KUR’AN VE DİN
Din yaşayan hayattır.
Eğer bir din yaşayan hayat için bir şey demiyorsa, o din ölüdür…
Bir din yaşayan hayat Mülkiyet, adalet ve velayet için bir şey demiyorsa o din ölüdür…
Kur’an’ı Kerim, Peygamberlerin hayatında önemli bir yer tutar.
Peygamberimiz bir adama dedi ki:
“ne iş yapıyorsun”
Adam da “tarlalarda ailemi geçindirmek için çalışıyorum” diye cevap verdi.
Peygamberimiz adamın elini tuttu, önce öptü, sonra eli yukarı kaldırdı, “cehennem ateşi bu ele asla dokunmayacaktır” dedi.
Kur’an’ı Kerim “Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur”
2/193
Bir tarafta ezan okunabilir, diğer tarafta çan çalabilirsin. Yeter ki zulmedilmesin.
Yukarı kattaki ineğe, aşağı kattaki soğana tapabilirsin, yeter ki zerre miktarda zulmedilmesin.
Adam:
Sen ineğe tapıyorsun derse,
Adamda:
“sende ineğe tapıyorsun.”
O da sana der ki “sen de eve tapıyorsun.”
O zaman kınanan kınansın.
Kötü davranışlar kınanır, iyi davranışlar övülür.
Cenneti aynı zamanda dünyevi bir ideal olarak görüyorum. Cennetin bu dünyaya dönük yüzü, öteki dünyaya dönük yüzü de itikadımızı ifade eder.
Veda Hutbesi.
Onun düşünce, ruh ve gönül dünyasında hâkim olan esas kavramın adalet olduğunu görüyoruz.
Kur’an ruhu ile Peygamber vicdanı ve adaletinin bir araya geldiğini görüyoruz. Hz. Peygamber de önceden yer tutan bir kişinin barakasını önce yıktırıp, sonra da yaktırıyor.
Kur’an, yeryüzündeki mücadele perspektifine göre insanları zalimler ve mazlumlar diye ikiye ayırır.
Zulmün kaldırılması, mazlumların kurtarılması ve adaletin tesis edilmesi insana emredilen şeydir. Hayat da bu mücadelen ibarettir.
Şeytanın üç büyük günahı vardır.
Bunların olduğu her yer, cehennemdir.
Birincisi kibirdir.
Şeytan Âdem’i aşağılamıştır. Çamurdan yaratıldı diye kibir göstermiş, bir şeyi öbürüyle kıyaslayarak “sen kim oluyorsun?” demiştir. Bunu dediğin an kibir sahibi olursun.
İkincisi hasettir.
Âdem’de var olan özellikleri kıskanmıştır. Kabil de Habil’i haset, kıskançlık ve mülkiyet sebebiyle öldürmüştür. Kabil bir yere sahip oldu ve “burası benim” dedi. Habil de “hayır senin değil, herkesin” dedi ve öldürüldü.
Üçüncüsü hırstır.
İnsan önce sonuna kadar bir şeyi toplama, yıkılmayacak bir iktidara Sonra sahip olduklarıyla büyüklenir, kibirlenir nihayetinde başkalarının elindekini kıskanarak “onlara da sahip olayım” der.
Bir adamın doksan dokuz koyunu vardı. Diğer adamın da bir koyunu vardı. Doksan dokuz koyunu olan o bir koyunu almak istiyordu. Buna rağmen Hz. Muhammed zamanında dünya düzelmedi.
İnsanın yüz tane evi olmasının ne anlamı var?
“Yağmur yağacak, nebat bitecek, güller açacak ve Allah rızkının sözünden dönmeyecek diyor.
Hz. Peygamber çıkıp da “fekku rakabe (kölelere özgürlük)”
Beled;13
“Yanlarınızdakiyle eşit hale geleceksiniz, bunun için niye vermiyorsunuz”
Nahl; 71
“Allah yeryüzündeki rızık ve rızık kaynaklarını insanlar eşit bir şekilde kullansın diye yarattı”
Fussilet; 10
Kadın, erkeğin kaburga kemiğinden yaratılmamıştır.
Kadın da erkek de Dünyada beraber çıkmıştır.
“İnsanlar tek bir ümmetti. Onlar tek bir ümmetti. Bir ve eşitti. Fakat aralarında kibir ve kıskançlık sebebiyle (şurası senin olacak, burası benim olacak; şuna daha fazla sahip olacağım savaşı yüzünden) parçalanıp, ihtilafa düştüler. Sonra da Allah, peş peşe adalet’in yolunu gösteren peygamberler gönderdi.”
Bakara Sûresi 213. Âyet
“Müstağni olduğu için, kendi zenginliğini yeterli gördüğü için, insanoğlu kendini mutlaka üstün, yıkılmaz zanneder”
Alak Sûresi’nin 6. Ayeti
Kur’an’ın ilk anlattığı kıssa, bahçe sahipleri kıssası, bugünkü tabirle burjuva denilen sınıf. O zaman onlara bahçe sahipleri deniyor. Tarım toplumu olduğu için bahçe sahibi olmak zenginliği ve serveti ifade ediyor.
“Nimet sahiplerini bana bırak”
“Allah Musa’ya dedi ki,
Tâhâ Sûresi 18. Âyet
Bu nedir?
Musa cevap verdi:
Benim asamdır.
Allah, at onu dedi.
Şeklindeki diyalog büyük bir Sûfi olan Şakiki Belhi tarafından şöyle yorumlanıyor:
“Benim” asam demek şirktir.
Bu yüzden “at onu” denildi.
Şimdi bu kültürden nasıl böyle bir kapitalizm çıkar ben anlamıyorum.
“Benim Rabbim sırat-ı müstakim üzeredir”
Hûd Sûresi 56. Âyet
Eğer siz bir şey yapıyor ve insanlara “ben böyle bir şey yapıyorum, siz de buna gelin” diyorsanız, ahlâk çağrısı yapmış olursunuz.
Siz bir laf ediyor ama o lafla kendiniz amel etmiyor, insanları da ona uymaya çağırıyorsanız, bu ahlâki bir çağrı olmuş olmuyor.
Allah, sırat-ı müstakim üzere olduğunu söylerken, rahman olduğunu da söylüyor.
Ahrette, kıyamette Allah rahmetiyle mi muamele edecektir, adaletiyle mi muamele edecektir?
Ahlâk der ki:
“adam öldürmek kötüdür, bu katilliktir. Katil olmak gayri ahlâki bir durumdur ve ahlâksızlıkların başıdır.”
Adalet der ki:
“Kim kimi öldürürse; zengin, fakir, siyah, beyaz, doğulu, batılı oluşuna bakılmaksızın hesabı sorulmalıdır.”
Hukuk da der ki:
“Kim birisini öldürürse kısas edilmelidir, idam edilmelidir veya ona şu kadar yıl ceza verilmelidir.”
Mahmut AKYOL