BİLGİ, İKTİDAR ve SERVET

logo5

BİLGİ, İKTİDAR ve SERVET

Hayatımızdan silip attığımız, içi boşaltılmış kavramlar üzerinde yeniden durmalıyız.

Bu kavramları yeniden hayatımıza kazandıra bilmiş olsaydık, dertlerimiz önemli ölçüde azalacaktı.

İçi boşaltılan bu kavramlar Bilgi, iktidar ve servettir. Yine bu kavramlar, insan hayatını kolaylaştırmak için vardır.

Allah Kur’an’ı Kerimde bu kavramları bazı sembol kişiler üzerinden anlatır.

Mesela iktidarı Firavun’la, serveti Karun’la, bilgiyi Haman’la anlatır.

Her üç figürde, fiil ve davranışlar zulme dönüşebilir. Zulüm, en büyük insanlık suçudur. Din dilinde bu suçun adı, günahtır. Allah, insan hayatını Adalet ve Zulüm denklemi üzerine kurmuştur. Yani bir yerde zulüm varsa, orada; adalet yok demektir.

Allah zulüm ve haksızlıktan uzak durmaları için kullarını, kitap ve peygamberlerle desteklemiştir.

Hakikat şu ki, ‘insanlarda bozulma, azma, sapma, unutma ve şeytanlarına uyma olmasaydı, kitaba ve peygambere gerek olmazdı.’

İnsanlar bozuldukları andan itibaren, susuzluktan çatlayan toprak gibi, Kitap ve Peygambere ihtiyaç duyuyor, yeryüzü adaleti arıyor demektir…

Kur’an’ı Kerimde Allah, sürekli şekilde insanın bilgi, iktidar ve servet sahibi olmalarını ister.

Akabinde Allah,  ‘Şüphe ile iman, adalet ile zulüm bir arada durmaz!’ buyurur.

Kur’an sürekli şekilde bilgi, iktidar ve servetin gerçek sahibinin Allah olduğunu söylüyor ve biz bu hakikatin etrafında dönüyoruz.

Bu inanç bizi ‘Tevhid’ anlayışına götürüyor. Yani her şey Allah’tan gelir, yine Ona döner.

Demem o ki bilgi, iktidar ve servet insanoğluna, sınırlı ve süreli şekilde verilir ki, insan çevresine ve tabiata zarar vermesin, hayatın dengesini bozmasın.

Kur’an’ın asıl geliş amacı, bu uyarıyı yapmaktır.

Din dilinde bu hassasiyete ‘takva’ denir.

Yani takva, Sevgilinin (Allah) istediği istikamette insanın edep ve adapla yaşamasıdır.

Yani zarar vermekten çekinmek, iş ve değer üreterek (ibadet) insanların hizmetine sunmaktır.

Açlık, yoksulluk, gelecek endişesi, ölüm korkusu insanoğlunu biriktirmeye zorlamıştır.

Hâlbuki insanın yediğinden, içtiğinden, giydiğinden ve önden ahirete yolladığından başka malı yoktur.

Biriktirip yığdıkları başkasına ait olup, haram olan şeylerdir.

Kişinin, ölmeden önce biriktirdiklerini ‘infak’ etmesi, erdemli ve ahlaklı bir davranıştır.

Ahlak, dinin hayatın içindeki halidir. İnsanın sınavı da buradadır.

Bir insanın mümin olup olmadığı sadece, kelime-i şahadet getirerek, namaz kılıp oruç tutarak, hacca giderek değil; infak edip etmediği ile de ölçülecektir.

İnfak, Müminle münafığı ayıran ölçüdür.

Ritüeller, Müslümanları terbiye içindir. İbadet ise hayat için, ötekinin kullanması için iş ve değer üretmektir.

Şeytanın ateşten yaratılması demek, insanın içindeki kötülük dürtülerinin ateş ile (öfke, şehvet, ihtiras) temsilidir.

Yani şeytan insanın içindeki kötülük dürtülerinin sembolik ismidir. Öfke, şehvet, ihtiras ateştir. Ateş yakıcı şeydir.

Şeytanın Âdem’e vesvesesi son güne kadar sürecektir. Hayatın dengesini bozmadan yaşamak, Kabil, Habil meselesi, son güne kadar sürecektir.

Salih’in devesi,

Nemrut ile İbrahim arasındaki tartışmalar,

Talut kıssası,

Karun kıssası,

Buzağı tapmak vs. kıssaların hepsi mülk ile ilgili meseleleri anlatır. Bu bakımdan insanın işi cidden zor olsa gerektir…

İşin garip olan tarafı şu ki, Müslümanlar Klasik tefsir yorumlarının dışına çıkamadıklarından, akletmediklerinden yapılanları, olup bitenleri, yorumlayıp sorgulayamıyorlar.

Mesela Hz. Peygamberden hemen sonra zuhur eden yalancı peygamber olayı, insanların eski ekonomik hayatlarına geri dönmek istemelerinin adıdır.

Peygamberimiz Medine’ye geldiğinde, ilk işi, insanların bahçelerinin etrafındaki duvarları yıktırmak olmuştu.

Ne gariptir ki Peygamberden sonra bu duvarlar yeniden çekildi.

İşte bu iş, Müslümanlar için yıkılmanın başlangıcı oldu.

Bütün savaşlar, duvarların yeniden yapılmasından çıkmıyor mu?

Bütün savaşlar bilgi, iktidar ve servet sahiplerinin emperyal duyguları yüzünden çıkmıyor mu?

İsrail’in Filistin’e uyguladığı zulüm bu yüzden değil mi?

Eğer İslam, inşacı bir damardan aktarılabilseydi, zamanımız insanının derdine deva olabilirdi.

Müslümanlar, zamanın getirdiği sorunlar arasında sıkışmıştır. Miadı dolmuş fetvalar, sorunları çözmemektedir.

İslam’da mübarek gün ve gece var mı?

  • Cuma, Müslümanların toplanma günüdür.
  • Kadir Gecesi, Kur’an’ın senin kalbine inmeye başladığı andır.
  • Kandil Geceleri, sonradan oluşmuş gecelerdir.

Devlet başkanlarınca peygamberin örnek alınacak tarafları var mıdır?

Tabi ki vardır. O, bütün devlet başkanlarına örnek bir icraat göstermiştir. Adalet, doğruluk, dürüstlük başta gelir.

Peygamberimizin kalbi melekler tarafından temizlenmiş midir?

‘Senin göğsünü şerh etmedik mi?

İnşirah Suresi, Ayet 1.

Senin içindeki sıkıntıyı gidermedik mi, genişlik ve ferahlık vermedik mi? demektir. Göğsün yarılması, kalbinin yıkanmasıyla bir alakası yoktur.

Şeytan mı suçludur, yoksa ona uyan mı?

Hem Şeytan suçludur, hem de ona uyan insan suçludur. Şeytan insanın içindeki kötülük dürtülerinin sembolik ismidir.

Mahmut AKYOL  

HAHAMLAR TARAFINDAN İDARE EDİLEN, IRKÇI İSRAİL OĞULLARININ ZULMÜ NEDEN BİTMEZ…

logo5

HAHAMLAR TARAFINDAN İDARE EDİLEN, IRKÇI İSRAİL OĞULLARININ ZULMÜ NEDEN BİTMEZ…

Irkçı ve korsan İsrail, Filistinli Müslümanlara kan kusturuyor.

ABD, İNGİLTERE ve BATI devletleri Dünyayı yakıyor, mazlumlar çaresizlik içinde sadece seyrediyor!

Çünkü Kürtler için kurulduğu iddia edilen ve içinde Kürt’ten çok Ermeni’yi barındıran PKK, PYD taşeron sürüleri, İsrail’in yanında savaşıyor.

Bu arada Filistinli Müslümanlar ABD, İNGİLTERE ve BATI devletleriyle de mücadele ediyor.

Bir yandan İsrail uyuşturucu, silah, petrol ve insan kaçakçılığı yapıyor, diğer yandan İsrail, İslam’a bütün gücüyle saldırıyor. Bu saldırının altında Muharref Tevrat yatıyor.

İsrail Oğulları, kendilerinin diğer milletlerden üstün olduğunu söyler, yeryüzünde şımarıklığının sebebi budur.

İsrail Filistin’de, Gazze’de binlerce can alıyor, taş taş üstünde bırakmıyor. Aslında Yahudilerin seçilmiş, üstün bir ırk olma fikri, dogmatik ve şeytani bir inançtır. Allah yaratılışta, kimseyi kimseden üstün yaratmamıştır.

Bu fikir asırlar boyu gizli çalışan Hahamlar, Siyonist Önderler ve Masonlar tarafından ortaya atılmıştır.

Rab Yahova’ ya inanan Yahudilere göre bütün milletlerin köle olduğu, sadece kendilerinin efendi olduğu bir anlayış vardır. Onlara göre tüm milletlerin ellerindeki mallar, Yahudilerin çalınmış mallarıdır. Bu sebeple diğer bütün milletlerin ellerindekini almak mubahtır.

Bu anlayış, Hahamlar tarafından Muharref Tevrat’a sokulmuş bir hırs ve hırsızlıktır. Bu hırsızlık sebebiyle İsrail Oğulları azmıştır. Birçok kere yer ile yeksan olmuş, fakat yine de uslanmamıştır.

Muharref Tevrat’ın gizli yorumu olan ‘Talmut ve Tora’, Siyonistleri sürekli olarak yak, yık ve yeniden inşa et, fikrine yöneltmiştir…

Siyonistler bu yolları kullanarak insanların kanını dökmüş, dünyanın altını üstüne getirmiştir.

Bu sebeple dünyada ve Ülkemizde huzursuzluk bitmeyecektir

Siyonizm planlarına göre, merkezi Irak ve İran olan bir savaşın başlatılmasıyla Armageddon savaşı başlayacaktır.

Vizyonu gündelik kısır çekişmelerden ibret muhalefet ne hazindir ki Amerika, Rusya ve AB ülkeleri burnumuzun dibinde İsrail için çalıştığını görmüyorlar

Psikolojik ve Biyolojik savaşlar, askeri savaşların önüne geçmiş, Arge çalışmalarına dünya bütçe paralar dökmektedirler.

Psikolojik, Biyolojik savaşlarda İsrail önemli mesafeler kat etmiştir. Hibrit Tohum savaşı, İsrail’e büyük avantajlar sağlamıştır.

ABD’yi kullanan Yahudi korsanlar Hindistan’ın ve diğer gelişmekte olan ülkelerin çiftçilerinin, şifacılarının, balıkçılarının, buğday üreticilerinin ellerindeki mülkiyeti almıştır.

Dünyada Bioteknoloji firmaları tamamına yakın bölümü İsrail’e ait, tohumların patentleri İsrail’in tekelinde, kartelleşme nedeniyle dünya besini İsrail’in ipoteği altında…

Altın, petrol rezervleri, uyuşturucu ve silah tüccarları bunlar

Dünya, bu savaşa karşı koyabilmek için varını/yoğunu ortaya koymaktadır…

Yahudiler, Ortadoğu halklarını yıllarca tesir altında tuttular. Benzer şekilde Tekkeler kurarak İslam tasavvufunun içine girdiler, sapkın tasavvuf cereyanlar oluşturdular.

Şimdi, Müslümanların bir araya neden gelemediklerini anlayabiliyor musunuz?

ABD her geçen gün Türkiye’nin etrafında üsler kurarak adeta Türkiye’yi İsrail adına ablukaya almıştır.

Siyonist Önderleri Protokolleri’ adlı kitapta şöyle deniliyor:

Siyon yılanı dünyayı çevreleyerek yutmuştur. Yılanın başı ulusların kalplerine girecek ve onları çürütüp yok edecektir. Siyon’dan yani Kudüs’ten harekete başlayan yılan, zaferle zincirini tamamlayacak, sonra yine oraya dönecektir. Başladığı yere dönmeden önceki son hedef de İstanbul’dur…’

İsa’nın “Göklerdeki baba ile ben birim” demesi, İsa’nın ölümüne sebep olmuştur. İsa’nın bu iddiası, Yahudilerce, Yakup’u tahtan indirilmesi olarak algılanmıştır.

İşte Siyonizm’in bu hedefleri bize, ‘İsrail zulmünün neden bitmeyeceği’ göstermektedir!

Siyonizm tıpkı Firavunlar gibi gücü iktidarından alır. O güç paradır…

Önce belirteyim ki, dünyayı açık cezaevine çevirenlerin başını çeken katil ve korsan İsrail’dir. Onun arkasında ABD Derin Devleti, Evanjelistler, Pentagon ve Neoconlar gelir.

ABD de yaşayan Yahudiler, sanat, sağlık, hukuk, sinema, basın, medya, siyaset, ekonomi, ticaret, sanayi, bankacılık gibi sektörlerin başında bulunur.

Siyonistler azdılar, saptılar, şımardılar!

Fakat unutulmasın ki, her Firavunun gelmesiyle birlikte bir Musa’da gelmiştir

Kötülerin kötülükleri, verdikleri zararları kendi ecelidir.

Yahudilerin insanlara karşı kin ve öfkesi vardır.

Konumuza ışık tutması açısından önemli gördüğüm şu olayları sıralayalım. Bunların başında, içinde ve sonunda Yahudiler rol oynamıştır.

  • Haçlı Savaşlarında 4 milyon Müslümanı katledildi.
  • 1839 itibaren aralıksız sürdürülen Batılılaşma hareketleri sonunda 3 Milyon km kare toprak elimizden uçup gitti…
  • 1900 yıllardan bu yana Batı’nın başlattığı savaşlarda İslam coğrafyasında 4 milyonu aşkın insan yaşamını yitirmiştir.
  • Birinci Dünya Savaşında, iki büyük imparatorluğun yaşamına (Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu) son verilmiştir.
  • Anadolu’nun işgali Çanakkale’den değil, İzmir’den değil, Filistin’den başladı…
  • Ruslar Kars’a girdiklerinde İngiliz’ler Filistin’e Yahudiler adına el koymuştur.

Birinci Dünya Savaşında 32 milyon, İkici Dünya Savaşında 75 milyon insan ve Müslümanın kanı Yahudi kasalarına para olarak akmıştır.

Kim ne söylerse söylesin, İkinci Dünya Savaşından sonra kurulan küresel düzen çöküyor. Bu çürümeyi durdurmak mümkün değildir.

Şimdilik çöküşün önünde Çin, Rusya, İran ve Türkiye engel olarak görülüyor. Bu engelin kalkması için ilk hedef, İran ve Türkiye’dir…

Size gücü tanrılaştırmış ABD, İngiltere, AB ve İsrail’den bahsediyorum…

Eğer Müslümanlar mezhep anlaşmazlıklarından ve asabiyetten kurtulur, yönetimlerini adalet üzere döndürür, rotalarını uydurulan dinden, indirilen dine çevirir, yüksek teknolojiyi yakalarsa, o zaman kimse bu gücün karşısında duramaz!

Mahmut AKYOL

ZAMANIN SÖZLERİ: 2

logo5

ZAMANIN SÖZLERİ: 2

Sevgi ve merhameti sonsuz Allah’ın adıyla…

Rengini, kokusunu Allah’ın sevgi ve merhametinden alan Müslümanlara selam olsun.

Gecesi, gündüzü ve gönlü huzur içinde olanlara selam olsun.

İyi, güzel ve doğruluk içinde olan Müminlere selam olsun.

Yalandan, zulümden ve vebalden uzak duranlara selam olsun.

Yaratan, yaşatan, koruyan, kollayan, yarattıklarına yol gösteren Rabbime şükürler olsun.

Kuru kuruya bir sevgi olmaz. Paylaşmakla, bölüşmekle ve dert ortağı olmakla olur.

Eğer elinizde verecek bir şeyiniz yoksa sadece gülümseyin yeter.

Çünkü ‘Hz. Peygamber, gülümsemek sadakadır’ buyurdu.

Bu sözleri her tarafa yayınla…

Kur’an’ı Kerimin metninde tahrifat yoktur. Fakat onu anlamada çok tahrifatlar olmuştur.

Kur’an’ı Kerimin asıl amacı, toplumların arsında sevgi ve merhameti yaymaktır. Bu yaymanın yolu, mülk ve infaktan geçer. Paylaştıkça sevginiz, paylaşmadıkça bencilliğiniz artar.

Kıyamet ‘ayağa kalkmak ’tır.

Yani üstüne ölü toprağı serpilmiş bir halkın ayağa kalkışı demektir. Bunlar bu dünyada olacak işlerdir.

Kıyamet günü, ölümden sonraki hayatın, yeniden ayağa kalkışıdır.

Namaz, oruç, hac vs ibadetlerin anlamları çok derindir.

Sadece birini ele alalım.

Cemaatle kılınan bir namazın tek başına kılınan namazdan 27 derece daha efdaldir.

Dindarlığın ölçüsü çok derindir:

Komşusu açken tok yatan bizden değildir. Harama el uzatan, hayâdan yüz çeviren,  utanmayan, gönül incitmekten korkmayan, cehennem ateşini görünce ürpermeyen, yolda parçalanmış kuşa acımayan, bizden değildir.

Dediler ki:

Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder. ’Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.’  Casiye 24

Yani Zamanın yaratıcısı da Allah’tır. Hesaba çekecek olan da Allah’tır.

Hz. Peygamberimiz şöyle buyurdu:

Denizköpüğü kadar günahın olsa bile tövbe kapısı kapanmaz’.

Yani tövbe kapısı, günah sebebiyle kapanmaz. Buna zina, hırsızlık ve şirk dâhildir. Yeter ki ‘kul hakkı’ olmasın.

Kul hakkı, yediğin mağdurun hakkıdır. Dünyada helallik almak lazım gelir.

Âdem kıssası sembolik bir kıssadır. Âdem kıssasında gerçek üstü anlatım vardır. ‘Ekmek arslanın ağzında’ denildiğinde gidip hiç hayvanat bahçesinde ki arslanın ağzına bakıyor muyuz?

Şeytan, melek, Âdem…

Bunların hepsi insanı anlatır.

Şeytan insandaki kötülük dürtülerini anlatır.

Melekler insanda ve evrende Allah’ın iyilik güçlerini anlatır.

Âdem de insan türünü temsil eder.

Âdem dünyanın ilk masumiyeti iken, Şeytan vesvese verdi, kargaşanın içine soktu, Âdem kan dökmeye, fesat çıkarma başladı.

Şeytanın kendini Âdem’den üstün görmesi, yani kendini insanoğlunun kavminden, milliyetinden, cinsiyetinden daha ileri olduğunu öne sürerek kendini üstün görmüştür.

İslam’da gücü ele geçirmek esas itibariyle bir amaç değildir.

Bunun ne olduğu Hz. Peygambere sorulduğunda O da şu cevabı verdi:

Bir elime ayı diğerine güneşi verseniz davamdan vazgeçmem” demiştir.

Dava gücün ele geçirilmesi değil, Bilgi, iktidar ve servetin Allah’a ait olmasıdır.

Mucize aciz bırakan demek olup olağandışı değil; olmakta olana denir.

Mesela ayın yarılması değil; ayın kendisi mucizedir.

Hz. Peygamberi öksüzü korumasından, Yoksulun yanında olmasından, asla yalan söylememesinden, mert, dürüst, emin kişiliğinden ve güzel ahlak sahibi olmasından tanırız.

İslam’da ruhbanlık Kesinlikle yoktur. Olmadığı gibi İslam, ruhban sınıfını ortadan kaldırmak için gelmiştir.

Kur’an’da en sert eleştirilerin ruhban sınıfına yöneltilmiş olması bu nedenle şaşırtıcı değildir. Çünkü Hz. Muhammed bir ‘din adamı’ değildi.

Yeter ki arkadaşlıklarımız yalan olmasın. Zira yalandan  zulüm ve riyakârlık doğar. Şu üç günlük dünya için yalancı ve riyakâr olmaya ne gerek var!

Hepimiz bir damla sudan olmadık mı?

Sonunda aynı toprağa düşmeyecek miyiz?

O zaman bir birimize karşı kaprise, kibir ve üstünlük göstermeye, kin ve nefret duymaya ne gerek var!

Bunların altında kalmak, büyük vebaldir.

Mahmut AKYOL

ZAMANIN SÖZLERİ

logo5

ZAMANIN SÖZLERİ

Şeytan ateşten yaratıldı. Şeytan insanın içindeki kötülük dürtülerini (ihtiras, öfke, şehvet) temsil eder.

Şeytanın bu kötülük dürtülerini gidermek için insanın dua etmesi lazımdır.

Dua, insanın Allah’a olan bir siparişi değil, bilakis Allah’la olan bir dertleşmesidir.

Nasıl ki gözü kapatmakla güneş yok olmazsa, Allah’ı yok saymakla da Allah yok olmaz.

Allah, soluduğumuz hava gibi kuluna yakındır.

Allah kulunu, vicdanından seslenir. Onlar ki iyilik, güzellik, doğruluktur.

  • Şeytan insandaki kötülük dürtüleri ise, Melekler de evrende ki Allah’ın iyilik güçleridir. Şeytan ‘ben ateşten yaratıldım’ diyerek kendini insandan üstün gördü.

Hz. Ali şöyle dedi:

Dünya ceza ve mükâfat yeri değil, imtihan yeridir. Ahiret imtihan yeri değil, ceza ve mükâfat yeridir.

İnsanlar kendi elleriyle yaptıkları yüzünden ceza veya mükâfat görürler.

  • Yasin suresi mezarlarda okunacak bir sure değildir.

Ya açar bakarız Nazmı-ı Celil’in yaprağına,

Ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına,

İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin;

Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için.

Onlara, Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda infak edin denildiği zaman, inkâr edenlere, iman edenlere, Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi biz mi doyuracağız? Siz düpedüz sapıtmışsınız, başka bir şey değil.

(Yasin; 47)

O, diri olanları uyarmak ve gerçeği yalanlayan nankörlerin üzerine Söz’ün hak olması içindir.

(Yasin;70)

 ‘Demek ki Kur’an yaşayanları uyarmak, uyanışa çağırmak, derin uykulardan uyandırmak için gelmiştir.’

‘İnkâr edenlere bu dünya hayatı güzel görünür. Bu sebeple iman edenlerle alay ederler. Ama kıyamet günü Allah’a karşı sakınma duygusu taşıyanlar, onlardan daha üstün olacaklardır. Allah, dilediği kimselere hesapsız rızık verir.’

Bakara Suresi 212. Ayet

  • Hz. Peygamber insanlığa elçi gelmezden önce Mekke’de din vardı. Namaz, oruç, hacc, 1/40 zekât hepsi vardı. İnsanlar Allah’a inanıyorlardı, İbrahim’in dinine mensup olduklarını söylüyorlardı. Kur’an bunları getirmedi, bunlar zaten vardı. Hz. Peygamberin babası, bunları belki yapıyor olabilirdi.

Hz. Peygamber, O malum sözünü şöyle söyledi:

Bir elime ayı diğer elime güneşi verseler, asla davamdan vazgeçmem” dedi. Dava gücü ele geçirmekti.

Bunlar:

Bilgi, iktidar ve servetti’.

Hz. Peygamber bu dünya mallarını kabul etmedi. Onun davası, dini tebliğdi.

İslam insanlık dünyasına ne getirdi?

  • Lehu’l-Mülkü getirdi.
  • Bunu duyunca Müşrikler aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi oldular.
  • O zaman Adalet, eşitlik, özgürlük, merhamet, insanlık, köleleri azat etmek, kadınları alıp satmak yoktu.
  • Yoksullarla aynı sofraya oturmak vardı.
  • Hatta Ebu Cehil ve ortakları şöyle dediler:
  • Böyle dine olmaz olsun, bizi kölelerle bir görüyor dediler.

Allah Âdem’e ruhundan üfledi. Âdem Ev yaptı, şeytana uydu, kan döktü, fesat çıkarttı. Âdem, verilen eşya yeteneğini kullandı. Kendini tutmasını (oruç) bildi ve hukuk kurallarını öğrendi. Böylece Âdem, uygar yaşamı başlattı. Burada anlatılan kişi aynı zamanda biz bir Âdemoğludur..

Her doğan çocuk bir Âdem’dir ve Âdem kıssası her doğan çocukla birlikte yeniden başlar.

Âdemoğlu fıtratının dışına çıktığı zaman Allah ve Cel, Âdemoğlunu; Esfele Safiline indirir ve şu sıfatlarla sıfatlandırır:

Dilini sarkıtarak soluyan köpek’, ‘aşağılık maymunlar’, ‘domuza dönüştürülenler’…

Bu işlere girmeyip kendi halinde olanlar, bir yer de ‘Onların içinden keşişler ve rahipler vardır, onlar büyüklük taslamazlar’ diyerek övülürler. Bunun dışında hep eleştirilirler ve eleştirilme sebepleri de yukarıdaki gibidir.

  • Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
  • Denizköpüğü kadar günahın olsa bile tövbe kapısı kapanmaz’.
  • Tövbenin kapısı dönüş yapmak ve bir daha yapmamaktır.
  • Bunu yaparsan ne yaparsan yap silinir. Zina, hırsızlık ve şirk dâhil, bundan sadece “kul hakkı” hariçtir.
  • O zamanda mağdurun dünyada helallik almak lazımdır.

Kur’an Mü’min kadınlara:

Örtünmelerine, Konuşmalarına, Yürümelerine, Bakmalarına, sınır getirmiştir.  Tesettürlü olmak için illa da başı örtmek şart değildir.

Dekolte giyinmemek, vücudun boyun, göğüs, sırt, bel, kalça ve bacak kısımlarını bol bir giysi ile örterek belli etmemek yeterlidir.

Kur’an’da başörtüsü yok” demek de yanlıştır. Ayetten “başörtüsü de kastediliyor” yorumu çıkarmak mümkündür.  (Nur; 31)

  • Kur’an’da “Kader” kavramı vardır. Bu ise Evrenin gidiş yasaları ve hayatın ve ölümün kanunları demektir. Bu yasa ve kanunlar içinde biz kendi yolumuzu kendimiz belirleriz. İyiyi veya kötüyü kendimiz seçeriz.
  • Kur’an’da şöyle denir:
  • Her insanın talih kuşunu (kaderini/geleceğini) kendi boynuna asmışızdır. Kıyamet günü önüne kendi sicilini bulacağı bir kitap çıkarırız. Oku kitabını; kendi hesabını kendin gör deriz.” İsra; 13-14

İslam’a “Lehu’l-Mülk” kapısından girilir. Ardından ‘Lailaheillalah’ gelir. Yani Allah’tan başka ilah yoktur. İtikadın temeli budur. İnsanlar inançlarından dolayı değil; davranışlarından dolayı kurtuluşa ererler.

Kur’an “İnandık” demekle cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz diye sorar. Cennete hangi dinden olursa olsun adalete, barışa, hakka, doğruluğa, dürüstlüğe, insafa, merhamete paylaşıma, kardeşliğe inananlar, insanların ellerinden ve dillerinden emin olduğu kimseler ve bunları yaşayanlar girer.

  • Kur’an’da şöyle denir:
  • Cennet ne sizin kuruntularınızla, ne de önceki çağlarda kitap verilenlerin kuruntularıyla kazanılacak bir yer değildir. Kim bir kötülük yaparsa cezasını çeker ve Allah’tan başka da ne bir yâr, ne de bir yardımcı bulabilir’ Nisa; 123

Mahmut AKYOL

ALLAH, CENNETİ/CEHENNEMİ KİMİN İÇİN YARATTI?

logo5

ALLAH, CENNETİ/CEHENNEMİ KİMİN İÇİN YARATTI?

Rivayete göre Habbap bin Eret şöyle dedi:

Benim As bin Vail’den alacağım vardı. Alacağımı ondan istedim.

O, ‘Hayır, Muhammed’i inkâr etmedikçe vermem’ dedi.

Bunun üzerin ben, ‘Kesinlikle olmaz! Ben Muhammed’i inkâr etmem’ dedim.

As bin Vail:

Ben öldüğümde yeniden mi dirileceğim?’ dedi.

Ben ‘Evet’ dedim.

Bunun üzerine ‘Öldükten sonra yeniden dirildiğimde ve sen bana geldiğinde, orada benim çok malım, mülküm ve adamlarım olur. Borcumu o zaman gel öderim’ dedi.

(Razi, Taberi, İbn Kesir).

Allah, cehennemi bu zalimler için yarattı.

 

Ebu Cehil başta olmak üzere Mekke’nin müşrikleri yerleri ve gökleri kim yarattı desen Allah derlerdi. Bu müşrikler Kâbe’i tavaf ederler, Kâbe’ de salât ederler, Kâbe’nin örtüsünü değiştirirler, hacılara su dağıtırlar, gusül abdesti alırlar, kırkta bir zekât verirlerdi. Mekke’nin en zenginlerinden olan Velid bin Muğire cahileyi döneminde Kâbe’nin yeniden yapımında “Haram para getirmeyin” demişti. Müşrik dinsiz demek değil, dindar fakat mülkte şirk koşanıdır. Ebu Lehep Mekke’deki tefeci bezirgân düzeninin başıydı. Ölünce yerine Ebu Cehil, o da ölünce yerine Ebu Süfyan geçti. İlk inen ayetlerde o olduğu için onun ismi geçmiş olabilir. Ebu Cehil, Hz. Peygamber ortaya çıkmadan önce de namaz kılıyordu. Bir keresinde Hz. Peygamber Kâbe’de salât ederken Ebu Cehil üzerine pislik atmıştı… Bu Müşriklerin hepsi de bunları yapıyordu.

Allah, cehennemi bu zalimler için yarattı.

 

Filistin’de, Gazze’de, Refah’ta katil İsrail Ordusu emellerine ulaşmak için soykırıma başladı.

Camileri, hastaneleri, mezarlıkları, okulları yıktı.

İnsanların yaşam hakkını ellerinden aldıkları gibi ölülerin üzerinden dozerlerle geçti.

Zalimliklerini bir kez daha ortaya koydu.

Öyle ki; Filistin sokaklarında kalmış olan ölülerini almalarına bile fırsat dahi vermedi.

Dahası gözü dönmüş katil İsrail, Filistinlilerin Oruç tutmalarına, namaz kılmalarına mani oldu.

Bundan daha kötü zulüm görülmemiştir.

Allah, cehennemi bu zalimler için yarattı.

 

Kelime-i Şahadet Lehu’l-Mülk’tür.

Lailaheillallah kelime-i şahadet’in ikinci kısmıdır.

Önce mülkün (bilgi, iktidar ve servetin) Allah’a ait olduğu bir hakikattir.

Kim buna yeltenirse ona “La’ilahe” denilecek.

Devlet dediğin mülk sahiplerinin aracıdır.

Dine Lehul-mülk kapısından girilir.

Mülk sadece mal değildir. İçinde ‘şehvet, şöhret, servet ve riyasette’ vardır.

Allah, cennetini bunun için yarattı.

 

Sevginin yolu infaktır.

Onun için Kur’an infak, infak deyip duruyor. Çünkü ancak toplumda sevgi ve merhamet böyle yayılır.

Hiç bir şeyi paylaşmayanların kalpten kalbe köprüsü kurulmaz, kurulmayınca da bencillik başlar.

Allah Ahiret Gününde; kimsenin soyuna, ırkına, kavmine, kariyerine, konforuna bakmayacak, herkese adaletle davranacaktır.

Zaten Allah, cennetini bunun için yarattı.

 

Hz. Muhammet  (Aleyhi selam) sefalet içinde yaşamadı. Hiçbir zaman Mülk biriktirmedi.

Kendisine tahsis edilen savaş ganimetlerini tamamını yoksullara dağıttı.

Allah, bu dünyada kurulan darussalamı, adalet ve barış yurdu için var etti.

Cennet, özelde Kur’an’ın, genelde dinin dünyadaki ideal toplum ütopyasıdır. Bu dünyada kurulacak evrensel adalet ve barış yurdunun (darussalam) adıdır.

Yani darussalamSınıfsız, sınırsız, kastsız, devletsiz, yöneticisiz, eşitlik, esenlik ve özgürlük yurdunun din dilindeki ifadesidir.

Bu yüce ideal, bu dünyada olmazsa öbür dünyada ilelebet ulaşılacaktır. Allah böyle vaat ediyor.

İşte Allah cennetini bunun için yarattı.  

 

Adalet, eşitlik, kardeşlik, özgürlük, hak, hukuk, emek, doğruluk, dürüstlük, bağımsızlık vb. kavramlar, Dinin ortak değerleridir.

Bu değerleri yaşayan bir Müslüman için Allah, cenneti yarattı.

 

Mucize olağandışı olan değil; olmakta olan şeydir. Yani Ayın yarılması değil; Ayın bizzat kendisidir.

Buna böyle inanan bir Müslüman için Allah, cennetini bunun için yarattı.

 

Din nedir? Yaşadığın hayattır.

Kimin yanında ve kimin karşısında olduğun senin dinini gösterir.

Ezan bir ilandır. Bir haykırış, bir sesleniştir. Ezan, bir çağrısıdır.

Mülk, Allah’a aittir. Yani mülk bilgi, iktidar ve servet sahibi olmaktır. Ele geçirdikleri mülkle büyüklük taslayan servet ve saltanat sahiplerinin gerçekte büyük olmadığını, en büyüğü Allah olduğunun ilanıdır.

Bu değerleri yaşayan bir Müslüman için Allah, cenneti yarattı.

 

Şeytan dediğimiz, içimizdeki kötülük dürtülerimizdir.

Emre itaatsizlik eden bizleriz. İçimizdeki kötülük bizi anlatıyor.

Allah, kötülüğü veya şerri yaratmaz, istemez, irade etmez.

Mahmut AKYOL