İNSANI YAŞATAN YA DİNDİR YA KİNDİR!
Son günlerde vuku bulan siyasi, askeri ve sosyal olaylara bakıldığında, önümüze din/kin yahut adalet/zulüm kavramlarının çıktığı görülür.
Batı var olduğundan beri kinle, düşmanlıkla yaşayan bir kıtadır. İngiltere, İspanya kıtanın diğer ülkelerine, (Amerika dâhil) kini ve düşmanlığı ihraç edenlerin başında gelir. Dünya için bir çıbanbaşı görülen, tüm iyiliklere ihanet eden Siyonizm (korsan İsrail) bunlardan ayrı görmemek gerekir.
Batıda refah var, fert başına düşen gelir yüksek diyenler, yazık ki zulüm batağına saplandığını görmek istemiyorlar!
Neden?
Korkularından…
Güneş ile Dünya arasına ay girince nasıl dünya karanlıkta kalırsa, Allah ile kul arasına dünya girince de kul karanlıkta kalır.
Hâlbuki Kisra’nın saray kapısına dayanan Sahabe yalın ayaktı. O kapılar imkânla zorlanmamıştı. Bu cümleden olarak:
Sosyal hayatta kendilerinden olmayanlara hak ve adalet hakkı tanımayan, her fırsatta ırkçı tutumlar sergileyen, diğer milletlere şaşı bakanlar, ilahi bir tokat yiyeceklerdir.
Bakın nasıl!
Batı bugün “sosyal ahlaksızlık” içinde, “aile” yapıları hızlı bir şekilde çürüyor.
Hayatları haksızlık üzerine kurulduğu için Allah; bedeli hem dünyada hem de ahirette ödettirecektir. Söz gelimi bugün Batının devşirme “nesli” günbegün kuruyor. Nesli taşıyacak olan “anne” ölüyor. Doğan çocukların çoğu babasını tanımıyor. Batı toplumu cinnet çağını yaşıyor. Birkaç nesil sonra Batı’da toplum diye bir şey kalmayacak. Nüfus hızla yaşlanıyor ve azalıyor. Açığı kapatmak için her şeye göz yumuyor.
Doğum oranını artırmak için her türlü teşviki uyguluyor. Bu uğurda bir sürü paralar dökülüyor. Ancak istedikleri neticeleri alamıyor. Üstelik doğan çocukların en az üçte biri evlilik dışı doğumlarla dünyaya geliyor. Hatta bazı ülke ve eyaletlerde bu oran % 50’den daha fazla… Bu korkunç rakamların üzerine boşanma oranlarındaki ürkütücü artışları da eklerseniz, Batı’nın geleceği, babasını bilmeyen, aile ortamında yaşamayan, kreşlerde büyüyen çocukların elinde olacak.
Avrupa’da bugün “hemcins evlilikleri” yasallaştıran ülkeler var. Bu tür evlilik yapan insanlardan bakan düzeyine gelmiş olanlar var. Yönetim kademelerinde bulunanların birçoğu tecavüzden yargılanıyor.
Görüldüğü gibi Batı teknolojiyi elde etti, refahı/konforu elde etti, fakat Batı “kadını/anneyi/aileyi” kaybetti. Artık bu kavramların karşılığı yok Batıda..!
Tekrarda yarar var:
Batıda aile çöktü! Annelik yıkıldı! Doğan çocukların çoğu babasını tanımıyor. Bundan dolayı Batı toplumu cinnet geçiriyor. Hiçbir harp yaşanmasa bile birkaç nesil sonra “Batı Toplumu” kendi kendine yok olacaktır..! İşte İslam’a ve çok genç nüfuslu toplumlara duyulan öfke bundan..! Sağa sola saldırmalarının, İslâm’ı yok etmeye çalışmalarının sebebi bu..!
Bana göre Yirmi Birinci Yüzyıl çok şeye şahit olacaktır.
Saltanat süren “Mamon” yerlerde sürünecek, açıkçası “Kapitalizm” yıkılacak, buna dayalı varlıklarını sürdürenlerin yanında Ogün (yıkıldıkları gün) kimse olmayacaktır!
Dikkat buyurun, bir milleti ayakta tutan aileden, insandan ve kadından söz ediyorum. Bu öyle bir durum ki “mirasınızı” bırakacağınız kimseniz yok… Acı vermez mi insana… Batı’nın acısı da işte bu… O bakımdan Batı “Benden sonra tufan” oyununu sahnelemiş oynuyor..! Kendisi çalıyor, kendisi oynuyor..!
Onun için Batı, kendisiyle birlikte dünyayı ateşe atmaktan çekinmiyor..! Dünyaya ahlâksızlık ihraç ediyor, önüne kim çıkara hayat hakkı tanımıyor..!
Buna rağmen Batı çöküşünü durduramayacak, Aile kurumunun çöküşünde âciz kalacak, yozlaşmanın, çürümenin önünü alamayacaktır.
Batı için söylediklerimizi burada sonlandıralım da bir iki sözde bizim için söyleyelim:
Yazık ki bizde aşağılık kompleksine düşmüş olanlar var… Kendi büyüklüklerini unutmuş olanlarımız var… Hala Batının kokuşmuş hayatına sarılanlarımız var… Bizde de büyük şehirlerde yaşayan kadınlarımızdan “Annelik” vasfını kaybedenlerimiz var… Avrupa’da görülen “sosyal yaşantıyı” uygarlık sanıp ithal edenlerimiz var… Bunların sonucu bizde de boşanma oranları artıyor. Çocuk bir külfet sayılıyor. Yerden yere vurulup öldürülüyor. Ahlâksızlık, zina çığ gibi artıyor.
Batının çöküşüne ortak olmak istemiyorsak eğer; bir an önce evlilik kurumunu yıkıcı olan her şeyden korumak devletin görevi olmalı, dahası devlet bu konuda seferberlik ilan etmelidir. Çünkü tehlike gerçekten büyük..!
Geleceğin teminatı çocuklar, gençler ve hatta aileler olduğu bir vakıa. Bu kavramlar devleti ayakta tutan devasa güçlerdir. Eğer çocuklar sağlam olursa gençler, gençler sağlam olursa aileler, aileler sağlam olursa toplum ayakta dik durur!
Görülen o ki, aile yapımızda ciddi çözülmeler yaşanıyor. Evlilik, iki kişinin bir araya gelmesi olarak anlaşılıyor. Bu sebeple boşanmaların ardı arkası gelmiyor. Alkol, sigara, fuhuş ve uyuşturucu bu çözülmeyi hızlandırıyor. Bu ve bir sürü illet, okullara ve sokaklara inmiş durumda… Suç işleme yaşının küçülmüş olması gelecek adına kaygı verici…
Ailenin varlığı, çarpık sanayileşmenin getirdiği site ve apartman hayatı insanlarıma sancılar çektiriyor. Komşuluk ilişkileri sıfır… Bencil, kapitalist, sadece kendini seven insanlar, geleceğimiz adına endişelerimizi artırıyor. Gençlik ihtişamlı, gösterişli hayatların peşinden koşuyor. Gençlik özenti ve karmaşık duygular içinde boğuluyor.
Yurdumun insanları, toplumumuz kan kaybediyor! Bu hal, siyasi ve ekonomik boyutundan daha vahim… İşin çivisi çıkmış gibi… Her geçen gün artarak devam eden sosyal farklılaşmalar, ekonomik dengesizlikler, Psikolojik bozukluklar üstüne Devlet “Adaletle” gitmiyor… Bu derin yaralar toplumda; yalanı, aldatmayı, hile yapmayı, gaspı, inkârı, sövgünün her çeşidini, tembelliği, başkasının sırtından geçinmeyi öldürmeyi, çalmayı çoğaltıyor…
Sonuç olarak:
Eşitlik, kardeşlik, sevgi, merhamet, paylaşmak, cömertlik duygularından mahrum olan toplumlarda çözülme mukadderdir. İnanç eksikliğini, otorite boşluğunu gidermeden hiçbir sorun çözülemez!
Dünya ve ahiret dengesini, mülk konusunu, Allah, ahiret, otorite dengesini halletmeden hiçbir sorun halledilmez!
Görülen o ki bozulma, inançta ki samimiyetsizlikten başlıyor. Samimiyet erozyonu arttıkça da bozulma hız kazanıyor.
İşte Kur’an bize dönerek bu konuları anlatıp duruyor!!!
Mahmut AKYOL

