine sımsıkı tutunun, birbirinizden ayrılmayın ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün; sizler birbirinize düşmanlar iken O, sizin kalplerinizin arasında ülfet meydana getirip yanaştırdı da nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Hem sizler ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da O, tuttu sizi ondan kurtardı. Şimdi böyle size ayetlerini açıklıyor ki Allah’a doğru gide-bilesiniz.” ((Âl-i İmran, 103. ayet) “Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulun. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”(Hucurat/10) “Birbirinizle üstünlük yarışına girmeyin! Birbirinize haset etmeyin! Birbirinize … devamı…

RAMAZAN AYI, KUR’AN VE DİN ANLAYIŞI

RAMAZAN AYI, KUR’AN VE DİN ANLAYIŞI Dinin ana kaynağı Kur’an’dır. Kur’an’ın ruhu ile insanın vicdanı arasında bir çelişki yoktur. Din, ibadettir. İbadet, hayatın içinde yapılan tüm davranışlardır. “Kur’an insanlara yol göstermek, böylece doğruyu ve yanlışı apaçık ortaya koymak için (Allah) Ramazan ayında indirdi.” Müslümanın, Müslümanla eşitlendiği Ramazan ayında Kur’an’ın indirilmesi sizce ne anlama geliyor? O Kur’an ki, tefekküren okursanız size, yüreğinizin ne dediğini, niye titrediğini, neden coştuğunu, Bedir’de ve Uhud’da ki Sahabenin canhıraş seslerini niçin … devamı…

İNSANOĞLUNUN “SENLİK-BENLİK” KAVGASI

İNSANOĞLUNUN “SENLİK-BENLİK” KAVGASI Siz bu kavramın neresindesiniz bilmiyorum ama hepimizin bir tarafta olduğu kesin… Dünyanın baş döndürücü gündemleri dışında kalarak, bu kavramı analize çalışacağım. İnsan yaratıldığı günden beri, yeryüzünde bir “senlik-benlik” kavgası yaşanmaktadır. Neden? Çünkü insanın yaratılış mayasında dört unsur bulunmaktadır. Ateş, su, hava ve toprak… Yani insanın bir yanı ateş, diğer bir yanı toprak… Ateş, şu anlamda okumalıdır: İnsan benliğinde ki kıskançlık, bencillik, çekememezlik, kendini beğenme, kibir, üstünlük taslama, öfke, hırs, şer saçma, acı verme, … devamı…

TARİH BOYU İSTİSMAR EDİLEN KADINA İSLAMİ BİR BAKIŞ…

TARİH BOYU İSTİSMAR EDİLEN KADINA İSLAMİ BİR BAKIŞ… İnsanın yaratılışıyla birlikte insan için iki temel düşünce oluşştu: “Erkek-egemen” ve “Dişi-egemen” düşünce. İlki Yahudi/Hristiyan, ikincisi bazı uzak doğu din ve mitolojiler tarafından ortaya atılan ve savunulan düşünce. Yahudi/Hristiyan, görüşe göre Tanrı, güç ve kudretinin (celal) tecellisinin birgerği olarak önce erkeği, sonra da onu yalnızlıtan kurtarmak için kaburga kemiğinden kadını yarattı. Diğer görüşe göre de Tanrı güzellik ve letafet sıfatlarının (cemal) tecellisi olarak önce kadını, sonra da … devamı…

NÜSUKLARIMIZ (ritüel), İBADETE NE ZAMAN DÖNÜŞECEK..?

NÜSUKLARIMIZ (ritüel), İBADETE NE ZAMAN DÖNÜŞECEK..? Bu yazıda birbirine karıştırılmış iki kavramdan bahsediecektir. Hemen belirtelim ki Kur’an’da ritüelin karşılığı nüsuktur. Nüsuklar, ibadete dönüşsün diye yapılır. Yani nüsuk, ibadete başlamanın ilk basamağıdır. Dinlerin kendilerine özgü belirli hareketleri vardır. Sayı, şekil ve zaman itibariyle tekrarlanan bu hareketlere ritüel denir. Ritüeller insanı hayatın içine taşımak içindir.  Hayatın içinde iş ve değer üreten insan; ibadet yapmış olur. İbadet, insana sorumluluk yükler ve hayatı sorgulattırır. Her yıl “Ganj” nehrine giren … devamı…

PEYGAMBERİMİZ KUR’AN’I NASIL OKUDU?

PEYGAMBERİMİZ KUR’AN’I NASIL OKUDU? Yedinci yüzyılda Mekke’de (ortadoğu) insanlık, yeni bir sınava çağrıldı. Amansız vahşetten kurtulmaları için Allah, sözlerin en güzeliyle donattığı Hz. Peygamber’i yolladı. Çünkü Allah bütün tebliğcilerini güç üzerinde değil, söz üzerinden gönderirdi. Hz. Peygamber’e ilk olarak “Alak” suresi verildi. Alak, semantik olarak “Kan Pıhtısı, toprak, nutfe, meni, cenin” gibi anlamlara gelse de, burada en anlamlı mana, “sonsuz sevgi ve merhametle yaratmak” olarak ele alınmalıdır. Demem o ki Allah, evreni (herşeyi) sonsuz sevgi … devamı…

CENNET BİR MAHAL DEĞİL BİR HALDİR!

CENNET BİR MAHAL DEĞİL BİR HALDİR!  Yazı, sakin şekilde okunursa ne demek istediğim anlaşılacaktır. Öncelikle söylemeliyim ki, dinin iki yüzü vardır. Biri afyon yüzü, diğeri de vicdan yüzü. Biz vicdan yüzü üzerinde duracağız. Örneğin Ebu Cehil ve Muaviye’nin din anlayışında vicdan yoktur. Hz. Peygamberin naklettiği din, vicdan yüklüdür. Buna göre din eşitliktir. Din, Köle Bilal’i azat etmektir. Din, kölelerle aynı sofraya oturmaktır. Din, insan haklarını savunmak ve kuruyla yaşı birbirinden ayırmaktır vs… Dinin afyon yüzü … devamı…

HERŞEY KARMA KARIŞIK…

HERŞEY KARMA KARIŞIK…   Endişe, yalnızlık ve korkunun olmadığı ve yaşanmadığı bir dünya istiyorum. Bakıyorum ülkeme, fetret dönemi görüntüsü İstanbul’dan daha net görülüyor. İstanbul’un Fatih semti sokaklarında Tarikat şeyhleri yürümeye kalksalar, birbirne çarpar. Görünen o ki, dini tanınmaz hale sokanlar, kendilerini dindar zannedenler olmuş… ‘Din afyondur‘ sözü, kanatimce bunun için söylenmiş olsa gerek… Buna göre din, insanoğlunun acısını ve trajedisini dindiren bir ilaç… Gerçekte ise din; hayatın içinde yaşanan olgu… Din sözde değil, özde olan şey… … devamı…

MİLLET YAPISININ OLMAZSA OLMAZ DEĞERLERİ UNUTULDUĞUNDA TERÖR; ÖNÜ ALINMAZ BİR HAL ALIR!

MİLLET YAPISININ OLMAZSA OLMAZ DEĞERLERİ UNUTULDUĞUNDA TERÖR; ÖNÜ ALINMAZ BİR HAL ALIR! Devlet, milletin örgütlenmiş şeklidir. Yeryüzünde mevcut bütün toplumlar, bir örgüt yapısı içinde varlıklarını sürdürürler. Hiçbir millet ve toplum yoktur ki, kendisini küçültmek, dağıtmak ve parçalamak için çalışsın. Eğer böyle bir gaflete düşerse, bilinsin ki, o devlet ve toplum zaaf geçiriyordur. Her şeyden önce devlet aklı, ‘hakkı’ gözetmek, mantığını ‘adalet’ üzerine inşa etmek, Adaleti güç ile değil, hak ile ayağa dikmek ve sahip olduğu … devamı…

DÜNYA ÖLÜYOR, FARKINDA MISINIZ?

DÜNYA ÖLÜYOR, FARKINDA MISINIZ? İnsan aklı o derece küçüldü ki, artık kendisinin dışında hiçbir şey düşünmüyor. Etrafını ne görüyor ve ne de duyuyor. İnsan, büyük düşünemiyor. İmparatorluk aklı devlet aklına, devlet aklı da parti ve cemaat aklına dönüştü. Kimse risk almıyor, bir başkasının kendi yerine düşünmesini istiyor. Bana göre içimizdeki bu güdük akıl; eğitim sisteminin bozulmasıyla, çocukların sıfır yaşından itibaren televizyon karşısına oturtulmasısıyla başladı. Bu İnsanlığın imhası için düşünülmüş bir projedir. Siyonizmin siyasi maske teşkilatı … devamı…

LEHU’L-MÜLK/LAİLAHE İLLALLAH

LEHU’L-MÜLK/LAİLAHE İLLALLAH İnsanın yapısı düzenden çok, düzensizliğe yatkındır. Bu düzensizliği düzende tutmak, akıl ve vicdan gerektirir. Allah, insanlık tarihi boyunca insanlara sorunlarını, kendi aralarında çözmeleri için evrensel yasa anlamına gelen dini bir nimet olarak sunmuştur. Fakat görülen o ki bu din hayatta, sokakta, çarşıda, insan ilişkilerinde gözükmemektedir. Dinin hayatta olmayışının çeşitli sebepleri sayılabilir. Benim görüşüme göre en önemlisi “Mülk” meselesidir. Zira Din mesajını insanlığa ilk önce mülk üzerinden vermiştir. Allah, dini; tarihi boyu yenileyerek insan … devamı…

TARİH TEKERRÜR EDİYOR!

TARİH TEKERRÜR EDİYOR!   Yüzü aşkın nitelikli arkadaşım son yazıma yorum yaptı. Yorumlar bir kitap olacak boyutta. Bu yazıda da, herkesten bir katkı bulunuyor. Dünya hayatı evrilerek devam ediyor. Mevsimler tazeleniyor. Sosyal olaylar yenileniyor. Geçmiş zaman, geleceğe ışık tutuyor. Bir milletin siyasi, sosyal, askeri ve ekonomik gelişmeleri diğer milletleri kıskandırıyor. Bu sebeple olacak ki herkes, bir başkasının ayağını kaydırıp duruyor. Yanlış ediyorlar… Şimdi bakın! Dün de açlar, işsizler, yoksullar, muhtaçlar, köleler, borçlular, çaresizler, öksüzler, dışlanmışlar, … devamı…

TERÖRÜN PERDE ARKASI..!?

TERÖRÜN PERDE ARKASI..!? Diyanet İşleri Başkanı; “Terörü önlemenin yolu, gönüllerdeki çukurları kapatmamtan geçer” diyor. Elhak doğru diyor ama hangi İslam, gönül çukurlarını kapatır? Temel mesele burası… Müslümanların başına gelen felaketlerin sebebi, “Sorgulanmamış eski İslam Kültürü” dür.  Müslümanların felaketi, “Muhafazakar” İslam anlayışıdır. Emevi dönemiyle başlayan, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemiyle devam eden; “Muhafazakar” İslam anlayışıdır. Bu anlayış, İslam zırhına büründürülmüş Hint’in Tasavvufu, İran’ın Mitolojisi, Şamanın ruh anlayışı, Arap Kültür ve Irkçılığıdır. Halbuki Allah, yeryüzünde insanları terbiye etmek … devamı…

İNŞACI İSLAMIN SESİ

İNŞACI İSLAMIN SESİ İslam, üçüncü bir yöntem ile yeniden okunmalıdır. Bu yenilikçi, (inşa/tecdit) yöntemdir. Eğer İslam, inşacı bir damardan akıtılabilirse, zamanımız insanının derdine deva olabilir. Müslümanlar, zamanın getirdiği sorunlar arasırda sıkışmıştır. Miadı dolmuş fetvalar, sorunları çözmemektedir. Aşağıda bazı karşılaşılan sorunlara verilen cevapları görecekiniz. Bunlar; İslamın yenilikçi damarından gelen seslerdir. Sizlere sadece bir tekliftir. 1-İSLAM’DA MÜBAREK GÜN VE GECE VAR MI? –Cuma, Müslümanların toplanma günüdür. Kadir Gecesi, Kur’an’ın senin kalbine inmeye başladığı andır. Kandil Geceleri, sonradan … devamı…

YAŞAMIN OLMAZSA OLMAZLARI

YAŞAMIN OLMAZSA OLMAZLARI Yine ortalık toz/duman… Programlarında vizyon olmayan partiler kısır işlerle uğraşırlarken, ülke kan kaybetmeye devam ediyor. Siyasetçilerin bazıları bir yerlere diyet ödemekle meşgulken, bazıları da ihanetlerini sürdürüyorlar. Aslında karamsar bir tablo çizmek istemiyorum ama, yine de, siyası yazı yazmamaya kararlıyım. Benim anlayışım insanlara bilgiden ziyade bilinç kazandırmaktır. İnsanlar bilgiyi yalan/yanlış bir şekilde temin edebiliyor. Bilgi elde etmek fantaziliktir. Bilinç, sorumluluk üstlenmektir. Yine bildiğim şeyler üzerinden hareketle, sizlere bilinç kazandıracak bir konuyu anlatacağım. Çünkü … devamı…

SİYONİZİMİN PARA KAYNAKLARI

SİYONİZİMİN PARA KAYNAKLARI Allah, bir kavmi bir kavimden üstün tutmamıştır. Bir ayrıcalık göstermemiştir. Allah, herkesin rızkını çalışmasının karşılığında vereceğini söylemiştir. Hırsızlığı, çalmayı, haksız kazanmayı ve hırs yapmayı yasaklamıştır. Ancak; Muharref Tevratın tefsiri Talmut ve ırkçılığı telkin eden Tora böyle söylemiyor. Bu kaynaklar, Yahudilerin dünya barış ve huzurunu çıkar için yok edebileceklerini, hırsızlık, çalmak ve hırs yapmak gibi davranışlarda buluna bileceklerini normal görüyor. Çünkü Rab Yahova Yahudileri üstün (!) yarattığını söylüyor. Bu sebepledir ki milletleri soymak, … devamı…

PETROL KUYULARI KARANLIĞINDA Kİ YAHUDİ VE MASONLAR…

PETROL KUYULARI  KARANLIĞINDA Kİ YAHUDİ VE MASONLAR… Dünya düzeni, enerji politikaları üzerine kurulmuştur. Bundan da bir çok insan habersizdir. Ne ders kitaplarında ve ne de bir matbuatta yer almayan bu konu, adeta milletten gizlenmiştir. Çünkü: Ülkemizde petrol rezervlerinin kontrolü genellikle Masonların ve petrol arayan şirketler sahibi Yahudilerin elindedir. 1954 tarihli “Petrol Kanunu” çıktığı dönemde, İran’da Petrol millileşiyor, Suudi petrol yataklarının işletilmesi ivme kazanıyorken, Türkiye’de Petrol kuyularına beton dökülmüştür. Acaba bu bir raslantı mı, yoksa Türkiye Masonları, bu … devamı…

İSRAİL’İN ZULMÜ NEDEN BİTMEZ..?

İSRAİL’İN ZULMÜ NEDEN BİTMEZ..? Dünya yanıyor. Kürtler için kurulduklarını iddia eden, içinde Kürt’ten çok Ermeniyi barındıran PKK, bir yandan eroin, silah, petrol ve insan kaçakçılarına taşeronluk yaparken, çocukları/Kürt kardeşlerimizi öldürmeye ve ülkeyi kana bulamaya devam ediyor. Diğer yandan düşmana beşinci kol olmak için kolları sıvamış vatan ve İslam düşmanları, gemiyi batırmak için var-güçleriyle çalışıyor. Görünen bu olaylara rağmen yine de, hadiselerin altında yatan sebepler üzerinde durmak gerekiyor. *** Güya Tevrat; İsrail Oğullarının diğer bütün milletlerden … devamı…

İSLAMA BİR ÜÇÜNCÜ DÖNEM GEREKİYOR!

İSLAMA BİR ÜÇÜNCÜ DÖNEM GEREKİYOR Çivisi zorla çıkartılmış dünyada olup/bitenleri, kandan beslenenlerin psikolojilerini ve insanların bir çıkar uğruna ne hale geldiğini anlayabilmek için bu analizin iyi anlaşılması gerekir. İslam Dininin geçtiği evreler (sosyal-psikolojik-siyasi ve ekonomik durumlar) bilinmeden dünyaki insanlar ve Müslümanlar bilinmeyecektir. Hz. Peygamberden günümüze kadar geçen zaman dilimi içinde İslam, birinci dönemini bitirdi, ikinci dönemini yaşıyor, üçüncü dönemini de beklemektedir. İbda: Allah Resulünün isyan, itiraz ve tebliğ amaçlı insanların önüne çıktığı dönemdir. Bu risalet … devamı…

KUR’AN VE İSLAM

KUR’AN VE İSLAM Kur’an’ı Kerim dışında yazılan kitaplar sadece yazanı ilgilendirir. Yazılan bir kitap Hz. Peygamber’in hadislerini de içerse, durum değişmez. Bir hadis metni “Buhar-i’de, Risale-i Nur’da, İhya’da da olsa da bağlayıcı değildir. Bağlayıcı olan tek kitap Kur’andır. Zira Kur’an, Allah’ın kelamıdır. Hz. Peygamber’den yaklaşık 250 yıl sonra yazılmış olan Sahih-i Buhar-i, 500 yıl sonra yazılmış olan İhya, 1400 küsür yıl sonra yazılmış olan Risale-i Nur kitapları Hz. Peygamberi Dünyaya tanıtmış değildir. Kaldı ki Buhar-i, … devamı…

TUTKULU OLMAK VE ÖZGÜR YAŞAMAK

TUTKULU OLMAK VE ÖZGÜR YAŞAMAK Her gün yazılı ve görsel alanda kirlilik yaşansa da, binlerce yazı, makale, haber ve görüntü önümüze servis edilse de, bizim yaptığımız devede kulak olsa da, yine de karınca misali bir şeyler yapmak gerekir. Çünkü her birimiz Salih Ameller (iyi, güzel ve doğru) ortaya koymak, gezegenimizin insani düzeni için katkı sağlamak zorundayız. İşte bu konuda bugün, “TUTKU” kavramı üzerinde durmak istiyorum. Eğer bir ülkede yaşayan insanlar yorgun, gergin ve durgun iseler, … devamı…

YAZIKLAR OLSUN!

YAZIKLAR OLSUN! “Sevgi ve Merhameti sonsuz Allah’ın adıyla,” 26-Hayır! Ne zaman ki can boğaza dayanır, 27-“Doktor yok mu?” diye bağrışılır, 28-Ayrılık vaktinin geldiği anlaşılır, 29-El ayak birbirine dolanır, 30-İşte o zaman kişi Rabbine gittiğini anlar. 31-Gel gör ki ne söze inandı, ne yöneldi, 32-Bilakis yalan dedi, sırt çevirdi, 33-Hep kibirlendi; tarafı, etrafı kendine yeter sandı, 34-Yazıklar olsun bölyesine, 35-Yazıklar olsun! 36-İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor? 37-O akıtılan bir meni damlası değil miydi? 38-Sonra bir pıhtı … devamı…

LAİKLİĞİN GEREKÇESİ VE BİZDEKİ ZAVALLILAR

LAİKLİĞİN GEREKÇESİ VE BİZDEKİ ZAVALLILAR Absürt sağır, saçma, anlamı ve akla uygun olmayan vs anlamlara gelir. Buna göre bir dini hayat, doğma ve akıl dışı olabilir. Din ile dünya işleri birbirinden ayrılabilir. Vicdan ve akıl ile çatışabilir. Sağır olabilir. Çevresine kulak tıkayabilir. Kendini ifade etmekte zorlanabilir. Gerçeğe, tarih, hayat ve tabiata doğru yerden bakmayabilir. Bütün bunlar onun “absürt” olduğunu gösterir. Tertullianus (öl. 220), Hristiyan inancı için şöyle der:  “Evet, absürt, doğma, saçma ve akıl dışı ama inanıyorum.” … devamı…

HAK DAVALAR GARİP OLUR

HAK DAVALAR GARİP OLUR Hak davalar gariptir. Bu yüzden sesleri zor duyulur ve zor kabul edilir. Duyulması ve kabul edilmesi zordur, lakin insan da derin izler bırakır. Hakkın tarafında yer alanlar, dokuz köyden kovulsa da onuncu köyden sonra gidecekleri başka bir yerleri yoktur. Böyle olmakla birlikte, biz hep; doğruluğun/dürüstlüğün, izzet ve şerefin yanında durmalıyız. Kendimizi her daim yenilemeli, tazelemeli, canlı ve diri tutmalıyız. Hak dava insanının vasıfları bunlar olsa gerektir. Bunun için de önce Kur’an’a … devamı…

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN Allah, Kur’an, İslam ve Peygamber, adalet gereği dünyada da ahirette de kendini tanımayanı tanımayacak, kendini dışlayanı dışlayacak, kendine bakmayana bakmayacak, kendine yüz vermeyene yüz vermeyecek, kendine dönmeyene dönmeyecek, kendine kıymet vermeyene kıymet vermeyecek, kendini yenilemeyeni yenilemeyecek ve kendini değiştirmeyeni değiştirmeyecektir… Buradan şuraya gelmek istiyorum. Muaviye fıkhı iktidarda olduğu müddetçe, mazlum/zalim, ezilen/ezen olmasını sürdürecek, muhalefette  Ali’nin söylemi de olsa, bu durum değişmeyecektir. Çünkü muhafazakar iktidarların yanında tarih boyunca hep servet sahipleri ve … devamı…

3. DÜNYA SAVAŞI VE ORTA DOĞU

3. DÜNYA SAVAŞI VE ORTA DOĞU Görünen o ki, bir sorun yaşıyoruz ve çözmek için üzerinde düşünmek zorundayız. Zira sadece eleştiri yapmak sorunu çözmüyor. İnsan sorunlarını çözsün diye Allah, aklı boş yere, süs olsun diye vermedi. Karşı karşıya kalınan sorunların üzerinde düşün, araştır, muhtemel sonuçlar ortaya koy, istişare yap, fakat bunları yaparken kırmadan, dökmeden, konuşma üslubunu hakarete, iftiraya, kavgaya dönüştürmeden yap dedi. Üzüldüğüm taraf şu ki, yurdumun insanları kırk parça… Cemaatları ayrı, tarikatları ayrı, Sivil … devamı…

İSLAMSIZ BİR DÜNYA

İSLAMSIZ BİR DÜNYA Graham E.Fuller: “Dünyanın problemleri, içinde bulunduğumuz sorunlar acaba, İslam Dini olmasaydı da olur muydu?” Öz eleştirisinde bulunsa da Müslümanların hiç unutmaması gereken sözü şu olmalıdır: “İslam, Müslümanlara bırakılmayacak kadar önemli bir meseledir!” Hitler, Mussolini, Lenin, Stalin, Mao ve Pol Pot gibi simaların Neron misali dünyayı kasıp kavurduğu hiç görülmemiş, iki global büyük savaşın seküler güçler tarafından insanlığa neden reva gördüğü anlatılmamış, amacı sadece barış ve adalet olan, zulme son vermek olan İslam Dini … devamı…

KADIN CİNAYETLERİ

KADIN CİNAYETLERİ   Geleneksel İslam anlayışında yanlış anlaşılan ve uygulanan bir olaydan söz etmek isterim. Bu, kadınların dövülmesi olayıdır. Nisa 34-35 ayetlerini birlikte okuyalım: “Şiddetli geçimsizlik yaşadığınız eşlerinizle önce oturup konuşun, olmazsa yataklarında yalnız bırakın, yine olmazsa bir müddet ayrılın. Barışıp anlaşırsa, hala işi yokuşa sürüp bahaneler aramayın. Yücelik ve büyüklük Allah’a mahsustur; bundan hiç şüpheniz olmasın. Eğer eşlerin arasının iyice açılıp işin boşanmaya doğru gittiğini görürseniz tarafların ailelerinden birer hakem çağırın. Niyetleri gerçekten barışmaksa … devamı…

BİLGİ, İKTİDAR ve SERVET

BİLGİ, İKTİDAR ve SERVET Biliyorum, yine gündem dışı bir konu üzerinde duruyorum. Fakat ne yapalım ki hayatımızdan silip attığımız içi boş kavramlar sebebiyle bu günleri yaşıyoruz. İddia ediyorum, eğer bu kavramları yeniden hayatımıza kazardırırsak, insanlığın dertleri önemli ölçüde azalacaktır. Bilgi, iktidar ve servet; insan hayatını kolaylaştırmak için vardır. Ancak bu güçler tekelleşmeye, baskıya, şiddete ve üstünlük kurmaya dönüştürülmemelidir. Cenab-ı Hakk Kur’an’ı Kerimde bu kavramları (güç kanakları) bazı sembol kişiler üzerinden anlatıyor. Mesela iktidarı Firavun’la, serveti … devamı…

KARDEŞİM EBU ZER

KARDEŞİM EBU ZER Dikkat ediyor musunuz sizlere hep dinin (İslamın) canlı, dinamik, yaşayan ve isyan yüzünü anlatmaya çalışıyorum, afyon ve ölü yüzünü değil. Bu yazıda da yine böyle bir yol izleyeceğim. “Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin birçoğu, insanların mallarını hem haksızlıkla yer, hem de Allah yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanları acı bir azabın beklediğini haber ver. O gün biriktirip yığdıkları ateşte kızartılacak ve alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak. … devamı…

LA İLAHE İLLALLAH

LA İLAHE İLLALLAH      Din ve ideolojilerin kaynağı vicdandır. Vicdanına dönebilen herkes bunu rahatlıkla görür ve “din” vardır der. Antropoloji (insan bilimi) ve Teoloji (din bilimi) verileri gösteriyor ki, yeryüzünde Mabudsuz ve Mabetsiz bir dönem yaşanmamıştır. Çünkü insanoğlu fıtratı gereği bunlara her zaman muhtaç olmuştur. Ancak, insanlık tarihi boyu, iktidarlar vicdanlara hep baskı yapmışlardır. Baskının sebebi, kendilerine karşı oluşacak olan muhalefetleri ortadan kaldırmaktır. Bu, doğrudan doğuya otoritenin tabiatıyla alakalı bir durumdur, dinle uzaktan/yakından bir alakası … devamı…

MÜSLÜMANLARIN KANINI KİM DÖKÜYOR!?

MÜSLÜMANLARIN KANINI KİM DÖKÜYOR!? Her tür Devlet olgusundan mahrum, korsanlık ve terörde mahir, asırlar boyu milletlerinin kanını emmiş, gayr-i meşru her yolu kullanarak ayakta kalmış, elindeki imkanlar sayesinde milletlere  hükmetmiş İsrail Devletinin Filistin Halkına; hiçbir ayrım gözetmeksizin yaptıkları gerçekten insanlık adına utanç vericidir. Bence bu tutum ve davranışıyla İsrail, kendi sonunu hazırlamaktadır! Aynı zamanda Müslümanlar da bu katliamlara ortaktırlar. Türkler, Araplar, Farslar, Kürtler,Türkmenler, Azeriler, Çerkezler, Kıptiler, Sunniler, Şiiler, Aleviler, Bektaşiler hepimiz bu vebalin ortaklarıyız. Gelin … devamı…

MUSTAFA KEMAL PAŞA

MUSTAFA KEMAL PAŞA Sayfamda Mustafa Kemal Paşanın sivil halini gösteren resmiyle bir  paylaşım yaptım. Bunun üzerine yüzün üzerinde arkadaşım bir anda beni terk etti. Yine onun zıddı bir yazıyı paylaştım yine yüzün üzerinde kişi, arkadaşlıktan çıkıp gitti. Gördüm ki ne İsa’ya yaranıyorum, ne de Musa’ya… Bu durumda; her iki tarafın da anlamadıkları üçüncü bir Mustafa Kemal Paşanın olabileceğinden hareketle bir portre çizmeye çalıştım. 1881’de doğup 1938’de vefat eden Mustafa Kemal Paşa üzerinede çok söz söylenmiştir. … devamı…

GÜNDEM DIŞI SÖZLERİM

GÜNDEM DIŞI SÖZLERİM Belki bu sözlerim gündeminize uymuyor olabilir. Ama bu sözler siyasi olmaktan öte, sosyolojiktir. Günü geleceğe taşır. “Sizin  en hayırlınız, insanlara en faydalı olanınızdır” Söz Hz. Peygamberin, sözü anlamak ve manasını genişletmek, akıl sahiplerinindir. Hz. Peygamber, Barış dolu bir düyayı, bu şekilde anlatmış ve tarihe bu şekilde kayıt düşmüştür. Sözün kapsamı oldukça geniş… Din, insan, Müslüman, hayvan ve tabiatın görev, yetki ve sorumluluğu veciz bir şekilde böyle anlatılıyor. Allah’ın ilk emirleri arasında yer … devamı…

KUR’AN’DA Kİ İSİM, KAVRAM VE OLAYLARA KISA BİR BAKIŞ

KUR’AN’DA Kİ İSİM, KAVRAM VE OLAYLARA KISA BİR BAKIŞ Kur’an’da yeri ve zamanı belli olmayan olaylardan bahsedilir. Kur’an’da bazı olaylar şahıslandırılmıştır. Yine Kur’an’da mecaz kullanılan kavramlar vardır.Örneğin isim olarak geçen “Maymun” bunlardan biridir. Maymun denilince Müslümanın aklına hemen; Darwin’nin “Evrim Teorisi” gelir, bilimsel hiç bir dayanağı ve değeri olmayan bu konu üzerinde bir münakaşa sürüp gider. Kur’an’ı Kerimde “Maymun” ismi üç yerde geçer. “Aşağılık maymunlar olun” sözü acaba niçin kullanılmıştır? Kur’an’ı Kerimi tarihsellikten çıkarıp evrenselliğe … devamı…

SORUNLAR ORTAK AKILLA ÇÖZÜLÜR!

SORUNLAR ORTAK AKILLA ÇÖZÜLÜR! Yıllar var ki siyasetin içinde, ülkenin kaderi üzerinde söz söyleyenlerle birlikte oldum. Siyaseti, hayatın olmazsa olmazı olduğunu bilmeme rağmen, bir türlü sevemedim, bana hep soğuk geldi. Modern Toplumların, kendi sorunlarını demokratik teamüllerle, ortak bir akılla çözmeye çalıştıklarını, aynı başarıyı bizim neden gösteremediğimizi düşündüm. Sorunların içinde boğulmak bir kader midir, yoksa ülke; bilerek mi bir çıkmazın içinde tutuluyor, yoksa; bu konuda bir bilgisizlik/yetersizlik mi söz konusu…? Sonunda gördüm ki “Yol üstünde bağı … devamı…

BEL’AM’IN HIRSI

BEL’AM’IN HIRSI Gözü kör eden hırstır. Hırsa kapılanın karakteri köpekleşmektir. Köpeğin görevi havlamaktır. Hırs, şeytandandır. Şeytan, insanın içinde ki kötülüklerin adıdır. İyilik ve kötülüğün çatışma alanı insandır. Bu alanın hakimi akıl ve buna bağlı iradedir. Akıl ve irade vicdandır. Vicdan ya ölüdür, ya da diri… Adem, aklının kontrolünden çıktığı zaman, tüm kötülükler etrafını sardı. Kötülük yapmak; bir irade işidir, yani bir kader değildir. Adem’i vesveseye düşüren, onun mülke olan hırsıdır. Allah, Ademin içindeki kötülüğü şöyle … devamı…

VATAN BÖLME FAALİYETİ VE ERMENİ MESELESİ

VATAN BÖLME FAALİYETİ VE ERMENİ MESELESİ Güvenlik Güçlerimiz tarafından yakalanan bir PKK’ lı diyor ki: “Ben Ermeniyim, benim gibi dağda/kamplarda Yüzlerce Ermeni var.” Zannediyor musunuz, PKK, Kürtler için dağlarda…? “Asala” Terör Örgütünün değiştirilmiş şeklidir PKK… Asala, Ermeni Komitacılarının devamıdır… Anlaşıldığı üzere bizim için bir beladır “Ermeni Meselesi”… Daha Türkçesi bugün; “Vatan Bölme Faaliyeti” yle (Şark Meselesi) karşı karşıya bulunuyoruz! Yirminci yy gelinceye kadar bin yıl Ermeniler, Selçuklular ve Osmanlıların himayesinde hiçbir baskı görmeden yaşadılar. Lakin … devamı…

ANADOLU İSLAMI

ANADOLU İSLAMI Melikşah’ın öldürülmesi üzerine yıkılan, Büyük Selçuklu Devleti bakiyesi üzerine kurulan, Anadolu Selçuklu Devleti siyasi, ekonomik ve askeri bakımdan güçsüz kalınca çözümü; Cüneydi Bağdadi, Ahmet Yesevi, Ak Şemsettin, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana, Şemsi Tebrizi, Taptuk, Yunus Emre, Şeyh Edebali, Bişri Hafi ve Niyazi Mısri gibi “Erenlerin” geliştirdikleri Kültür İslamında aradılar. Çünkü Anadolu İslamının kökleri bu “Erenlere” dayanıyordu. Erenler de içinde ki şartları gereği, İslam Dinini dışa açmak yerine, içe döndürdüler. Dinin dinamik yüzü olan … devamı…

YARATILIŞ HAKKINDA YANLIŞ GÖRÜŞLER…

YARATILIŞ HAKKINDA YANLIŞ GÖRÜŞLER…  Allah’ın kendisine farz kıldığı “Sevgi ve Merhamet” İnsanın vicdanında bulunur. Vicdanları kurumuş olanlar, sevgisiz ve merhametsiz yaşadıkları müddetçe, Allah’ın zilletinden kurtulamazlar! İnsanlık tek ve bölünmez bir bütün olan Allah’ın kopmak bilmez “İpine” sarılmadıkça, Allah’ın yarattığı fıtrî gerçeğe dönmedikçe, üstünlük ve seçkinlik alışkanlıklarından kendilerini kurtarmadıkça, insanlık ailesinin eşit fertleri olduklarını kabul etmedikçe; bu zilletten asla kurtulamayacaklardır. Yeryüzünde üstün ırk ve seçilmiş millet yoktur. Kendilerini büyük gören, insanlığa eşit değil üstten bakanlar, insanlığın tarihi yürüyüşünü hep bozmuşlardır. Bu hastalık sadece toplumlarda değil, cinsiyet olarak kendilerini kadınlardan ayrı ve … devamı…

HAC BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

HAC BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN! Bir önceki yazımda söyledim, yine söylüyorum. İslam Dini, “Sosyal” içeriği ağır olan bir dindir. “Bireysel” ihtiyaçları tatminden çok, “BİRLİK, BERABERLİK ve KARDEŞLİĞİ” önceler. Ne diyordu Hz. Peygamberimiz: “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir.” Demek ki mensup olduğumuz dininin asıl konusu, aç olan kardeşimizin derdiyle dertleşmek dinen birinci önceliği… Bununla ilgili söz de bize, Hz. Ali’den gelir. “Açın dini sorulmaz, onu doyurmak dini olmaktar öte, insani bir görevdir.” Söyleneni ben de bir … devamı…

KURBAN BAYRAMI

KURBAN BAYRAMI Kurbanı Diyanet, 80 Bin Camide Kurban kesmenin faziletiyle anlattı. Ben de; Kurbanı Allah’a  yakınlaşma, kullarına gurbân olma olarak anlıyorum. Yani; sadece Kurban keserek etin bir bölümünü gariplere, kimsesizlere, yoksullara, dağıtarak değil, ihtiyaçtan fazlasını vererek bayram yapılacağını anlıyor ve söylüyorum. Peygamberimiz Kurban Bayramında namazdan sonra, kendi evinden ve ailesinden önce, Ashab-ı Suffadaki garip, yoksul, kimsesiz, evsiz sahabelerle bayramlaşır, onlarla kahvaltı ve sohbet eder, gününü onlarla geçirirdi. Bunun gibi Müslümanlar da, bu sünnet doğrutusunda her … devamı…

ALLAH İLE BİRLİKTELİĞE YOLCULUK

ALLAH İLE BİRLİKTELİĞE YOLCULUK  Allah’ın dışında ki diğer bütün varlıklar, “oluş ve akışta” ikinci plandadır. Fakat oluşta ve akışta bir şekilde vardırlar. “Kafirlerin kalplerini mühürleriz, kulaklarına, gözlerine ve kalplerine perde çekeriz”. “Hidayete erdiren de, delalete düşüren de biziz”, “Dilediğimizin rızkını daraltır dilediğimizi artırırız”. Görüldüğü gibi Ayetlerde, “Oluşun ve Akışın” tek sahibinin Allah olduğu görülüyor. Acaba Allah, kafirlerin kalplerini niçin mühürlüyor? Neden cehenneme ait ceza bu dünyada başlıyor? Neden insanlar sefalet ve açlık içinde ölüyor? Neden … devamı…

YENİ DÜNYA SAVAŞI ORTA DOĞUDAN ÇIKACAK!

YENİ DÜNYA SAVAŞI ORTA DOĞUDAN ÇIKACAK! Eleştiri kolay ama hiçbir sorunu çözmüyor ve sorunu daha karmaşık yapıyor. Bu yaşıma geldim ve gördüm ki sorunun çözümü, üzerinde düşünmeyi ve sancısını çekmeyi gerektiriyor. Allah, insanoğluna aklı boş yere vermiyor. Düşün, araştır, muhtemel sonuçlar ortaya koy, konuş, üslubunu hakarete, iftiraya, kavgaya dönüştürme diyor. Fakat üzüldüğüm, yurdumun insanlarımın durumu… Cemaatları ayrı, tarikatları ayrı, Sivil Toplum Kuruşları ayrı, etnik yapılar ayrı bir havada… Gemi su alırken, herkes un çuvalı peşinde… … devamı…

İNSAN İÇİN DİN VE AHLAK ONTOLOJİK BİR GEREKLİLİKTİR

İNSAN İÇİN DİN VE AHLAK ONTOLOJİK BİR GEREKLİLİKTİR Her canlı, erkekle dişiden oluşur. Oluşmanın mekanı rahimdir. Gizemi çözülememiş olan rahim, sevgi ve merhamet yuvsıdır. Allah’ın var edeceği bütün varlıkların ilk yaşamı burada başlar. Bu yaratılış kanununa bütün canlılar tabidir. Tohum için toprak, ağaç için su, odun için ateş rahim görevi görür. Allah’ın bu yaratılışı kesintisiz kıyamete kadar sürecektir. Fakat zalimlik ve cahillik insanın fıtratındadır. Bu sebeple insan, kendisine verilen “sevgi ve merhameti” her zaman doğru … devamı…

İSLAM DA DEVLET OLGUSU

İSLAM DA DEVLET OLGUSU İnşallah terör, erken seçim, kirli oyunlar gölgesinde kalsa da, yine de bu yazıyı yazmaya ve İslam Devletinin sosyal ve felsefi boyutlarını ortaya koymaya çalışacağım.   Osmanlı Devletinin yıkılışıyla birlikte, İslam’ın fikir ve siyasal ülküsü, bir kere daha gündeme gelmiştir. Bu fikri en hararetli savunanların başında Hasan el-Benna olmuştur. Türkiye’de İslamcılığın fikir babası Mehmet Akif’tir. Akif, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucuları arasındadır. İstiklal Marşını yazan kişidir. İstiklal Marşı, “Türkiye Devletinin” manifestosudur. Fakat ne … devamı…

ARILARDAN ÖĞRENİLECEK ÇOK ŞEY VAR!

ARILARDAN ÖĞRENİLECEK ÇOK ŞEY VAR!  “Hintli Filozof Beydeba, “KELİLE VE DİMNE“ eseriyle insanlara ders niteliğindeki konuları hayvanların diliyle anlatır. Şimdi buradan kısaltılarak alınmış bir hikayeyi aktarmaya çalışacağım.” Bir zamanlar Çin ülkesinde Hümayun Fal adlı bir padişah ve onunda Ha ceste Ray adlı bilgin, padişaha bağlı, yönetimde usta, idarede adil bir veziri varmış. Ha ceste Yay’ın görüşlerine çok önem verdikçe halk zengin ve refah içinde yaşarmış. Günlerden bir gün Hümayun Fal ava çıkmak istemiş ve yanına veziri Ha … devamı…

RÜYALARI ÖLDÜRÜLEN GENÇLİK

RÜYALARI ÖLDÜRÜLEN GENÇLİK 12 Eylül öncesinde gençliğin rüyaları vardı. Kiminin şeriat, kiminin sosyalizm, kiminin ülkücülük, kiminin Osmanlıcılık, kiminin inkılâpçılıktı… 12 Eylül öncesi gençliğin öfkesi vardı. Kiminin emperyalizme, kiminin küfre, kiminin komünizme, kiminin kapitalizme… Gencecik yüreklerin tazeliğine aldırmadan, dünyaya kafa tutardı. Öyle ki, meydanlar “Kahrolsun” sesleriyle inlerdi… 12 Eylül öncesi gençliğin sevdası, rüyası, öfkesi bir tutkuydu… Fakat, 12 Eylülden sonra gençliğin rüyası da, sevdası da, öfkesi de yok oldu gitti. “Karıştır/barıştır, savaştırma/seviştir”  üzerine kurulan gençliğin yeni  … devamı…

NEME LAZIM

NEME LAZIM  Osmanlı’nın yıkılış sebepleri konusunda çok kişi, çok şey söylenmiştir. Söylenen şeyler de şüphesiz ki bir hakikat payı vardır. Ama ben, başka bir şey söyleyeceğim. Kanaatime göre, Osmanlıyı yıkan melanet, “Neme lazım” zihniyetidir. Aslında bu yıkım, bütün milletlerin ortak kaderidir. Şu an bu kaderi, çok derinlemesine bizler de yaşamaktayız. Toplumların yapılarında zamanla bir takım kara delikler oluşur. Bunların başında duyarsızlık, ilgisizlik, neme lazımcılık gelir. Tarih boyunca bu kara delikler nice fert, toplum, cemaat, devlet … devamı…

VARLIK, BİRLİKLE YAŞAR!

VARLIK, BİRLİKLE YAŞAR! Milletlerin hafızaları tarihleridir. Tarihini bilmeyen bir millet, hafızasını kaybetmiştir. Hafızasız milletler, acılar içinde kıvranarak yaşarlar! Tarih, bir milletin yüz akı ya da yüz karasıdır. Eğer bir millet hileci, fitneci, yalancıysa, eğer bir millet aldatıyor, kandırıyor ve her kötülüğü yapıyorsa; onun tarihi sicili bozuk, yüzü kara demektir. Bizim şükürler olsun ki, böyle bir sicil bozukluğumuz yoktur. Eğer savaşlar hile üzerinden olmasaydı, onu bile bu millet hilesiz yapardı. Dünya barışına katkı sağlayan milletler, adalet … devamı…

TÜRKİYE BİZE LAZIM…

TÜRKİYE BİZE LAZIM… “Yol üstünde bağı olanın başı beladan kurtulmaz.” Dünyanın en stratejik ülkesi Türkiye’nin yine işi zor… Bir yığın mekanizmalar hazır vaziyette, binlerce ajan, kilit mevkilerde yüzlerce para mahkumu satılmışlar, hazır kıta bekliyorlar! Ne zaman bir hayırlı iş yapılacak olsa, hemen istikrarı bozacak olaylar ard arda geliyor. İsrail’in su ihtiyacının kaynağı Türkiye’nin bu kez işi gerçekten zor! Ülkedeki kıyamet bundan kopuyor biliyor musunuz?… Işid’ın, El Kaide ve uzantılarının İsrail’e saldırısını hiç gördünüz mü? Müslüman … devamı…

ALLAH’IN SOFRASINI AÇIK TUTMAYI SÜRDÜRÜN!

ALLAH’IN SOFRASINI AÇIK TUTMAYI SÜRDÜRÜN! Bir oruç ayı daha geride kaldı. Radyo/televizyon/gazeteler de ağzı olan konuştu. Muhafazakar anlayış, Ramazan ayının faziletini, Orucun hikmetini ballandıra ballandıra anlattı. Herkes aklındakini  söyledi. İftar çadırları kuruldu. Ev iftar sofralarında herkes birbirini ağırladı. Kanaatim o ki, yine İslam kardeşliği ve barışı temin edilmedi. Halbuki kurulan sofraların amacı yemek değil, insanların birleriyle kardeşçe buluşmasıydı. Zenginin yoksulla, inananın inanmayanla, Alevinin Sünniyle, Türkün Kürt’le bir arada olmasıydı. İslamın “barış ve hoş görüsünün” çiçek … devamı…

KADİR GECESİ VE KANDİL GECELERİ

KADİR GECESİ VE KANDİL GECELERİ İslam, bizim için ezeli ve ebedi bir isimdir. Bu doğru, ancak bu kavramı biz, şekil olarak taşımaktayız. İslam, teslim olmaktan gelir. Teslimiyet Allah’ın emir ve yasaklarına dır. Bu da, İbadet kavramıyla anlatılmaktadır. İbadet çalışmak, üretmek, meydana getirmektir. İbadet sadece bir ayinden ibaret değildir. İşte problem tam da buradadır. Yani: Ülkemizde namaz kılınır, oruç tutulur, hacca gidilir, başörtüsü takılır, kurban kesilir, kandil gecelerinde camiler dolup taşar, Telli Babanın Türbesi, dul kadınların … devamı…

ÖNCE YIK SONRA YAP

ÖNCE YIK SONRA YAP Ülkemizin içinde bulunduğu olayları anlatmak için dedim ki: “Kısır çekişmeleri bir tarafa bırakın, resmin tamamını görmeye çalışın, göreceksiniz ki birçok düşünceniz değişecektir!” Resmin tamamını görmek için, flu bırakılan taraflarını görmek gerekir. Bunun için David Rockefeller’ in bizim için ne anlama geldiğini bilmemiz lazım. ABD’de kurulan Yahudi İmparatorluğu, dünyanın 25 büyük zengini, Paranın gerçek efendileri, 17 trilyon doların yöneticisi bilinmeden, ne İsrail’in arkasında ki gücü ve ne de üçüncü dünya ülkelerinin kaderini … devamı…

Şİİ-SÜNNİ SAVAŞI -2-

Şİİ-SÜNNİ SAVAŞI -2- Genelde “İslam” içerikli yazılar yazıyorum. Lakin öyle zaman oluyor ki siyasi, ekonomik ve sosyal yazılar yazmak zorunda kalıyorum. “Adam aldırma da geç git” diyemiyorum. Yazılarımı binlerce arkadaşıma, yüz binlerce kere ulaştırmanın haklı gururunu yaşıyorum. Rabbime şükürler olsun. Ben bu ülkede yaşıyorum. Bu topraklardan rızkımı temin ediyorum. Bundan dolayı da bir aydın olarak sorumluluk taşıdığıma inanıyorum. Her düşünür gibi ben de doğru kanaatlarımı yazıyor ve paylaşıyorum. İnsani hiçbir fikri tabu haline getirmeden yazıyorum. … devamı…

YARATILIŞ VE DİN

YARATILIŞ VE DİN Her canlı, bir erkek ile bir dişinin birbirine karşı olan ilgi ve alakasından, aşk ve sevgisinden oluyor. Rahim, sevgi ve merhametin dop/dolu olduğu mekandır. O rahim ki sırrı çözülmüş değil… Allah, önce var edeceği bütün varlıkları Rahime (kendilerine uygun bir mekana) koyuyor. O mekanda Sperm/Yumurta birleşmesi oluyor ve tayin edilen zaman içinde ilgi, alaka, sevgi ve tutku canlıya dönüşüyor. Biz buna “yaratılış kanunu” diyoruz. Sadece bu kanuniyet insana mahsus bir durum değildir. … devamı…

ORUÇ

ORUÇ Gerçekte biz Orucu değil, Oruç bizi tutar. Oruç asla yeme içmeyi kesmekten ibaret değildir. Bizim dindarlığımızda biçimsel yönler işin formaliteleridir. Halbuki hikmet ve esasa baktığımızda Oruç, başka bir şeydir. Oruç sabırdır, kavgasız geçen bir vakit ve kötü sözlerden uzak bir zamandır. Bir hadis-i şerifte, Ramazan’da şeytanların zincire vurulduğu söylenir. Çünkü hakikaten oruç tutulduğunda Ramazan, tam bir huzur ve sevinç ayı olur. Çünkü içimizdeki kötülükler açlıkla öldürülür. Bu yüzden Oruç’un hikmetinin gün boyu korunması gerekir. … devamı…

İNSANIN ÇIKMAZLARI: “YASAK AĞAÇLAR”

İNSANIN ÇIKMAZLARI: “YASAK AĞAÇLAR” Kur’an-ı Kerim’in değişik yerlerinde, değişik zamanları anlatan olaylar vardır ki, bunlara “Kıssa” denilir. Kıssaların anası, “Adem Kıssasıdır.” İnsanlara verilmek istenen önemle mesajlar, bu kıssada anlatılır.  En büyük, en eski ve en önemli insanlık suçu ilk olarak burada ele alınır. “Öldürmek”… Zaten kıssanın bizi ilgilendiren tarafı da burasıdır. Adam öldürmenin (Cinayetin) sebebi nedir diye baktığımızda karşımıza, “Mülkiyet Hırsı” çıkıyor. “Hırs”, Âdem’e Şeytan vasıtasıyla “vesvese” şeklinde verilir. Şeytan, insanın içindeki tüm kötülüklerin sembol … devamı…

GELİN CANLAR BİR OLALIM

“Allah’ım dar/dağınık halimize acı! Benliğimizi ayrık otu gibi sarmış olan tembellik ve cehaletimizi yüzümüze vurma! Bizi birbirimize düşürme! Senin katından gelecek her hayra muhtacız Allah’ım!”  GELİN CANLAR BİR OLALIM Din, sosyolojik bir gerçek ve gerekliliktir. Herkes bilir ki, Müslümanların geri kalmasının sebebi tembellik, cehalet ve birbirleriyle olan çekişmeleridir. Dolayısıyla geri kalmışlığa dini bir sebebi yoktur! Tabi Dine adam gibi inanılırsa, insanda din hayat bulur. “…Çünkü bir millet kendini değiştirmedikçe, Allah’ta onların halini değiştirmez…” (Enfal/53) Kur’an’da Müslümanlara hayatın ilkelerini teklif … devamı…

HAKİMİYET KİMİN?

HAKİMİYET KİMİN? Hiç şüphesiz hakimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır! Evrene/Hayata/Kainata/İnsan ilişkilerine dair tüm düzenlemeler Onun gücü ve kudretiyledir. Eşyayı, canlıları, hayvanları ve insanları bir yer çekimi kanunuyla idare eden Odur. Eğer yer çekimi kanununu Allah yaratmamış olsaydı, hiçbir düzen kurulamazdı. Ne dünya, ne ay ve ne de güneş yerinde durmazdı. Toprağa atılan tohum Onun izni olmadan çatlamaz, zamanı gelmeden bir yaprak solmaz, hiçbir varlık ölmezdi. Güneşin doğmasıyla hayat başlar, hayat onun ışığıyla şenlenir ve senin istememle … devamı…

LAT, MENAT, UZZA OLMAMAK ELİMİZDE…

LAT, MENAT, UZZA OLMAMAK ELİMİZDE… Bu yazı, eşimin Onkoloji Bölümünde Kemoterapi aldığı sırada Hacettepe Hastanesi Kafeteryasında beklerken yazıldı. Her yerde ve her alanda olduğu gibi hastane koridorlarında da insanlar, bir telaş içinde… Herkesin bir acelesi var… Kimsenin kimseyi anladığı ve duyduğu yok… Sokakta ekmeği peşinde koşanlar, bu kez hastane kapılarında kaybettikleri sağlıklarını arıyor. Herkesin yüzünden koşturmanın nedeni anlaşılıyor. Bir an önce kaybolan sağlığına kavuşmak… Sokaktaki amaç ve gaye ne kadar anlamlı ise, burada da aynısı… … devamı…

KORKULARLA YAŞAMAK

KORKULARLA YAŞAMAK Allah’ın sevgi ve merhameti sonsuzdur. Görünen/görünmeyen ne varsa hepsi; bu sevgi ve merhametle yaratılır.  Yaratmak ve yok etmek Onun “KUDRET, ADALET VE HİKMETİYLE” olur. Var oluş birbirinin sebebi şeklinde tecelli eder ve hiçbir kesintiye uğramaksızın devam eder. Bu devamı/çıkışı görmeyenler, var oluşu kavramak istemeyenlerdir. Kur’an bu yaratılışa ayet der. Yine Kur’an ortak olmaya kalkışmaya “ŞİRK”, örtmeye kalkışmaya da “KÜFÜR”der. Biz bu kavramların anlattığı manada iman ederiz. Bir yerde şirkin ve küfrün olması, bizim … devamı…

HUKUK VE HUKUKSUZLUK

HUKUK VE HUKUKSUZLUK Hemen irkilmeyin, suya ulaşmak için gidilecek yoldan bahsediyorum. Allah hayatı adalet üzerine yarattı, sevgi ve merhametle ayakta tuttu. Evrenin yasasını ve dengesini böyle belirledi ve hangi dinden, dilden, renkten ve kariyerden olursa olsun insanı adalet, sevgi ve merhamet üzere kalmasını öğütledi. Değilse, sosyal kıyametin kapıda durduğunu Kitabında yüzlerce kere tekrarlamış durmuştur. Allah insanın canının, malının, namusunun, aklının ve neslinin güvenliğinde hukuk içinde kalarak sağlanabileceğin söyler. Çünkü Kamunun yararına olan iyi, güzel ve … devamı…

ÜÇÜNCÜ SINIF BİR ÜLKE…

ÜÇÜNCÜ SINIF BİR ÜLKE…  Birbirimizi sevmiyoruz ve saygı duymuyoruz. Saygı duymak ve sabırlı olmak insana acı veriyor. Koca bir ömrü heder ediyor. Halbuki farklılıklarımız zenginliğimizdir. Ondan desenli, yüzüne bakmaya doyulamaz kilimler çıkar. Fakat Ülkemizde siyaset ve dini yapı itici, nefret uyandıran, ayrıştırıcı ve korku üzerine inşa edilmiştir. Korkularımız ümitlerimizi bitiriyor. Saygı duymanın, sevgi beslemenin ve birbirimizi anlamanın önündeki en büyük engel; din ve siyaset dilinin korku ve tehti de dayalı olmasıdır. Dünyanın bütün sorunları ve … devamı…

DİNDE ZORLAMA ZULÜMDÜR

DİNDE ZORLAMA ZULÜMDÜR Bir kadının başının açık ve ya kapalı olması, bir esnafı ezan okunurken dükkanını açık tutması, bir Müslümanın namaz kılmıyor, oruç tutmuyor olması meseleleri Devletin görevleri arasında değildir. Fakat Tarih boyunca bu konulara Devlet, Din ve Laiklik adına karışmış, “insanın din özgürlüğü” katledilmiş, büyük yaralar almıştır. Asırlar boyu Doğuda Tanrı adına insan, Batıda insan adına Tanrı öldürülmüştür. Bu konuda ki düşüncem şudur: “Ne zaman insan özgür bir şekilde Yaratıcısıyla buluşursa”, o zaman bu ilkellikler … devamı…

MÜSLÜMANI BESLEYEN KAYNAKLAR

MÜSLÜMANI BESLEYEN KAYNAKLAR Hz. Peygamber, tarih sahnesine acılar çekerek,  mahrumiyetlere katlanarak çıktı. Zaten büyük davaların kaderi hep böyle olur. “Acılar içinde doğarlar, refah içinde ölürler”. Hz. Peygamber, verdiği mücadeleler sonunda ortaya konulan İslam Davası, Kerbela ile birlikte tarihe yeterince kök salmadan ruhen kayboldu/gitti. Bir davanın “Dava” olabilmesi; aynı zamanda sağlam bir akla, güçlü bir imana ve temiz bir vicdana ihtiyaç duyar. Dava insanının kendi gönlünün derdi asla aklına gelmez. Bugün “Dava” yürütüyorum diyenlerin haline bakar … devamı…

CEHALET, IRKÇILIK (TAASSUP) VE DÜNYEVİLİK (HIRS)

CEHALET, IRKÇILIK (TAASSUP) VE DÜNYEVİLİK (HIRS) Kitabımız Kur’an namazdan, baş örtmekten bahseder fakat bu ve benzeri şeylerin “cazasından” bahsetmez. Buna rağmen muhafazakar zihniyet, bu hükmü bir türlü kabul etmiyerek, “Yeni bir din mi icat ediliyor!” diye ayağa kalkıyor. Aslında durum hiçte ayağa kalkılacak gibi değildir. Bunları Kur’an söylemektedir. Fakak Muhafazakar kesim İslama sadece bir inanç (religon) olarak baktığından, Kur’an’ın bu söylediklerini bir türlü göremiyor. Bunun sebebi bence; muhafazakarların cehalet, taassup ve hırsından kaynaklanıyor.   Ayrıca … devamı…

DİKTATÖR ELEŞTİRİLEMEZ!

DİKTATÖR ELEŞTİRİLEMEZ! Hz. Peygamberin yaşamı, insanlık için bir örnektir. Arkadaşları tarafından eleştirildiğinde dahi O, asla rahatsızlık duymamıştır. Dahası,   “Mü’minler birbirini yıkayan iki el gibidir” demiştir. Yapılan eleştirileri önce dinlemiş, sonra da güzel olana uymuştur. Çünkü O, “söz” söylemek, söyledeği sözle uyumlu olmak ve insanlığa örnek için gelmiştir. “Bir’i Mauna” olayında pusuya düşürülen 70 tebliğcinin öldürülmesine çok üzülmüş, failler için bir müdeddet bedduada bulunmuş, akabinde bizzat Allah ikaz etmiş, ”Ey Nebi biz seni, insanlığa beddua edesin … devamı…

FİNCANCI KATIRLARI

FİNCANCI KATIRLARI Merak etmeyin, iş neticesiyle belli olur. Emin olun ki, söz samimiyeti ölçüsünde kabul görür. “Kim bir fikri içtenlikle savunur, hayata aktarır, ikiyüzlü davranışlardan kaçınırsa Allah, onun etrafında bir sevgi halesi oluşturur.” Buna yürekten inanıyorum. Bir şeye daha inanıyorum: Haklı hiçbir fikir, gül bahçesinden geçmiyor. Kabul edilsin ve ya edilmesin insanların çoğu kervana koşuyor, yük sayılacak hiçbir fedakarlık içine girmiyor, doğru bir söz duymak istemiyor. İşte benim için, “Hılfu Fudul” hareketi bir mücadele, beş … devamı…

PEYGAMBERİN HAYATI YAŞAYAN KUR’AN’DI

PEYGAMBERİN HAYATI YAŞAYAN KUR’AN’DI   Dediler ki: “Yerden bir pınar fışkırtmadıkça, hurmalıklardan ve üzümlüklerden bir bahçe yapıp aralarından çaylar akıtmadıkça yahut iddia ettiğin gibi göğü üzerimize parça parça düşürmedikçe veya Allah’ı ve melekleri karşımıza açıkça getirmedikçe, altından bir evin olmadıkça ya da gökyüzüne çıkıp oradan bize özel bir mektup getirmedikçe sana inanmayacağız.” Sen de ki: “Rabbimin şanı yücedir. Ben sadece bir beşer, sadece bir elçiyim.” (İsra; 17–90–93). Kur’an’da buna benzer çok ayet vardır. Bu ayetler, … devamı…

HARAM HAYATLAR

HARAM HAYATLAR Sosyalistlerin dinden uzak durmalarının sebebi, Müslümanların kapitalist hayata yakın olduklarına inanmalarındandır. Aslında olay düşünüldüğü gibi değildir. Bana göre bu algı kablolarının ters bağlanmasından ileri gelmektedir. Bir sosyalist de Pekâlâ dini bütün olabilir. Zaten Sosyalistlerin dine soğuk bakmaları, kendilerine bir yarar sağlamamıştır. Aslında İslam’ın ekonomik ve politik duruşu sosyalist politikalarla bir benzerlik gösterir. Her ikisi de düzene tepki olarak doğmuştur. Her ikisi de düzenin kendilerine sunduğu iltifatları reddetmitir. Buradan da anlaşılıyor ki İslam’ın yüzü … devamı…

MÜSLÜMANIN ALGI SORUNU SADECE DİN ALANINDA DEĞİL Kİ…

MÜSLÜMANIN ALGI SORUNU SADECE DİN ALANINDA DEĞİL Kİ… Müslüman, Kur’an’ı anlamada bir sorun yaşıyor ve bu hal öyle hafife alınır türden de değil ve ipin ucu daha fazla kaçmadan tutulmalıdır. Yani davranışlarımızın belirlemesinde önemli rolü olan Din ve Kur’an’ı birer kavram olmaktan kurtarıp, hayatın içine çekmeliyiz. Kanaatime göre Müslümanların sorunları burada yatmaktadır. Din ve Kur’an bugünkü dar alanından kurtarılmalı, ibadet anlayışımız sadece birkaç ritüelden ibaret görülmemeli ve bütün davranışlarımızın ibadet kapsamında olduğu bilinmelidir. Algı sorunu … devamı…

SELEFİ ZİHNİYETLE BARIŞ OLUR MU?

SELEFİ ZİHNİYETLE BARIŞ OLUR MU? Hz. Peygamberin görevi; kalpsiz dünyaya İslam’ın barışını, sevgi ve merhametini taşımaktı. Kur’an-ı Kerim’in ruhu bundan ibaretti. Peygamberin vefatı sonunda, Ebubekir iki yıl boyunca işleri aynı çizgide sürdürdü. Ömer on yıl boyunca, İslam ordularını savaştan savaşı taşıdı. Civar kabile ve ülkelere sarkmaya başladı, hatta Müslümanlar, Azerbaycan’a kadar gittiler. Bu durum, “Fetih” hareketiyle meşrulaştırılmaya çalışılsa da İslam’ın savaş ruhuna ters bir durumdu. İçe dönük ilk şiddet olayı, Halife Ömer’in öldürülmesi oldu. Buna … devamı…

DEMOKRASİ DİN MİDİR?

DEMOKRASİ DİN MİDİR? Hayır! Demokrasi, bir yönetim biçimidir. Ama dini de siyasallaştırmamak lazımdır! Bir yönetim Biçimi ne kadar mükemmel olursa olsun (buna din de dâhil) kötü uygulanırsa, zulme dönüşebilir. Beşeri yönetim modelleri, insanların tarih ve zaman içinde akıl, bilgi ve birikimleriyle sağlanmış ve çetin yaşam mücadeleleri verilerek elde edilmişlerdir. Fakat Din böyle değildir. Bozulan “Sosyal Yapılara” müdahale, beşerin çaresiz olduğu zamanlarda İlahi olarak gelmişlerdir. Beşeri yönetim modelleri, Din tanım içine konulamazlar. Böyle bir eğilim, Dini … devamı…

GELMEKTE OLAN BİR TEHLİKENİN AYAK SESLERİ

GELMEKTE OLAN BİR TEHLİKENİN AYAK SESLERİ Gençliği olmayan bir milletin ömrü kısa olur. Zira ot kök üstüne biter. Bu sosyolojik bir gerçektir. Bu itibarla bir milletin gençliği zeki, çevik ve aynı zamanda çalışkan olmalı; iyi, güzel ve doğru hayat sürmeli; anasının, babasının, atasının ipini satmamalı; tarihin, vatanın ve bayrağın ne demek olduğundan haberi olmalıdır. Eğer bir millet, ideal bu gençleri doğuran, yetiştiren, koruyup kollayan analara; bu gençlerin gelecekleri için kendini siper eden babalara sahip değilse, … devamı…

SOSYAL KIYAMET İŞTE BUDUR!

SOSYAL KIYAMET İŞTE BUDUR! “İnsanın yediğinden, içtiğinden, giydiğinden ve önden yolladığından başka ne bir malı ve ne de bir rızkı yoktur.” Bu sebeple kimse, rızkını kire, “Haram”a bulaştırmasın! Laik düşüncenin tercih edildiği ülkelerde insan rızkının “Helal/Haram”  olduğuna pek bakılmaz. Onun için kutsal kazanç, “Vergidir”. Hepimiz biliriz ki hayat, sonsuz değildir. Yüz ekmeği olan, bir ekmek yer gerçeği biliriz de, yine de hırsımıza yenik düşeriz. Nedense hiçbir karşılık beklemeden sevgilerimizi ortaya koymakta, kardeşlik duygularımızı göstermekte hep … devamı…

DİN SORGULANIR MI?

DİN SORGULANIR MI?  Hayır! Ama dini düşünce sorgulanır. Bu nu söylüyorum kızıyorlar. Niye kızıyorlar ki? İnanç, itikat, peygamber sorgulanmaz. Irk, dil, renk sorgulanmaz. Ama onlar için ortaya konulan düşünce biçimleri tartışılabilir. Yahudiler, Hristiyanlar, Türkler lanetlenemez. Ama onların davranışları lanetlenebilir. Mesela İslam dünyası doğuşundan beri, haklı/haksız bir takım eleştiri ve hakaretlere maruz kalmıştır. Mesele Hz. Peygambere deli, mecnun, sihirbaz denmiştir. Bu günde aynı şeyler devam ediyor. Ne yaparsın, “Meyvesi olan ağaç taşlanır”, “Yol üstünde bağı olanın … devamı…

BU SEVDAYA VURGUNUM BEN

BU SEVDAYA VURGUNUM BEN İslam dünyası kendisini, kültürünü, kurumlarını ve dini düşünce alanını sorgulamalıdır ki,  sorunlarının üstesinden gelebilsin. Bazıları bize: “Modernist ve ya Reformist” diyorlar. Hâlbuki gölgelerinden korkan bu insanlar, dini düşünce alanını sorgulayabilselerdi böyle düşünmeyecekler ve içinde bulundukları zavallılığı örtmek için sorunlarının kaynağını dışarıda aramıyor olacaklardı. İslam dünyasının sorunu bana göre, “YÖNETİMSEL ve SİYASALDIR.” Müslümanlar Hz Peygamberde bu tarafa hala kendilerine özgü bir “İdari Yönetim Modeli”  oluşturamamıştır. İslam dünyasında ki sorunların altında elbette ki … devamı…

HUKUK’UN TEMELİ

HUKUK’UN TEMELİ Hukuk’un temeli adalettir. Adaletin temeli, “Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, iftira atmayacaksın, yalan söylemeyeceksin, bir halkı yerinden yurdundan etmeyeceksin” dir. Din dilinde bunları işleyen kişi veya kişiler dinden çıkmış olur. İnsan hakları bildirgesinin ve dinin özü budur. Yoksa dindarlık, ritüel yapmak demek değildir. Yazık ki Dünya ve İslam Âlemi, bu konuda sabıkalıdır. Sevgi ve barış demek olan İslam, Hz. Peygamberin ölümüyle birlikte bu değerleri yitirmiş ve kana bulanmıştır. Eski İslam kültürü demek, Peygamberin vefatı ve nüzul … devamı…

İNSANIN KORKULARI

İNSANIN KORKULARI  İnsan, fıtratı gereği korkar. Bu korkularının başında “açlık” gelir. Yaşamı tehdit eden açlık sebebiyle, akıl almaz yollara sürüklenmekten çekinmez. En anlamlısı da, “isyandır” Sıklıkla söylemeye çalıştığım gibi, Allah zenginleri zenginlikleriyle, fakirleri de fakirlikleriyle imtihan etmez. Bunu kaderden saymak, başka bir gaflettir, kaderi bilmemektir. Allah insana her şeyi bir emek karşılığında verir. Bu sebeple, herkesin kaderi kendi boynuna asılıdır. Bu da der ki Allah’ın içinde bulunmadığı olay yoktur. Yani kulun yaptığı şeylerin enerjisi Allah’a … devamı…

İSLAM KÜLTÜRÜ VE DİNİ DÜŞÜNCE YANLIŞLARI

İSLAM KÜLTÜRÜ VE DİNİ DÜŞÜNCE YANLIŞLARI Allah, Kur’an, Peygamber ve Din üzerinde Mekke Müşrikleri alay ettiklerinde, En’am suresinin 68. Ayeti, Medine Yahudileri ve Hıristiyanları alay ettiklerinde, Nisa suresinin 140. ayeti geldi. Allah, Kur’an, Peygamber ve Din üzerinde yapılan her olumsuz davranış ve rencide edicidir her hareket Müslümanları tarih boyu hep incitmiştir. Ancak bunlara karşı yapılacak iş, konulacak tavır, ayetlerde olduğu gibidir. “Alay edenlerle birlikte oturmayın, oradan uzaklaşın” Yani, silah kullanmayın, öldürmeyin, işkence yapmayın ve sövmeyin. … devamı…

EMEĞİN KADAR ADAMSIN

EMEĞİN KADAR ADAMSIN Sözüme şöyle başlamak istiyorum. Saf, berrak, gerçek bir Din/İslam penceresinden bakarsak: “Bir Müslüman servet biriktirir ve yalan söyler mi?” Hemen demek lazım ki, Hayır! İkisini de yapmaz ve yapamaz. Mesela imtiyaz kullanmak suretiyle kendi şahsına “servet” biriktirirse ne olur? İnsanın gözünde itibarsız olur. “Yalan” söylerse ne olur? Artık ona bir şey emanet edilmez. O da asla iflah olmaz. Sizce bu iki kötülüğün arkasında kim vardır? Dış mihraklar mı? Din düşmanları mı? Darbeciler … devamı…

KUL HAKKI

KUL HAKKI   İnsanın din ile ilişkisi, “Dine girmek, Dini yaşamak ve Dinden çıkmak” şeklinde olur. Bu üç alanda da asla bir zorlama olamaz. Mesela kişi namaz kılmıyorsa sopa vurulamaz, oruç tutmuyorsa sorguya çekilemez, başını örtmüyorsa cehennemle tehdit edilemez, ezan vakti dükkânını kapatmıyorsa zorlanamaz! Bu yaptırımların hiçbiri İslam’i değildir! Fakat bunlar Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Afganistan gibi ülkeler de İslam adına yapılmaktadır. Müslüman bir kimsenin bireysel ibadetlerini ihlal etmesi durumunda sadece irşat, nasihat ve hatırlatma … devamı…

TAKDİR VE KADER

TAKDİR VE KADER “Biz, her insanın kaderini kendi çabasına bağladık…(Takdir ettik)” 17/13 Kader, insan aklının alamayacağı kadar karmaşıktır. Kader, yol ayrımı ve seçeneklerdir. Kader, cüz’i irade ile külli iradenin birleştiği, kulun istediği ve Allah takdir ettiği bir durumdur. Allah kimseye kim olursa olsun haksızlık eden, dayatan değildir. Tercihlerimiz bize aittir. Ancak hatalarımızı da kadere götürüp bağlamak doğru değildir. Böyle yapılması bir samimiyetsizlik ve sorumsuzluktur. Tüm fiillerin ilk kaynağı, kulun kendisidir. Allah’ın takdiri ve yaratmasıyla da … devamı…

EMEVİ DİN ANLAYIŞI

EMEVİ DİN ANLAYIŞI     Çocukluğum dâhil önceki dönemlerde bilgiye ulaşmak zordu. Bir kütüphaneye girmek için ya üye olacaktın ya sıra bekleyecektin. Şimdi öyle mi, bilgi bir tuşun ucunda ama onu da okuyan kalmadı. Artık kitapların birbirine karışan kokuları teneffüs edilmiyor. Bir dostuma yazılarımı okuyup okumadığını sordum. Bana “Çok uzun, okumaya vaktim olmuyor” Dedi. Bu bilgi kirliliğinde insanlar ne keder de şaşkınlar. Fakat konuşmaya gelince herkes alim, vara da konuşuyor, yoğa da konuşuyorlar. Neyse biz sadede gelelim. … devamı…

MÜLKE TAPAN SAMİRİNİN TORUNLARI

MÜLKE TAPAN SAMİRİNİN TORUNLARI İnsanın önüne konulan bir fikir ezber bozmalı,  rahatsız etmeli ve sorumluluk yüklemelidir. Fakat ne yazık ki, Emevi Saltanatından bu yana, din anlayışı ve anlam kaymalarına uğratılmış Kur’an  bu misyonu yerine getiremedi. Yazıya derinlik vermesi açısından şöyle bir misal verelim. Bakara Suresi 219. ayeti: “Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki; ihtiyaçtan fazla olanı.” İken, Her yıl hacca giden hacılara Suudi makamlarınca dağıtılan muhafazakâr ve klasik yaklaşımlı Kur’an’da ise: “Sana iyilikten ne yapacaklarını sorarlar. De … devamı…

ŞOK EDEN GERÇEK

ŞOK EDEN GERÇEK Cennete kimler girecektir desek, hiç düşünmeden ve tereddüt etmeden cevabı yapıştırırız. “Tabiki Müslümanlar” deriz. Sakın ha, kimse kendini Allah’ın yerine koyup da cenneti ve cehennemi doldurmaya kalkmasın. Şu girecek, bu girmeyecek demesin. Çünkü insanın toptancı anlayışına göre, Allah’ın böyle bir “Cenneti” ve böyle bir “Cehennemi” yok! Zira kimin cennete gireceğine Allah karar verecektir. Tevhidin ve takdirin gereği budur. Bu sebeple kimse, Allah’ın seçimine karışamaz ve hakta iddia edemez. Kim bilir belki hiç … devamı…

PEYGAMBER, KANDİL VE RACHEL

PEYGAMBER, KANDİL VE RACHEL Geçtiğimiz günlerde bazı Müslümanlar kulaktan dolma bilgileriyle, “Merhaba Ey Ali Sultan Merhaba” diyerek “Kandil” kutlaması yaptılar. Doğum olayı ile birlikte Kandil kutlanması alelade bir olay değildi. Zira bu zamanda Sava gölü kurumuş, Kisra ’nın Sarayının sütunları yıkılmış ve Mecusilerin bin yıldır yanan ateşi sönmüştü. Bu öyle mübarek bir doğumdu ki, insanüstü(!) bir insan yeryüzüne gelmiş, “Aşkına felekler devir eylemişti ” Hatta bütün her şey onun hürmetine yaratılmıştı(!) Dünyaya öyle bir Peygamber geliyordu ki, … devamı…

YENİYIL VE RÜYALARI ÖLDÜRÜLEN GENÇLİK

YENİYIL VE RÜYALARI ÖLDÜRÜLEN GENÇLİK Eğer eşler birbirini takdir etmiyorsa, birbiri için fedakârlık yapmıyorsa, Aile içi iletişim, sevgi ve saygı ölmüşse, verdikleri sözler unutulmuşsa, hak ihlalleri yapılmış ve birlikte geçirecekleri zamanları kalmamışsa: O zaman eşlerin stres içinde olduklarını söyleyebiliriz. Bu stres bir mikroptur, çocuklara hemen sirayet eder. Ana/babası olsa bile çocuklar yalnızlığa mahkûm olur. Çünkü stresli bir ortamda büyüyen çocuklar, mutsuz olur. Mutsuz çocuklar toplumun temeline konulan dinamit gibidir. Toplumda meydana gelen olayların sonuçları bir … devamı…

MÜSLÜMANIN MÜLK İLİŞKİSİ

MÜSLÜMANIN MÜLK İLİŞKİSİ Kur’an’ı okuyan Müminlere Kitap derki: Allah’ın zatını aramadan önce, mülkünü görün, anlayın, insanlığın başına ne belalar açtığı üzerinde düşünün. Çünkü bizi ilgilendiren taraf burası… Çünkü “Şirke” düşmek hep Mülkün üzerinden olmuştur. Çünkü insanların Allah’ın mülküne ortak olmak hastalığı hep buradan başlamıştır. Malum olduğu üzere, insanlık tarihinin en temel sorunu; “Mülkün Allah’a (en-Nâs’a) ait olduğunun” reddi konusudur. Buradan iki kavram ortaya çıkıyor: 1-   Küfür, Kâfir 2-   Şirk, Müşrik Özetle söyleyecek olursak Müşrik, Mülke … devamı…

NEDEN İTİBARSIZLAŞTIK?

NEDEN İTİBARSIZLAŞTIK?                                                                           “İtibar” saygı görme, değerli ve güvenilir olma, ehemmiyet verme, hürmet, hatır sayma ve kulak asma anlamlarına gelse de, gerçek anlamda itibarlı olma, varlık içindeyken ona değer vermeden halkın içinde onun gibi yaşamaktır. İtibar şan, şöhret, kariyer, … devamı…

YARATILIŞ

YARATILIŞ Bir okuyucum, son yazımdan sonra: “Hocam! Biz dünyaya niye getirildik?  Bizim getirilmemizdeki amaç neydi? Allah buna neden gerek duydu? Ben imtihan olmak istemiyordum ki? Bu tür soruları çok duydum. Dünyaya niçin geldiklerini soran, nereye gideceklerini bilmediklerini söyleyenle çok insan gördüm. Doğrusu bu soruları muhatabına sormak gerekir! Aslında şu gök kubbe altında bu tür sorular, insan var olduğu günden beri hep sorulmuş ve Allah, kitap ve peygamber göndererek bu tereddütleri gidermiştir. Hocaya sormuşlar: -Hocam! İnsanlar … devamı…

HAYAT EŞİTLİK ÜZERİNE KURULDU

HAYAT EŞİTLİK ÜZERİNE KURULDU İslami çevreler de “eşitlik” kavramına karşı bir alerji (iticilik) oluşmuştur. Dahası İslam’da “eşitlik” yok “adalet” var, “devrim” yok “diriliş” var denilerek komik durumlara düşülmüştür. Hâlbuki eşitlik bir Kur’an kavramıdır. İslam devrimci ve dinamik bir hareketin adıdır. Lakin muhafazakâr anlayış hala bu mukayeseyi yapamamış ve anlayamamıştır. Kur’an’ı Kerim “eşitlik” kavramını yaratılışta, rızık ve rızık kaynaklarında, fizikî ve tabii farklar sebebiyle “eşitliğin” bozulmaması noktalarında kullanmıştır. İslam Dini mülkün “temerküz” edilmesine karşı olduğunu, aksi halde; sosyal … devamı…

KAPİTALİZM

KAPİTALİZM “AÇLIK” konusunda bir yazıyı kaleme aldığımda, okuyucumun ne düşündüğünü merak etmiş, kendileriyle bir diyaloğa girmiştim. Maşallah, meğer fikri düzeyi yüksek arkadaşlarla berabermişim. “Allah, her hepimizi iyilik, güzellik ve doğruluktan ayırmasın!” Okuyucu yorumlardan şunu anladım ve gördüm ki okuyucu bilgiden ziyade, bilinçli olmak istiyor. –Hocam! Açlığın gerekçesini bir daha anlatır mısınız? Diyorlardı. Ben de yeni konuya şu soruları sorarak başlamak istedim. Arkadaşlar! Siz hiç: Zalim kim olursa olsun ona karşı, mazlum kim olursa olsun ondan … devamı…

AÇLIK

AÇLIK Kur’an’ı Kerimde bazı emir ve yasaklar sadece Müslümanları ilgilendirir, bazı hususlar da tüm insanlığı ilgilendirir. Örneğin ekmek edinme hakkı, özgür yaşama hakkı bunlardan sadece birkaçıdır. Bir insanın aç bırakılması, tutsak edilmesi bir insanlık suçudur. Zira açlık, toplumlarda telafisi imkânsız sıkıntılar demektir. Bunların başında da  “Ahlaksızlık” gelir.  Açlık ve ahlaksızlık bir birinin içinde yaşar. Açlık öyle bir melanettir ki insana, insanlığını unutturur. Bir insan ne kadar dindar ve vatansever olursa olsun eğer aç bırakılırsa, akıl … devamı…

DÂRU’S-SELAM

DÂRU’S-SELAM “Barış, esenlik, huzur ve adalet yurdunun” adı Dâru’s-Selam’dır. Zamanın sorumluluğundan kurtulmak, doğru ve yanlış adına söylenen fikir ve düşünceleri yeni yorumlara kavuşturmak ve İslam’ın yenilikçi damarını devam ettirmek için bir çabaya gerek var. Yani yeni bir şey söylemeye değil, çabaya gerek var. Çünkü söylenenler söylenmiştir. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Hz Peygamberden itibaren devam eden ve İslam düşüncesini taşıyan fikir akımlarına bakıldığında, sayılarının binleri bulduğu görülür. Bunların bir kısmı taraftar bulmuş, bazıları itibar görmüş, … devamı…

TAKVA

TAKVA   Önceki yazımda belirttiğim gibi Kuran’ın otuza yakın ismi arasında “Kutsal Kitap” diye bir isim bulunmamaktadır. Daha önceki kitaplara kutsallık atfedilmesi, başlarına çok şey açmıştır. Zire kutsallık eski dünya dinlerine ait bir kavramdır. Aslında din adamları kutsallık kavramının gölgesi altında kendilerini kutsamışlardır. Kutsamalarının sebebi, toplum üzerinde otorite kurmak ve kendilerini tartışılmaz yaparak aklı ve tefekkürü yok etmek içindir. Kitap kelimesi sözlükte yazmak, telif etmek, göndermek, kaydetmek olarak anlaşılsa da, Arapçada kitaptan maksat okunan, toplayan … devamı…

KUR’AN’IN “KERİM” İSMİ NE ANLATIR?

KUR’AN’IN “KERİM” İSMİ NE ANLATIR? Bir devletin bir derneğin veya bir partinin ismi olur. O isim o devleti, o derneği veya o partiyi anlatır. Kur’an’ın da otuza yakın ismi vardır. Hepsi de Kur’an’ı değişik yönlerden anlatır. Furkan (ayıran) Zikr (hatırlatan) Tenzil (indirilen) Hadis (söz) Mev’iza (nasihat) Hikmet (bilgelik kaynağı) Şifa (tedavi eden) Huda (doğru yolda yürüten) Sırat-ı müstakim (doğruluk/dürüstlük) Habl (yol/ip) Rahmet (sevgi/ merhamet kaynağı) Ruh (canlılık/soluk/nefes/gerçek yaşam) Kasas (öykü) Beyan (açıklama), Besair (vicdanın sesi), … devamı…

KAVGAM

KAVGAM Cumhuriyetle ilgili tebrik amacıyla arkadaşlarıma bir cümle yazdım, yüzlerce kişi beğenmiş, bazıları da farklı kanaatlerde bulunmuş. Objektiflik ve tarafsızlık adına herkese teşekkür ederim. Azınlıklara söz söyleme hakkı tanımak demokrasinin olduğu kadar insanlığın da bir gereğidir. Yeter ki sözlerimiz/görüşlerimiz toplumumuzu yaralamasın, bölmesin, şiddet çağrıştırmasın. Benim kavgam öncelikle, İslam’ın yeniden anlaşılmasına yöneliktir. Lakin bu ülkede özgürce bu bayrak dalgalanmazsa ben bu işi yapamam. İnsanlığın en kadim haklarının başında yaşama hakkı, kendini ifade etme hakkı gelir. Fakat “Totaliter/ceberut ve … devamı…

KERBELALAR ŞİMDİ DE YAŞANIYOR!

KERBELALAR ŞİMDİ DE YAŞANIYOR! Yurdumun insanı farklı çizgilerde yaşıyor olsa da birbirini anlamak, 814 bin km kare toprağın kaderlerini paylaşmak, evrensel değerlere ve yeryüzünün gerçeklerine gözlerini ve kulaklarını kapamayarak zulme/zalime karşı durmak zorundadırlar. Yani iki kişiden biri “Adalet” diyorsa, diğeri de adalet demek, eğer ikisi de açlıktan söz ediyorsa, ikisi de ekmeği çalana kılıç çekmek zorundadır. Hem bu topraklar parçalanmayı ve ayrılığa düşmeyi, birbirine ilgisiz olmayı,  birbirine sırt çevirmeyi, birbirine kin beslemeyi, birbirine haset etmeyi, … devamı…

KURANI ANLAMAK, SİYASET YAPMAK

KURANI ANLAMAK, SİYASET YAPMAK   Dört elle sarıldığımızı zannettiğiniz Kur’an bize ve insanlığa acaba ne demek istiyor? Bundan yeterince haberdar olmadığımızı görüyorum. Müslüman olduğunu söyleyen bazı kesimler diyorlar ki: “Allah’ın hükümleriyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” Burada duralım, Acaba bir kişi Kuran’ı Kerimi okuduğu halde terk edebilir mi? Eder… Acaba ona abdestsiz dokunulur mu? Dokunulur… Acaba insanlığın kalp gâhî Kâbe’ye, Gayr’ı Müslim kimseler girebilir mi? Girer…  Fakat “Teberrüken” de olsa Kur’an okunurken; “Bana ne diyor ” … devamı…

KUR’AN NASIL OKUNMALI?

KUR’AN NASIL OKUNMALI?   İnsanlığa bir öksüzün vicdanı üzerinden gönderilen Kur’an benim görüşüme göre; anlaşılarak (tefekküren) ve hayatın içinden okunmalıdır. Değilse, okunan Kur’an ölü bir Kur’an olur. Allah kendi kitabında kendisine “Hayy” ve “Kayyum” demiştir. Yani kendisini dipdiri, yaşam kaynağı ve yarattıkları üzerinde titreyen kavramlarıyla anlatmıştır. Buradan şu hakikat çıkar: Evrenin yaşam kaynağı ve enerjisi Allah’ın sevgi ve merhametidir. Evren üzerinden bu sevgi ve merhametin bir an için kesilmesi, kıyametin kopması anlamına gelir. Bu tespitten … devamı…

ABESE

ABESE Abese Suresi Mekke’de inmiş, zengin/fakir ayrımcılığı sorununa dikkat çekmiş, muazzam mesajlar içermiş muhteşem bir suredir. Surenin bütünlüğüne bakıldığında konunun, yoksul ve kör biri olan (İbni’l Ümmi Mektum) ile Mekke’nin ileri gelen zenginleri arasında geçtiği görülür. Surenin ilk beş ayeti müşriklerle, ikinci beş ayeti Hz. Peygamberle ilgili olduğu görülür. Hz. Peygamberin yanında Velid bin Mugire, Ümeyye bin Halef, Utbe bin Rebia ve Ebu Cehil gibi Mekke’nin ileri gelen zenginleri olduğu bir sırada, Ümmi Mektum çıka … devamı…

GELENEKLE SÖYLEŞİ

GELENEKLE SÖYLEŞİ İnsanlık tarihi boyunca söylenenler söylenmiştir. Ben de zaten yeni bir şey söylemiyorum. Sadece Muhafazakâr Sünni Gelenekte ters bağlanan kablolara dikkat çekmek istiyorum. Facebook dünyasında bulunduğum süre içinde insanlarla bir şekilde bir ortak nokta buldum ve anlaştım. Fakat kendilerini Risale Şakirdi gören, bir Şeyhin eteğine yapışan, Şeyhi olmayanın şeytandır diyen, kendilerini Naciye gören, layüsel önderler (!) sahip olduklarını söyleyen kimselerle hiç anlaşamadım. Bütün bunlara sebep, Muhafazakâr Sünni Geleneğin ters bağlanan kablolarının olduğunu anladım. Yani … devamı…

ANKEBUT HAYAT YAŞAMAK

ANKEBUT HAYAT YAŞAMAK Bildiğiniz gibi Kur’an’ı Kerimde 114 sure bulunmaktadır. Bunlardan birisi de 69 ayet içeren 29. Sıra sayılı “Ankebut” Suresidir. Mekke döneminin son, Medine döneminin ilk surelerindendir. Ankebut,  “Dişi örümcek” (karadul) ve ya “Örümcek ağı” denilir. Sure,  “Münafık” kavramıyla çok ilgilidir ve kelimenin ilk geçtiği yer de burasıdır. Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiklerinde ilk iş olarak bir toplanma yeri (mescid) inşa eder. “Hayyalelsalah” (haydi toplantıya) diye nida edildiğinde Müslümanlar orada toplanır, hem namazların kılar … devamı…

ÖLÜ RUHLAR!

ÖLÜ RUHLAR! Ölüler konuşmaz, duymaz, haber vermez, gömüldüğü yeden ikinci kere diriltilinceye kadar kalkmaz ve ölüler hortlamaz. Benim buradaki “ölü” ruhlarda ki kastım, İslam Dininin ve Kur’an’ı Kerimin ölü hale gelmesi ve onları ölü hale getirenlerdir. Peki, bu nasıl oluyor? İslam ve Kur’an tıpkı insan gibi canlıdır, insan da İslam ve Kur’an’ı ruhunda bütünleştirerek yaşar. İnsanın bu duygu ve düşüncesinin yaşandığı mekân vicdanı, ışığının aksettiği yerde beynidir. Bu yönü itibariyle insan kalbi (vicdanı) boş bırakılmamalıdır. … devamı…

KURBAN/HAC BAYRAMI

KURBAN/HAC BAYRAMI Din, bir yaşam biçimidir. Bu yaşam sayıları beşi ve altıyı geçmeyen Ritüelden ibaret değildir. İbadet iş ve değer üretmektir. İslam’ın ibadet kısmı bu üç/beş Ritüelden ibaret değildir. Eğer dini hayat bu şekildi anlaşılır ise, o zaman dinin yaşam alanı daralır. Tarikatların, kendilerini dini cemaat addeden kuruluşların uydurma hadislerle açtıkları yol, dinin daraltılmış yönüdür. Asırlardan beri dinin içi (özü), gerekli gereksiz bir sürü teferruatla doldurularak boğulmuştur. Beş dakikada bitirilecek iki rekâtlı bir namaz için … devamı…

KÂBE’NİN YOLLARI…

KÂBE’NİN YOLLARI…   Bu günler Müslümanları bir ‘Kâbe’ye gitme telaşı sardı. Kâbe’ye gidecek, Hacer-ül Esved taşına itiş kakış dokunacak, Şeytan taşlayacak, daha bir sürü ritüel yapacak, yorucu ve meşakkatli bir eylemin ardından arınmış olacak, ülkeye hacı olarak döneceklerdir. Ama bütün bunlar yapılırken “Şarktaki bir Müslüman’ın ayağına bir diken battığı zaman, Garptaki bundan elem duymuyorsa; o bizden değildir!” sözü unutulacak, vicdanlarda yok sayılacak ve buhar olup gidecektir. Bu arada, Müslümanların boğazlanması, kanının sel gibi akması görmezden … devamı…

SALATTAN ZEKÂTA

SALATTAN ZEKATA Söyleyeceğim sözler daha önce, bir takım simaları tarafından söylenmiş olan sözlerdir. İslam adına söylenmiş olsalar da, söz sahipleri anlaşılmadıklarından bedelini hayatlarıyla ödemişlerdir. İster kabul edilsin, ister edilmesin bu görüşler sarsıcıdır. Çünkü tarih boyu bu sarsıcı fikir sahipleri hep istenmeyen adam olarak ilan edilmişlerdir. Benim de yaptığım iş, onların bu fikirlerini bir tekrardır. Bu görüşleri büsbütün reddetmek yerine, kulak verip ne demek istediklerini anlamak daha doğru olacağı kanaatindeyim. Kur’an’da yer almış alan, fakat günümüzde esamesi … devamı…

NİYET VE TAKVA

NİYET VE TAKVA Hz. Peygamber dedi ki: “Dikkat edin! Vücutta öyle bir yer vardır ki o iyi olursa bütün vücut iyi, o bozuk olursa bütün vücut bozuk olur. Dikkat edin! O yer kalptir.” Bu veciz sözden de anlaşılıyor ki, insanoğlunun davranışlarının özünde mutlaka bir “niyet” (kasıt) bulunur. İnanmak; imanı zorunlu kılar ve kalbi kabulü gerektirir. İmanın en büyük göstergesi, “amel/iş/davranıştır.” Bunların da göstergesi, niyettir. İslam’ın insanı şok eden bir iddiası vardır. Ahiret günü gelecek ve … devamı…

DAVRANIŞLARIMIZ BOŞUNA DEĞİLDİR!

DAVRANIŞLARIMIZ BOŞUNA DEĞİLDİR! Sevgi ve merhameti sonsuz Allah’ın adıyla; Ehl-i Sünnet itikadından ziyade Toplumda Mürcie itikadı ve geleneği daha yaygındır. Mürcie mezhebi ilk olarak üçüncü halife Osman zamanındaki kargaşalı dönemde ortaya çıktı. Daha sonra Ali ile Muaviye arasında meydana gelen ihtilaf ve savaşlarda bazı kişiler görüş bildirmekten çekindi. “Haksız yere savaşmak İslam dininde bir büyük günahtır. Büyük günah işleyen kişinin durumunu biz bilemeyiz” deyip yorum yapmaktan kaçınanlar oldu. Bu konuda Hariciler, büyük günah işleyen bir … devamı…

HALİFE ÂDEMOĞLU

HALİFE ÂDEMOĞLU Bu yazı, bazı okuyucu kardeşlerimin sorularına ışık tutmak, bazılarının ezberini bozmak, bazılarının da doğru bildiği yanlışlarını düzeltmek için yazıldı. İnşallah fayda hâsıl eder. Şüphesiz ki doğruyu bilen Allah’tır, biz sadece bu doğruya yaklaşırız. Kuran’da Âdem ile ilgili konular “Sad, Araf, Ta Ha, Hicr, Kehf, Bakara, Ali İmran ve Maide” Surelerinde geçer. İnsanın yaratılışıyla ilgili haberleri, Allah/Âdem, Allah/İblis ve Allah/Melek diyaloglarını bu surelerde geçer. Âdem ile ilgili kıssaları anlayabilmek için mecaz, sembol ve temsil … devamı…

YENİDEN BAŞLAYABİLİRİZ

YENİDEN BAŞLAYABİLİRİZ Sevgi ve merhameti sonsuz Allah’ın adıyla; “Allah’ım gücümüzü artır! Tıpkı Bedir de olduğu gibi! Kibir, haset, gıybet ve inat olmayanların içine dâhil et!  Bizi bize bırakma! Kuvvetli yönümüzü artır, zayıflığımızı gösterme! Fırsatlarımızı bereketli kıl!” Acziyetimizi ifade eden bu yakarıştan sonra konumuza gelebiliriz. Peygamberlerin zihin dünyası “kella” ile başlar. Eğer böyle olmamış olsaydı, sonradan yapacaklarının bir kıymeti olmazdı. Çünkü bütün yenilikçi hareketler, “ret” ile başlar. Bilgi bundan sonra gelir ki bu, “devrimci” bilgidir. Bütün … devamı…

ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ…

ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ…  Siz; hiç gecenin bir vaktinde tehlikeyi haber veren acı bir siren sesiyle, uykunuzdan uyandınız mı? Hiç korku ile sığınaklara koştunuz mu? Ananızı, babanızı, kardeşinizi, kocanızı, karınızı, çocuklarınızı ve ya başkalarını gözlerinizin önünde katlettiklerini gördünüz mü? Hiç sokaklarda öksüz, yetim, kimsesiz, aç, toprak yiyen, çaresiz dolaşan insanlar gördünüz mü? Evinizi, yurdunuzu, topraklarınızı, geçmişinizi bir gece bırakıp, bilinmez bir mekâna sürüldünüz mü? Zoraki bir göçe tabi tutuldunuz mu? Hiç kulaklarınız bomba ve silah sesleri ile sağır … devamı…

ZAMANIN SÖZÜ!

ZAMANIN SÖZÜ! Zamanın sözü kendimce, “Eğlenmek değil, lakin ağlamak ta değildir. İyilik, güzellik ve doğruluk için çalışmak, hak ve adalet için el birlik olmak, güçlüklere göğüs germek, zamanın kötülüklerime isyan etmek ve baş kaldırmaktır.” Hz. Peygamberin beyan ettiği üzere Ramazan ayı rahmet, bereket ve mağfiret iklimidir. Bu iklimin sonlarına gelmiş bulunuyoruz. Arkasından “Fıtır Bayramının” tüm güzellikleri, bir heyecan yaratacak ve tüm benliğimizi saracaktır. Acaba Ramazan ayında tutulması gereken Oruç bize ne söylemek istedi, Oruçla ne … devamı…

AMERİKA-RUSYA YAHUDİYE KUKLA!

AMERİKA-RUSYA YAHUDİ’YE KUKLA! Tarihten ders alınmalı, geçmiş olaylardan günümüze ışık tutulmalı, Ortadoğu’nun, daha doğrusu bizim başımızı ağrıtan olayların iç yüzünü,   mirasının tüketmeye çalıştığımız Osmanlı’nın nasıl yıkıldığını, Ortadoğu’da kimlerin ne tezgâhlar çevirdiğini yeterince bilmiyoruz. Süleyman Nazif’in “Yeryüzündeki şeytanın vekili” dediği İngiliz oyunlarını, dünyada bir denge olan, Amerika ve Rusya; yeryüzünde nüfusu elli milyonu geçmez Yahudi topluluğunun hamisi kesilmesini analiz edemiyoruz. Bunun için, pek çok soruya ışık tutacak olan İsrail’in tarihine bakmakta yarar görüyorum. İsrail bir korsan … devamı…

İNAT, GURUR VE ONUR

İNAT, GURUR VE ONUR Yeryüzünde var olan bütün sosyal sistemler, “mal, para, sermaye ve emek” üzerinden varlıklarını sürdürmüşlerdir. Önemli olan taraf; mal, para, sermaye ve emek ilişkisini düzgün kurmaktır. İnsan ile kavramlar arasında düzgün bir ilişki kurulduğunda sistem adil olmuş, değilse zulüm doğurmuştur. Kur’an’da “Meta” şöyle anlatılır: “Dünya hayatı sizin için aldatıcı bir metadan ibarettir” Hadid/20 Bu değerlere geçmişte ele almış olan kişi, Batı Sosyologların da hocası İbn Haldun’dur. İbn Haldun’un analizlerine dikkatle baktığımızda görülecektir ki, … devamı…

MİTOLOJİK DİN

MİTOLOJİK DİN Kur’an, eski çağlara ait mitolojik bir kitap mıdır? Yoksa Cenab-ı Allah tarafından yaşanmak, insan ve toplumların problemlerini çözmek için, gönderilmiş bir kitap mıdır? Oruç mevsimine girdiğimiz şu günlerde radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde yapılan Ramazan programlarına bakıyorum da, geçmişe ait hikâyelerden başka bir şey anlatılmıyor. Muhafazakârlık ve gelenekçilik adına bilen/bilmeyenler herkes Ramazan ayının faziletinden ve orucun hikmetinden bahsedip duruyor. Buradan da anlaşılıyor ki Kur’an, mitolojik bir kitap olarak anlaşılıp duruyor. Çünkü Oruç ikliminin hüküm sürdüğü … devamı…

KUR’AN’IN İMGE, SİMGE VE SEMBOLLERİ

KUR’AN’IN İMGE, SİMGE VE SEMBOLLERİ  Sizleri rahatsız ettiğimin farkındayım. Alışa gelinen düşüncelerinize uymayan yeni düşüncelerin şok etkisi yaptığını da biliyorum. Ama ne yapalım ki başka bir çare de bulamıyorum. Müslümanlar, Kur’an’ın gerçekleştirmek istediklerinden (imge), dünyaya bakışından (simge) ve neleri sloganlaştırdığından (sembol) habersiz bir şekilde yaşamaktadırlar. Kur’an’ı sadece teberrüken ölülere okuyup duruyorlar. Yine Müslümanlar, Kur’an’da kinaye, mecaz, teşhis, teşbih ve intak dil ve kavramların niçin kullandığını da anlamadan, bilinçsizce sayfalarını çevirip duruyorlar. Yine Müslümanlar Kur’an, “tefekkür … devamı…

ORUÇ VE ADALET DEVLETİ

ORUÇ VE ADALET DEVLETİ İslam dünyası, bir ramazan iklimine daha girdi. Fakat bu iklimin hüküm sürdüğü coğrafyalar fazlasıyla kanlı, fazlasıyla kavgalı, fazlasıyla yoksul, fazlasıyla umutsuz durumda. Dünyanın orta yeri, adaletsizlik içinde ve sırtlanların işgali altındadır. Diktatörlerin elinde açlık, yoksulluk, ırkçılık ve cehaletin girdabında. Yeryüzünün bütün kadim sorunları bu coğrafyada… İslam dünyasının hal-i pür melali bu. Ramazan ayında bile kimsenin aklı başına gelmiyor. Şimdi bir milyara yakını insanın yaşadığı bu coğrafya, bilgili, vicdanlı, dürüst, cesaretli ve … devamı…

ORUÇ TUTMAK

ORUÇ TUTMAK Bir oruç mevsimine daha giriyoruz. Bu mevsimde radyolar, televizyonlar, gazeteler programlarını değiştirir. Bilen/bilmeyen birçok insan ölü dinin Ramazan ayının faziletinden, orucun hikmetinden bahseder durur. “Oruç Allah’ın bir emridir, bizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi bize de farz kılınmış bir ibadettir” gibi klasik bir ezberi gece/gündüz anlatır da, kimse yaşanması gereken dinden, Orucun bir açlık ritüeli olduğundan bahsetmez. Kimsi Allah ne demek istiyor diye kafa yormaz. Dünyada hayat başladığından beri 116 Milyar insanın yaşadığı … devamı…

DİN VE DEVLET

DİN VE DEVLET Bir önceki yazıda da “yaşayan din ve ölü din”in ne anlama geldiğinden bahsetmiştim. Konuyu çok önemsediğim için, tekrar etmek istiyorum. Din, hayatın içinde olması gerekir değilse o din ölüdür. Mesele bu kadar basit ama anlaşılmıyor. Çünkü biri mezarda olduğu için konuşmuyor, diğeri ise sorumluluk istiyor. Onun için anlaşılmak istenmiyor. Eğer bir din ritüel, tapınak ve mezarlıklarda yaşıyorsa ölü, hayata can suyu katıyorsa diridir. Eğer bir din devlet tarafından yönlendiriliyor, formatı ve kapsamı … devamı…

DİN’İN ALANI VE İNSANIN GÜCÜ

DİN’İN ALANI VE İNSANIN GÜCÜ Din, bir yaşam mıdır, yoksa sadece bir inanç mıdır? Asırlardan beri dinin esasının inanç ve buna bağlı ritüellerdir denilmiştir. Eğer gerçekten durum böyle ise, o zaman inanç; çok önemli olsa gerekir. Önemli olmasından mıdır ki, inançlar ve ritüeller sorgulanamıyor. Bir Hindu’ya niçin “ineğe” tapıyorsun denilemiyor, birisine şeytana niçin tapıyorsun diye kınanamıyor. Çünkü inanç ve ritüel kutsal oluyor. Kutsallar da, mabetlerde kutsallar tarafından yaşatılıyor. Lakin bizim söylemeye çalıştığımız esas mesele bunlar … devamı…

ALEVİLİK

ALEVİLİK  Aleviliği, iki şekilde anlamak mümkündür. Birincisi Alev’e mensup olanlar, ikincisi Ali’ye mensup olanlar. Yine de tarafların hangi gruba mensup olduklarını anlamak için, kendilerine sormak daha doğru olacaktır. Ali’ye mensup olanlar, İslam’ın parçası, Alev’e mensup olanları da, dinler tarihinin bir parçası görmek gerekir. Evrensel değerler açısından bakıldığında Alev’e mensup Alevilik, eski Şaman, Hıristiyan, Müslüman kültürü, Anadolu ve Asya mitolojisi karışımı sonucu ortaya çıkmış bir din olmuştur. Böylece Alev’e mensup olanların İslamiyet ile bir alakası kalmamıştır. … devamı…

HAC, ORUÇ, NAMAZ, KURBAN NÜSUKTUR!

HAC, ORUÇ, NAMAZ, KURBAN NÜSUKTUR! İbadet, iş ve değer üretmektir. İbadet, insan davranışları ile ilgilidir. İbadet, hayatın içinde yapılanlardır. Nüsuk ise, yapılacak olan ibadetlere giriştir. Havra’da yapılan zikir, kilise de yapılan ayin ne ise; Camilerde ve Cem Evlerinde yapılan nüsukta ayni şeydir. Lakin Camileri ve Cem Evlerini ibadet yapılacak hale dönüştürme şarttır. Çünkü başlangıçta böyle idiler. Benim görüşüme göre ibadet; iş ve değer üretmektir. Nüsuk ise tekrarlanan hareketlerdir. Yazık ki ibadet ile nüsuk kavramı bir … devamı…

KUTSALA DOKUNULMAZ!

KUTSALA DOKUNULMAZ! Rab Yahova’nın İsrailoğulları’nı seçilmiş bir kavim ve dünyayı da bu seçilmiş kavim için yarattığından söz etmiş idik. Bu kavmiyetçi ve ırkçı yaklaşım, dünyanın başına bela olmuştur. Her fırsatta kendilerini diğer kavim ve milletlerden üstün görmeleri hep bir çıbanbaşı olmuştur. İddiaları şudur: Rab Yahova,“Arz-ı Mevut” toprakları vermekle bizim üstünlüğümüzü, diğer milletlere göstermiştir. Talmut’un şerhlerinden çıkartılan protokol ve planlardan bu kibri ve gururu görmek pek ala mümkündür. Bunun gibi Hıristiyanlar’da İsa’ya söz, yani “logosa” (Tanrının … devamı…

ARZ-I MUKADDES

ARZ-I MUKADDES “Arz-ı Mukaddes” pak toprak, temiz ülke demektir. Kuran, Hz. Musa’nın halkına yönelik “pak ülke”, “ideal yurt” veya “adalet ve barış yurdu” kurmak anlamında hedef gösterirken; esasında bu sadece İsrailoğulları’na değil, tutsak edilen bütün halklara gösterilen bir hedef olmuştur. Yani bu sadece “İsrailoğulları” için söylenmiş bir söz değildi. Sadece Kur’an, Arz-ı Mukaddes olayını deşifre amacıyla “İsrailoğulları” üzerinden anlattı. Yoksa yukarıdaki şekliyle anlatıldığı gibi Arz-ı Mukaddes hakkı,  özgürlük ve barış mücadelesi veren tüm halklara aittir. Değilse Kur’an’ı tarihsel bir … devamı…

DÜNYA PİS, AHİRET TEMİZ Mİ?

DÜNYA PİS, AHİRET TEMİZ Mİ?   Bu başlık altında başlıca sekiz kavram üzerinde durulacaktır. Bilinmelidir ki bu kavramlar, yanlış bilinmekte ve o hal üzere amel edilmektedir. “Dünya” yakın, “Ahiret”, sonradan olacak olan yer anlamındadır. Yani biri halen vardır, diğeri gelecekte muhakkak olacak olandır. Kur’an’ı Kerim, bu iki kavramın birisini kutsal, diğerini kutsal-dışı saymıyor. Her ikisi de Allah’ın yaratma eylemi sonucu ortaya çıkan veya çıkacak olan tecellisidir. Her ikisi de Allah’ın güç ve görkem gösterisidir. Çünkü Allah … devamı…

KUR’ANIN KUTSALLIĞI

KUR’AN’IN KUTSALLIĞI Önce, şu konularda anlaşalım: Kur’an “kutsal bir kitap” mıdır? Aynı şekilde İslam, “dinlerden bir din” midir? Aynı şekilde Hz. Peygamber, “din adamı” mıdır? Müslüman olan birisi için bu konular, oldukça önemlidir? Çünkü bu kavramlar, İslam’ın temeli, gövdesi ve çatısını oluşturur. Yani bu kavramların her üçü de insan hayatının içinde olması gereken konulardır. Eğer böyle olmazlarsa, o zaman; “kutsal kitap” kutsallığı sebebiyle okuyamaz, dini, hayatın içine çekemez ve Hz. Peygamberi de insan peygamber yapamazsınız! … devamı…

SOMA’NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

SOMA’NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ Yurdumun insanının sosyal psikolojisi duygusallıktır. İnsanlarımız hayata bakarken “gri” bakamaz. Kararları değişkendir. Haksızlık karşısında bir anda parlar. Şartları ne olursa olsun mazlumun yanında yerini alır. Bunlar takdir edilecek hasletlerdir. Lakin araba devrilince, yol gösteren çok olur. Bu da onun pratik çözümlerden yana olduğunu gösterir. Batı insanında olduğu gibi akılcı değildir. Düşünerek sonuç almasını sevmez. Yaşamında ki duydukları ve gördükleri onun için daha etkindir. Bilgi kaynaklarının yetersiz ve sağlıklı olmaması sebebiyle, kurgulanan oyunlara hemen … devamı…

BEYHUDE GEÇEN BİR ÖMRÜN BEDELİ

BEYHUDE GEÇEN BİR ÖMRÜN BEDELİ Yunus zamanı ne güzel tarif etmiş: “Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle gelir, şol göz açıp yummuş gibi” Bugün sizlere en kıymetli varlığı ve sermayesi zaman olan, gözünün önünden bir sabun gibi kayıp giderken seyreden, gitmesine mani olmayan, elinden bir şey gelmeyen, insanın beyhude geçirdiği ömrünün bedeli nelere mal olduğunu anlatmaya alışacağım. Görülüyor ki her şey zaman içinde oluyor, zaman içinde büyüyor ve zaman … devamı…

ALLAH’IN KUDRETİ VE KUR’AN-I KERİM

ALLAH’IN KUDRETİ VE KUR’AN-I KERİM Yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa, sonra bunlara yedi deniz daha eklense, yine de Allah’ın nimetleri anlatılamaz, yazılamaz, sayılamaz ve varoluş nedenleri açıklanamaz. Bunlar, Allah’ın kudretinin delillerindendir. Gecenin gündüze, gündüzün geceye çevrilmesinde, ayın dünyayı, dünyanın güneşi takip etmesinde, tüm yıldızların bir emre amade olmasında, her birinin belirli bir süre içinde bir menzile doğru akıp gitmesinde, gemilerin denizlerde yüzmesinde düşünenler için bir ibret ve Allah’ın kudretine bir delil vardır. Bu … devamı…

UMUTVAR OLURSANIZ ÇOK ŞEY DEĞİŞİR!

UMUTVAR OLURSANIZ ÇOK ŞEY DEĞİŞİR! Allah’a ve Ahiret Gününe imanın dışında kalan diğer dini konular için “neden, niçin, nasıl” sorular sorulabilir. Çünkü bu hususlara insanın vereceği ve bulacağı cevapları bir şekilde olabilir. Bunları da Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi, Jeoloji, Tarih, Antropoloji, Felsefe vs yollardan elde edebilirsiniz. Lakin bu soruları bir iman zayıflığı olur korku ve kınanma endişesiyle artık soramıyor. Aslında sormak insanı inkâra değil, inanmaya götürüyor. Çünkü Allah bir kulunu düşünmeden, sormadan ve sorgulamadan iman … devamı…

GÜVEN DUYULMADIKÇA İMAN ETMİŞ OLUNMAZ!

GÜVEN DUYULMADIKÇA İMAN ETMİŞ OLUNMAZ! Önceki yazımızda “İslam Dininin en temel kavramı ve hayatın tek gerçeği Cenab-ı Hak’tır” dedikten sonra, bu konuya ”güven” kavramını da ilave ederek devam etmek istiyorum. Yani kısaca Allah’a iman etmek nasıl olmalıdır? Sorusu üzerinde durmak istiyorum. Cenab-ı Hakka önce kalpten, içten, deruni dilden ve canı gönülden inan edilmeli ve güven duyulmalıdır. Çünkü Müslümanların çektikleri sıkıntılar; Allah’a inanmamaktan değil, O’na güvenmemekten kaynaklanıyor. Kaldı ki iman etmek demek, “güven” duymak demektir. Sorumluluk … devamı…

İKİNCİ TEMEL MESELE

İKİNCİ TEMEL MESELE Daha önce dinin birinci en temel meselesinin “Allah’a” iman olduğunu söylerken, bunun Müslümanlar için bilinmez bir şey olduğu için değil, yeterince kavranmadığı için ifade etmeye çalıştık. Çünkü sosyal hayatta durumlar gösteriyor ki Müslümanlar, Allah’a inanıyorlar ama Allah’a güvenmiyorlar. Hâlbuki O bizim evvelimiz, ahirimiz, batınımız ve zahirimizdir. O, hayatı başlattı. Evrene düzen verdi. Zamanı gelince de sonlandıracak olan görünmez güçtür. O öyle bir güçtür ki; bölünmez (Tevhit) bir bütündür. Doğurmayan ve doyurulmayan,  hiçbir … devamı…

İSLAM’DA EN TEMEL MESELE VE TEMEL SORUN

İSLAM’DA EN TEMEL MESELE VE TEMEL SORUN Şimdi sizlere eski “İlmihal” bilgilerini aktarmadan, eskileri tekrar etmeden, yeni bazı şeyler söylemeye çalışacağım. Eğer zihin dünyanızda bir açılım yapabilir, bir fırtına koparabilir ve bir ezber bozabilirsem, kendimi bahtiyar sayarım. Önceki yazılarımın birinde İslam’ın en temel meselesinin, “var oluşu kati olan Allah”, “var oluşu kati olacak olan Ahiret Günü” gerçeği ve en temel (kadim)sorunun da, “Mülk” meselesi olduğunu söylemiştim. Şimdi de; bu üç konuya başka bir açıdan tafsilatlı … devamı…

“İKRA”

“İKRA” Hz. Peygamber aracılığıyla gönderilen ve ilk ayeti “Oku” olan Kur’an-ı Kerim benim görüşüme göre, tarih boyunca gerekli şekilde anlaşılamadığı için, dünya hayatı itibariyle Müslümanlar sınıfta kalınmıştır. Bu geri kalmışlığa rağmen, Suudiler Kur’an bize indirildi,  Mısır’lılar bizde okundu, Türkler her hatta dökerek en iyi bizde yazıldı diye övünüp durulmuşlardır. Hz. Peygamberin ölümünden kısa bir süre sonra Müslümanların bir kesiminin “Mürtet” olmaları da gösteriyor ki, ilk ayeti “Oku” olan Kur’an-ı Kerim, yeterince anlaşılamamıştır. Hz. Peygamberin ölümünden … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 16

İSLAMIN DOĞUŞU 16 Cenab-ı Allah insanı dünyaya, zulüm yapsın, dünyanın başına bela olsun diye değil, aksine imar etsin, adaletli olsun “sevgi ve merhameti” bir birlerinin üzerinden bir birlerine iletsin diye göndermiştir.  Demek ki insanın yeryüzüne gelişinin amacı, adaleti, sevgi ve merhameti inşa etmek ve bir birlerine iletmekmiş. Fakat gelin görün ki, doğuşundan itibaren temiz olan insan, ihtiraslarına yenik düştüğü için kirlenmiştir. Şimdi yamyamlara taş çıkartan, kendi cinsini yemek için akıl almaz yollara başvuran, insanlığın insan … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 15

İSLAMIN DOĞUŞU 15 Sizlerle http://mahmutakyol.com/ aracılığıyla kırkın üstündü yazdığım yazılarla buluştum. Rabbime hamd olsun. İnşallah daha nice kırklı yazılarla da buluşurum. Hayat bu, belli mi olur. Belki zamanla yüz yüze de gelir, fikri ve ilmi planda görüş alış verişinde bulunurum. Aslında hayatta hepimiz, rollerimizi oynuyoruz. Kimimiz jön olarak, kimimiz figüran olarak oynadığımız oyunlarımızı bitirecek, sonunda mukadder kılınan yerimize gideceğiz. Önemli olan taraf, bir fincancı dükkânını andıran şu dünyadan kimseyi kırmadan, bir şeyleri dökmeden temiz bir … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 14

İSLAMIN DOĞUŞU 14 1. İslam’ın doğuşu Kur’an’la başladı. Kur’an’ı Kerim son kitaptır. Ona teberrüken okumakla, sadece metnini ezberlemekle, yazmakla, bir yerlere asmakla, büyük saygı duymakla, hakkında çok konuşmakla, tırlar dolusu dağıtmakla hizmet etmiş olmazsınız ve eğer gereğini yapmaz, ne dediğini anlamazsanız; “Mehcur” bırakmış olursunuz! Kur’an, 610 tarihinden itibaren “Levhi Mahfuzdan” yeryüzüne indirilmeye başlandı. İslam, Kur’an, Mülk… Her üçünün sahibi de Allah… Kur’an vahiydir. Vahiy, dinin kaynağı… Gönderen Allah… Getiren; o toplum içinden seçilmiş olan Elçi/Peygamber… Din … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 13

İSLAMIN DOĞUŞU 13 Peygamberler güce ve korkuya dayalı yolları (mucize)  kullanarak tebliğ yapmadılar, tersine bütün peygamberler hep “Levhi Mahfuzdan” indirilen söze dayalı tebliğ metodunu kullandılar. Yani Peygamberler güçlerini Allah’ın sözünden aldılar. Çünkü zora dayalı güç özgürlüğü yok eder, vicdanları baskı altına alır. Hâlbuki Cenab-ı Allah kulun günah işlemesini bile özgürlüğüne bırakmıştır. Yoksa o yapılan şey, günah olmaktan çıkar. Buradan da anlıyoruz ki Allah, zora dayalı güç kullanarak hiçbir kulunu kendine döndürülmesini istemiyor. Fakat ne yazık ki … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 12

İSLAMIN DOĞUŞU 12 Mülkün sahibi olan Cenab-ı Allah, hayatın tabi olduğu kanunlarına uyması halinde insanı “Şerefli” kılmış, değilse aynı insanı: “Esfele Safilin” olarak nitelemiştir. İnsanı hava, su, ateş ve toprak terkibinden oluşturmuş, ölümü de bu terkibin bozulması sonucuna bağlamıştır. Dini insan için gerekli kılmış, kolayca anlaşılsın diye de şiar (slogan) ve sembol kavramlarla anlatmıştır. Örneğin en yaygın olarak “Kelime-i Tevhid”, “Ezan”,  “Namaz”, “Oruç”, “Hac” ve bunların tekrarını söyleyebiliriz. Bunlar aynı zamanda ümmetin arasında ki düşünce … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 11

İSLAMIN DOĞUŞU 11 Hz. Peygamber şirk mücadelesini kendi başına başlatmadı. Kur’an’ı Kerim kendiliğinden gelmedi. Mekke Döneminde inanca dair inen Sure ve ayetlerin kısa, Medine Döneminde uygulamaya ait inen Sure ve ayetler tafsilatı olması tesadüf olmadı. Bütün bunların hepsi bir plan dâhilinde Cenab-ı Allah tarafından ortaya konuldu. Öncelikle söylemeliyim ki bugün, Müslüman inanç sarsılmaktadır. Müslümanlar bir fetret dönemine girmiştir. Müslümanlar Mekke Döneminin başlarına dönmüştür. Müslümanlar bir bocalama içinde bulunmaktadır. Ne yaptıklarını bilmemektedirler. Bir birlerini boğazlamaya devam … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 10

İSLAMIN DOĞUŞU 10 İslam doğduğunda ilk olarak ne dedi? “Lailahe illallah”… Bu, yeryüzündeki baskıcı otoritelere boyun eğmeyin, onlardan korkmayın, buna karşılık evrensel kurallara, evrenin işleyen yasalarına, tarihin sosyal kanunlarına, gönüllü sözleşmelerden doğan yükümlülüklere ve bunları öğütleyen kitaba (Kur’an’a) uyun demekti. Yine başka İslam ne dedi? “Lehu’l-Mülk”… Bu, yeryüzünün rızık ve rızık kaynakları bir kişinin, bir sınıfın ve bir zümrenin değil, doğrudan doğruya hiçbir ayırım gözetilmeksizin halkın demekti. Bu iki muhteşem cümle insanlığın vicdanda şu soruyu getirdi: … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 9

İSLAMIN DOĞUŞU 9 Beşinci olarak gelen “Fatiha” suresi, açılış özelliği olan suredir. Kur’an’ı Kerimi açan suredir. Kur’an’ın her tarafına defalarca serpilmiş olan 12 temel kavramı içinde bulundurur. Kısaca Fatiha suresinin bilincine ulaşamayanlar, Kur’an’ı anlamaktan nasipsiz kalır. Fatiha’ya “Ümmül Kitaptır demek”, bütün mevzuları içinde barındırmasından dolayıdır. Bu 12 temel kavram şunlardır. Biz burada bir iki tanesini açıklamaya çalışacağız. Bunlar: RAB,  HAMD, RAHMAN/RAHİM, MALİK/MELİK, DİN GÜNÜ,  İBADET, İSTİANE/YARDIM, HİDAYET, SIRATI MÜSTAGİM, NİMET, GAZAP/ÖFKE, DELALET/YOLDAN ÇIKMA. “Hamd” övmek … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 8

İSLAMIN DOĞUŞU 8 Belirli bir eğitimden geçen son İslam Peygamberine “Müddessir “ Suresiyle eyleme geçmesi söylendi. “ Sen ey yalnızlığa bürünen! Kalk ve uyanışı başlat!” denildi. Açıkçası Hz. Peygamber, bu sure ile tarihin meydanına atıldı, peygamberliğini ilan etti ve 23 yıl sürecek olan uyanış hareketini başlattı. Denilebilir ki Mekkeli müşriklerin ve zenginlerin en sert şekilde eleştirildiği yer, “Müddessir“ Suresidir. Daha sonra Peygamberimize denilecektir ki: “Seni bulunduğun yerden çıkaranları bize bırak, kıyamette onların işini biz göreceğiz” … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 7

İSLAMIN DOĞUŞU 7 Toplumlar inanç noktasından, adalet ve ahlak bakımlarından bozulurlar. Bu bozulmaları düzeltmek için Allah, Peygamberler gönderir. En son gönderilen peygamber de Abdullah’ın oğlu Muhammet’tir. Hz. Muhammet (sav) Peygamber olarak görevlendirildiği işler için yoğun çabalar sarf etmiştir. Yoksa o, bir robot değildir. Verilen talimatları içselleştirmiş, yorumlamış ve toplumunun önüne çıkmıştır. Her insan gibi o da kendi iradesiyle hareket etmiştir. Olması gerekende budur. Birilerinin burasını anlamakta güçlük çekeceğini şimdiden tahmin ediyorum. Hz. Muhammet, peygamber olmazdan … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 6

İSLAMIN DOĞUŞU 6 Allah, yüklendiği bu ağır sorumlulukta Peygamberinin yanında olduğunu ve kendisini hiç terk etmeyeceğini, “Senin arkanda biz varız” diyerek tescil ediyordu. İlk ders, ‘Alak’ Suresiyle başladı. Allah, Hz. Peygamberine karşısına ilk olarak Ebu Cehil karakter tipini çıkardı. Gerçi burada isim verilmiyordu ama Ebu Cehil karakter tipi veriliyordu. O, tip bilinmez birisi değildi fakat Peygamberlerimize, kimlerle nasıl ve niçin bir mücadele edeceği anlatılmak isteniyordu. Görüldüğü gibi Peygamberlerimizin ilk buradan eğitilmesi oldukça manidardı. Çünkü bu … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 5

İSLAMIN DOĞUŞU 5 Hz. Peygamber; ilk vahiyden sonra sürdüreceği çetin mücadele için zorlu bir eğitime tabi tutulmuş, eğitimi de bizzat Cenab-ı Allah tarafından yapılmıştır. Bunun nasıl olduğunu daha önceki yazımızda belirtmeye çalışmıştım. Muhalefet arttıkça Peygambere vahiyle desteklenmiş, vahiy geldikçe de eğitim hız kazanmıştır. Çünkü Peygamberin vereceği mücadele ortamı oldukça güçlüklerle doludur. Üç yıl süren, daha sonra da Risalet boyu devam eden bu zorlu eğitimin başlangıcında: Cenab-ı Allah Hz. Peygambere kendisini anlattı. Cenab-ı Allah Kendisini: Hayatı … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 4

İSLAMIN DOĞUŞU 4 Muhammed (as) peygamber olmazdan önce Hıra Mağarasına gider, orada tefekküre dalar, içinde bulunduğu toplumu, sosyal yapıyı, din ve ahlak bozukluğu üzerinde düşünürdü. Bu konuda çok yoğun sancılar çekerken Mekke’ye bakar: “Ne olacak bu hal?” derdi. Öyle ki bu ızdıraplı günler ayları, yılları kovalamış tamı tamına beş yılı bulmuştu. Beş yıl boyunca Hıra Mağarasına gidip/geldi, tefekküre daldı, içinde bulunduğu toplumun acılarını vicdanında yaşadı. Yine Hıra Mağarasında gecelediği bir zamanda kendisine “İkra” denildi. Muhammed … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 3

İSLAMIN DOĞUŞU 3 İslam’ın doğuşunda, Dinin ve Kur’an’ın anlaşılmasında, “dil” çok önemli bir rol oynamıştır. Çünkü “dil”, bu konuların demografik(sosyal), psikolojik ve tarihi alt yapısını oluşturur. Dil, canlıdır doğar, yaşar ve ölür. Fakat dil ile anlatılan İslam, bakidir. Türkiye Türkçesinde bir manaya gelen bir kelime, Türkçe dil kullanan başka kardeş ülkelerin kullandığı Türkçede farklı anlama da gelebilir.  Buna sebepte sosyal ve coğrafik şartlardır. Azerbaycan’da kullanılan Türkçedeki bir kelime, Ahıska Türklerinin konuştukları Türkçede farklı olabilir. Kur’an … devamı…

İSLAMIN DOĞUŞU 2

İSLAMIN DOĞUŞU 2 Bir önceki yazımda, Cenab-ı Allah’ın akıl vermesi sebebiyle insanoğlunu yaptığı işlerinden sorumlu tuttuğunu, bu sorumluluğun kul için iradi olduğunu, bilgi, iktidar ve servetin Allah’a ait olması sebebiyle, “neden böyle, nasıl böyle oldu?” diye bir hesap sorulamayacağını, bizim de o mülkün bir parçası olduğumuzu anlattım. Amacım, doğru bildiklerimi paylaşmak, adalet anlayışının hâkim olduğu, zulmün ortadan kalktığı bir dünya tasavvurudur. Söylediklerim mutlak doğrudur demiyorum. Söylediklerim bir tekliftir. Doğruya yaklaşımlardır diyorum. Mutlak doğru Allah’ın indindedir. … devamı…

İSLAM’IN DOĞUŞU 1

İSLAM’IN DOĞUŞU 1 GİRİŞ: Şu gök kubbe altında söylenmedik söz kalmamış gibidir. Kalan sözler de sahiplerini bekliyor diyebiliriz. Şimdi anlatmaya çalışacağım sözler de, kim bilir kaç kez söylenmiştir. Zaten hayat, tekrar değil midir? Her şey yenilenmiyor mu? Değişen sadece zaman ve zamanın içindekiler. Bakınız dünya var olduğu günden beri, yağmur gökten yağıyor, güneş doğudan aynı dakikada doğuyor, insan hayatı buna göre şekil alıyor, Allah her asır içindekileri yine kendi asrından soruyor. Cenab-ı Allah kullarına ihsan … devamı…

BU DA BENİM MANİFESTOM

HAYAT; DOĞRU İLE YANLIŞIN, GÜZEL İLE ÇİRKİNİN, ADALET İLE ZULMÜN DENKLEMİNDEN OLUŞUR. BUGÜN İNSANLIK HER ZAMANDAN DAHA ÇOK BARIŞ, KARDEŞLİK, SEVGİ, HUZUR VE ADALETE MUHTAÇTIR. EĞER İSTER İSEK İNSANLIĞIN HAYATINA BUNLARI BİZ GETİREBİLİRİZ! DÜNYANIN BİRÇOK COĞRAFYASI IRKÇI, EMPERYALİST GÜÇLERİN ELİNDE KAN GÖLÜNE DÖNMÜŞTÜR. EĞER İSTER İSEK BU IRKÇI, EMPERYALİST GÜÇLERİ BİZ DURDURABİLİRSİZ! İŞSİZLİK, AÇLIK, İNSAN HAKKI İHLALLERİ DÜNYA İNSANINI BUNALTMIŞTIR. EĞER İSTER İSEK BU BUNAMIMA BİZ SON VEREBİLİRİZ! ŞU ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA İNSANLIĞIN TEMEL AMACI, … devamı…

Davaların ve devrimlerin ölümü

Bu ülkede sağcılar kendilerine “Dava İnsanı”, solcular “Devrimci”, sokağa çıkmayanlar da salonlarda “İnkılâpçı” dediler. Bilge insan, Bosna Dağları’nın kartalı, Batı ile Doğu arasına sıkışan bir milletin ölüm-kalım mücadelesinin lideri örnek insan Aliya İzzet Begoviç, bu kavramların analizini şöyle yapmıştır: “Davalar (Devrim, İnkılâp, Ülkü, İdeal) acılar içinde doğar, refah içinde ölür.” Çünkü kendisi buralardan gelmiş ve bu kavramları taşımanın ateşten gömlek giymek olduğunu yaşayarak göstermiştir. Davalar ve devrimler, hayat buldukları andan itibaren kendi ölümlerini hazırlarlar. Yalan … devamı…

Kur’an üzerinde düşünmek farzdır

“Dua kardeşliği” yazılarımda anlatmak isteğim: “Dua kardeşliktir” fikridir. Bu yazılarıma yapılan bazı itirazlar sebebiyle, ben de bir iki konu üzerinde yeniden durmak istiyorum. İddia ediyorum ki Dua, yazılmış ve klasik bir hal almış sözlerin bir tekrarı değildir. Dua, etliye/sütlüye karışmadan bir köşede yapılan rabıta değildir. Bence dua, zalimin yüzüne karşı mazlumun hakkını savunmaktır. Dua, hayatın içinde yapılanlardır. Sözde ve özde olan samimiyettir. İşin gereğini yapmak, sorumluluk üstlenmektir. Kısaca Dua, bir yaşam biçimidir. Değilse dua içeren … devamı…

Ayağa kalk!

Söyleyen ne güzel söylemiş, “Demir tava geldi kömür tükendi, akıl başa geldi ömür tükendi.” Galiba birçoğumuz bu demleri yaşıyor gibiyiz. Ne diyelim kalan ömrümüz, geçen ömrümüzden hayırlı olur İnşallah. Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu da vardır. Yaşam; sevgi, barış ve kardeşlik içinde sürdürülebilir.  Mesela bir arkadaşlık/kardeşlik yalan ve vefasızlık üzerine bina edilebilir. Edilirse orada zulüm olur, dahası o arkadaşlık/kardeşlik sinelere yük olur. Allah’ın sevgisi ve merhametinden, rengini ve kokusunu almayan bir arkadaşlık/kardeşlik … devamı…

İslam, Skolâstik bir düşünce değildir! 5

Ortaçağ Krallık Rejimleri ‘Kavimler Göçü’ sebebiyle güçlerini kaybedince kontrol; Kilise ve Derebeylik güçlerin eline geçer. Kilise, her gelişmenin önündeki engelin Krallık Rejimleri olduğunu söyleyerek, bu rejimleri halkın gözünden düşürür. Fakat halk, ne büyük bir belaya düştüğünü sonradan anlar. Çünkü Kilise gücü eline geçirince; söylediği her sözün ve yaptığı her işin doğru olduğunu topluma dayatmaya başlar. Ayrıca Kilise, kendisi dışındaki her söyleme kapıları kapatır. Hatta karşı çıkabilecek her sesi, çatlak ses ilan eder ve çok büyük … devamı…

Zihniyetlerin değişimindeki temel düşünceler 4

Zihniyet gibi, insan düşünce ve davranışlarına yön veren bir başka faktör de dindir. Din, zihniyetle sıkı bir ilişki içindedir. Fakat zihniyeti tek başına dini bir temele indirgemek doğru değildir. Çünkü dinin kapsamı ve alanı farklıdır. Yine din olgusunun, adalet ve ahlaki değerlerle münasebeti oldukça önemlidir. Esasında zihniyet, adalet ve ahlakın toplumla kesiştiği noktadan itibaren meydana gelir. Adalet ve ahlak, zihniyetin ana maddesidir de denilebilir. Yani bir zihniyette ideal olan şey, adalet ve ahlakın tahakkuku dur. … devamı…

Zihniyetleri Değiştirmek 3

Akılcı olmayan zihniyet: Batı ve günümüz hakim siyasi, sosyal ve ekonomik güçleri, kendilerinin dışında kalan diğer bütün sosyal grup ve toplumları, akılcı olmayan zihniyetin içinde görürler. Bunun da bir ilkellik, sadece biçimsel bir mantık, duygusallık ve doğaüstü kategorik yapı üzerinde kurulmuş olduğu kabul edilir. Gerçekten de kabul etmek gerekir ki, Batı Medeniyeti dışında kalmış olan diğer bütün medeniyetlerin zihni yapılarında ruhi bir mana vardır. Çünkü Batı dışında kalanlar, yaratılan her şeyin bir ruh ve mana … devamı…

Zihniyetleri Değiştirmek (2)

Zihin; insan beyninin düşünme, algılama, muhakeme etme, duygu, davranışla ilgili süreçleri kapsayan etkinliklerinin toplam merkezidir. Zihniyet ise; Bir Toplum ve ya topluluktaki bireylerde oluşmuş olan görüş ve inanışların etkisiyle beliren düşünme yolu veya düşünüş biçimidir Yani zihniyet; İnsanların ve toplumların benimsedikleri davranış biçimleridir. Daha açık bir ifadeyle söyleyecek olursak zihniyet prensip, şekil, kural, ölçü, değer hükümleri, tercih ve eğilimlerdir. Bu karmaşık kavramları somutlaştırır isek; bir üreticinin ürettiği çürük ve bozuk bir mal tüketicinin eline geçtiğinde ve hemen işe yaramaz … devamı…

Zihniyetleri Değiştirmek (1)

Bir önceki yazımı akıl tutulmasına ayırmıştım. Dünyadan kopmuş, duracağı yeri kaybetmiş, dostunu ve düşmanını tanımaktan uzaklaşmış bir akıldan söz etmeye çalışmıştım. Böyle bir aklı muhafaza etmektense atmak daha doğru olur demiştim. Şimdi de akıllara küp olan başka bir şeyden söz edeceğim. Zihniyet; bir toplum veya bireyde oluşan bir görüş ve inanışı, düşünme yolu ve bir düşünüş biçimiyle aktarmaktır. Sizlere bundan bahsedeceğim. Konu oldukça karmaşık ve girift… Peki hiç düşündünüz mü: Zihniyetler değişir mi? Elbette, zor … devamı…

Akıl Tutulması

Grahem Fuller, “İslâm dünyasının yenilenmesi sorunu, bu dünyanın yerli güçlerine bırakılmayacak kadar önemlidir. Bu meseleye el atmalı ve yönlendirmeliyiz. Aksi halde olay istemediğimiz yönde gelişebilir ve kontrolümüz dışında bir uyanışın tetikleyicisi olabilir…” Der. Eğer bu toprakların yerli güçleri yeni bir dini anlayış ortaya koyamaz ve topluma yeni bir heyecan kazandırmaz ise, zaten Fuller’in demek istedikleri gerçekleşmiş oluyor. Çünkü uyuşturulmuş toplumlar bir şey yapamazlar. Uyuşturulmuş toplumlar ancak, mankurt insanlar üretir. İbn-i Haldun sosyoloji bir gerçekten bahsederken: … devamı…

İslam’ın hayat veren soluğuna muhtacız!

İslam’ın hayat veren soluğuna muhtacız! Kur’an’da yer alan emir ve yasaklar, inanan insanları ilgilendirir. Fakat diğer bütün haklar, herkesi ilgilendirir. Örneğin ekmek edinme hakkı, özgürce yaşama hakkı herkesi ilgilendirir. Akşam haberlerini izliyorum. Suriye’deki Filistin Mülteci Kampında açlıktan ölen çocuğun cenaze namazını kılıyorlardı. İnsanlığımdan bir kere daha utandım. Hani “Bir kişinin ölümü, bir âlemin ölümüdür.” deniliyordu! ABD’de bir kaç gün önce, buz üstünde duramayan bir hayvanın kıyıya çekilip kurtarıldığını izlemiştim. Dünya televizyonlarına servis edilen bu haber … devamı…

Cemâlullah’ı görmek

Cemâlullah’ı görmek   Mülk  Allah’ındır. Fakat bilgi, servet ve iktidar şahısların eline geçtiği zaman genellikle, Allah tarafından kurulmuş olan düzenin bozulduğu görülüyor. Mülk’ün, Allah’a ait olduğu gerçeğini örtmeye küfür, örtmekte ısrarcı olana kâfir, mülke ortak olmaya kalkışana müşrik, bir hata sebebiyle meydana gelen bir günahı/suçu örtmeye kalkışmaya da kefaret denir. Kuran’da başlıca dört tür kefaret’ten bahsedilir. Hepsi de aynı konu etrafında döndürülür. Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak, bir yoksulu doyurmak, oruç tutmak, zararı tazmin etmek (Hacda olan … devamı…

Sorgulamak yaşadığını anlamaktır!

Sorgulamak yaşadığını anlamaktır! Okumak, bilgi sahibi olmaktır. Bilgi, düşünmeyi tetikler. Düşünen araştırır, tahkik eder ve sorgular. Hakikate de bu yol aşılarak ulaşılır. Bu yol, insan-ı kâmil olmanın yoludur. Bu, çileli bir yoldur ve her insan bu çileye katlanamaz. Adalet, mülkiyet ve velayet konuları vicdanımızda ne kadar dinamik; sevgi, merhamet ve kardeşlik duyguları yüreklerimizde ne kadar heyecan verici; yardımlaşma, dayanışma ve destek kavramları hayatımızda ne kadar canlı olur ise mutluluğu da o kadar hak etmiş oluruz. … devamı…

Toplum ve kurumlar çözülürse…

Toplum ve kurumlar çözülürse… Geleceğin teminatı çocuklar, gençler ve hatta aileler olduğu bir vakıa. Bu kavramlar devleti ayakta tutan devasa güçlerdir. Bir sosyal araştırmacı olarak, zamanımızın sözünün bu olduğunu söylüyorum. Çünkü ilginç bir süreçten geçerken, bu güçlerin durumunu gözden geçirilmesi gerekir. Zira çocukların sağlamlığı gençleri, gençlerin sağlamlığı aileleri, ailelerin sağlamlığı toplumu ayakta tutacaktır. Görülen o ki, aile yapısında ciddi çözülmeler yaşanıyor. Evliliğin ne olduğunu anlamayan iki kişi, bir sürü soruna neden oluşturuyor. Boşanmaların ardı arkası … devamı…

Durdurun bu çöküşü!

Durdurun bu çöküşü! Sosyal hayatta her şey toz-duman. Hangi iz hangi şeye ait bilmek adeta imkânsız… Siyaset, hukuk, ekonomi birbirinin içinde kör perçin… Çöz çözebilirsen… Bu konuyla ilgili daha önce şöyle bir tespiti dillendirip duruyordum. Bütün bunlara sebep: Aile yapımızın çöküyor olmasıdır!   Bir toplumun temel yapı taşının ailedir. Bu bilinmez bir şey değil ama zamanın sözü bu olduğu için tekrar edip durmak gerekiyor. Fakat nedense kimse, zamanın bu sözünü dillendirmiyor. Ailenin çekirdeği anne/baba… Fakat çoğumuz … devamı…

Besmele okumak

   “Sevgi ve merhameti sonsuz Allah’ın adıyla” Erkeğin dişiye; dişinin erkeğe olan ilgi/sevgi/alakası ve tutkusu ne ise ve ya toprağın tohuma; tohumun toprağa, meyvenin ağaca; ağacın meyveye olan tutkusu/ilgisi/alakası ne ise, Allah, doğa ve insan ilişkisi de aynen bunun gibidir. Yani Allah insanı, doğayı ve eşyayı da sevgi, ilgi ve alakadan yaratmıştır. Yazının ana konusu budur. Tevbe suresi hariç Kuran’ı Kerim’in her sure başında besmele bulunur. Rahman ve Rahim isimleri sure başlarında levha gibi durur. … devamı…

İlk emir

Hıra Mağarası, 35 yaşından sonra onun için ikinci mekan oldu. Orada vicdani bir uyanışla benliğini saran sorularla baş başa kaldı. “Ne olacak bu insanların hali” diyerek Mekke’nin içine düştüğü sancıyı içinde yaşadı. Düşünceler derinleştikçe, acıları arttı. Öksüzlüğü nü unutan Muhammed, sabahlara kadar yıldızların ötesini seyretti. Cenab-ı Allah Öksüz Muhammed’e yükleyeceği sorumluluğun ağırlığını ve çilesini öğreterek yaşattı. Yine bir gün Öksüz Muhammed, Hıra mağarasına çekilmiş derin düşüncelere dalmıştı ki, “Alak Suresi”  gelmeye başladı.  Bin aydan hayırlı bir … devamı…

Dua kardeşliği 6

Eksik taraflarıyla ‘dua’ bahsini burada bitirmiş bulunuyorum. Sevgili okuyucularım, ömrüm boyunca düşüncelerimi kimseye dayatmadım, kimseyi şablonuma uymuyor diye ötekileştirmedim, doğruyu ancak ben bilirim demedim, gök kubbenin altında çok sözün söylendiğine ve daha söylenecek sözlerin olduğuna hep inandım. Dua için söylediğim sözlerden çok daha güzel ve etkili sözlerin olabileceğini peşinen kabul ettim. Bu yazı dizisi boyunca söylemeye çalıştığım şey şu olmuştur: Bizde dua, doğru bir zemine oturtulamamış, içi hep uçtu/katçıyla doldurulmuştur. ‘İhya İslam Mantığı’ İslam’ın hareket … devamı…

Dua kardeşliği 5

Dua ile kader ilişkilidir. Kaderin temeli “Adalet, hakkaniyet ve hikmet” tir. Bu külli iradedir. Burada aklın almadığı işler tehir edilerek insanın sorumluluk alanı dışına çıkarılıyor. Emevi kader doktrin anlayışı, Brahmanların kurdukları “kast” sistemi ve Roma’nın köleci düzeni “Stoacı kader” anlayışıyla birebir örtüşür. Mevzu uzun olduğundan buraya bir nokta koymak istiyorum. Şu kadarla yetinelim ki, her üç anlayış da, kendilerine itiraz edenleri, kaderi inkâr etmekle suçlayarak cezalandırmışlardır. Bunu üzerine Hasan-ı Basri, Emevî Yöneticilerine şöyle diyor: “İşlediğiniz … devamı…

Dua kardeşliği 4

Dua kardeşliği 4 İnsanoğlu hırsın, yalanın, riyanın ve kıskançlığın esiri olduğundan beri, diğer kardeşine yürekten bir dua etmedi. Çünkü bu şeytani duygular, hep engel oldu. Üstüne üslük, hemcinsinden uzaklaşmasına vesile oldu. Bu uzaklaşma onu, unutulmaya, yalnızlığa ve korkuya itmekle kalmamış, diğerkâmlığını, sevgisini, merhametini de bitirmiştir. Çünkü bu duygulara sahip olunca şaşkın, kendini kendine yeter sandı. Sadece belli başlı birkaç dua ayetini görüp onlara takılınca, her şeyi ondan ibaret zannetti. Kur’an’ın kendisinin bizzat dua olduğunu göremedi. … devamı…

Dua kardeşliği 3

  Dua, sadece elin semaya açılması olarak anlamamak gerekir, gündüz/gece hayatın içinde yapılan işler ve fiiller olarak anlamak gerekir. Yazık ki bu ince ayarı çoğu kişi tutturamıyor. Duanın kal ile değil, hal ile yapılması gerektiğini, sözden ziyade, özde olan bir eylem olduğu unutuveriyor. Dua, bir işin gereğini yapmaktır. Dua bir kişisel tedavi ve rahatlama yöntemi değildir. Kilisede olduğu gibi bir günah itirafı değildir. Dua aklı kullanmak sureti ile yaşamın atardamarlarına girmektir. Duanın kader anlayışıyla sıkı … devamı…

Dua kardeşliği 2

   Duada şekilselliğin pek önemi yoktur. Vicdanın duyması, hissetmesi, heyecanlanması, coşması duanın kabulü için yeterlidir. Dua edilen (istenen) makam, kör ve sağır değildir. Bize bizden yakındır. Duyan, gören ve bilen Rabbimize, lafa boğarak, bağırarak yapılan ısmarlama duaları yollamayın, makbul olmaz, şık olmaz, kabul olmaz. Kul, dua yoluyla bir bağlantı kurar ve Allah, kulunda tecelli eder. Allah, kuluyla vicdanı üzerinden konuşur, vicdanı üzerinden kuluna seslenir. Biz de O’nunla bu yolla konuşur ve O’na taleplerimizi, isteklerimizi iletiriz. … devamı…

Dua kardeşliği 1

‘Zannedilmesin ki kendimde bir meziyet gördüğüm için sizlere nasihat ediyorum. Kim bilir belki içinizde istiğfara en çok muhtaç olanınız benim. Herkes gibi ben de duaya muhtaç bir garibim.’ Bu temennadan sonra demek isterim ki kardeşliği besleyen faktörlerin başında dua gelir. Ey Allah’ın kulları, kardeş olmak istiyorsanız; hiçbir karşılık beklemeksizin birbirinize dua ediniz! Hemen söyleyelim ki dua, vermektir. Birilerini dua dünyanıza katmak istiyorsanız işe, vermekle başlayabilirsiniz. Vermek ve paylaşmak en güzel dua çeşidi olsa gerektir. Dua … devamı…

Bizim okuduğumuz Asr Suresi

Bizim okuduğumuz Asr Suresi Dini çevrelerde ve sohbet toplantılarının sonunda “Asr Suresi” okuyup dağılmak adet olmuştur. Gerekçe olarak ta,  “Sahabe Efendilerimiz de öyle yaparlardı…” Sanılıyor ki sahabeler, “Asr” suresini ezberden bir solukta okuyup dağılıyorlardı. Mehmet Akif, “İbret olmaz bize, her gün okuruz ezber de/Yoksa bir maksat aranmaz mı ayetlerde/Lafzı muhkem yalnız anlaşılan Kuran’ın/Çünkü kaydında değil hiç birimiz mananın” Mevdudi, “Tefhimu’l-Kuran”da şöyle bir örnek verir: Bir kral tahtında otururken yanındaki adamlarına “Bana bir su getirin” diye … devamı…