TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVARIN SONU
Yazının bu başlığı bir “peşin hüküm” değildir. Kabul etmek gerekir ki, bu tarihi bir vakıadır. Bu gerçek ışığı altında kalmanızı istirham ederim.
Nietzsche’ye göre “Batı tanrıyı öldürmüştür” Bana göre de Batı “insanlığı, dini, adaleti, şefkati ve merhameti” öldürmüştür.
Batı bilim, sanat, ekonomi ve teknoloji gibi maddi alanlarda kalmakla sadece kendine kötülük yapmamış, aynı zamanda insanlığın vicdanına büyük ihanet etmiştir. İnsanlığın inanç, kültür, değer ve çevresini de tahrip etmiştir.
Seküler hayat, bireysel hayatın sahneye çıkmasını kolaylaştırır. Seküler/laik bir yapı, toplumları dinden soyutlayınca, insanların tek dertleri yemek/içmek olunca, sömürülmeleri daha kolay olur.
Batı modern/çağdaş bir yapıya kavuşmasını İslam’a, İslam Âlemine ve Türk/İslam Âlimlerinin ortaya koyduğu çalışmalara borçludur. Fakat bu hakikati, hırsına yenik düşmesi sebebiyle kabul edememektedir.
Batı, dinin yerine üçüncü dünya ülkelerine kültürü, onun yerine ulusçuluğu, seküler/laik anlayışı dikte etmiştir. Bunun sebebi; kendisinden olmayanlara yaşamı yaşanmaz hale getirmek, insanlığı sömürmek, ırkçı tutum sergileyerek diğer milletlere “jenosit” uygulamak istemesindendir…
Bakın Amerika’da Kızılderili, Afrika’da Zenci/Müslüman, Asya’da Müslüman/Türk bırakmadılar. Anadolu Müslüman Türk’ü yok etmek için “Şark Meselesi” imha planını asırlardan beri hayata geçirmeye çalışmaktadırlar. Bugün ülkemizi saran ve sinsi şekilde ortaya konulan ihanet planları, “Şark Meselesi’nin” birer parçasından ibarettir.
Bugün Batı (ABD/NATO) nasıl FETÖ maharetiyle insanlığı/Müslümanları “mankurtlaştırmaya” kalkıştıysa, dün de yine aynı oyunları oynamıştır. Gittiği her yere kültürüyle gitmiş, her yere önce “ahlaksızlık” taşımıştır.
Bugün Batı “ahlaksızlık” içinde boğulmaktadır. Refah ve konforunu kan ve gözyaşı üzerine kurarken hiçbir ahlaki sınır tanımamaktadır. “Zulm ile abad” olunmayacağını yakında göreceklerdir. Hakk karşısında kâğıttan bu kaplanlar teker teker Hâk ile yeksan olacaklardır.
İnanıyorum ki, çok sürmez İlahi bir tokat yiyeceklerdir. Zaten bu tokat “Aile” yapısından vurulmaya başlamıştır. Aile yapıları hızlı bir şekilde erimektedir. Bütün ilişkileri “yalan”, “hile” ve “haksızlık” üzerine kurulmuş olduğundan, İlahi tokatın gelmesi fazla sürmez çok yakındır…
Benim inandığım Allah’ın sözü bu doğrultudadır. Bu hayat içinde olanları hem dünyada ve hem de ahirette acı ve sıkıntı beklemektedir.
Bugün Batı toplumu cinnet çağını yaşıyor. Birkaç nesil sonra Batı’da toplum diye bir şey kalmayacak, nüfusları hızlı şekilde tükenecektir.
Batı’da vuku bulan siyasi, askeri ve sosyal olaylar hep kin üzerinedir. Zaten Batı var olduğundan beri kinle, yıkmakla uğraşmış ve yaşamıştır. Bunun başında İngiltere, İspanya, Hollanda, Katolik ve Ortodoks Devletler, bilahare ABD ve Siyonizm gelmektedir.
Hâlbuki tarihi kayıtlar gösteriyor ki, İslam orduları 8. asrın başlarında Avrupa’ya geçtiklerinde sadece büyük bir medeniyet kurmuş bu medeniyetin ışığı sayesinde Batı “ortaçağ” karanlığından, kilisenin tahakkümünden, Skolastik Düşünceden kurtulmuşlardır.
Batı bilim adamları, Sosyologları, sözün namusu adına bu hakikati itiraf etmişlerdir.
Mesela buraya gelmezden önce Batı tarihi genelde “bilim/din” çatışması içinde geçmiştir. Ona göre din bilimi ezmiştir. Batı Ortaçağda Kilise zulmünden “Laik” düşünce sayesinde kurtulmuştur. Bunda İslam Düşünce Sisteminin büyük payı vardır. Batı nispeten kendi aralarında laiklikle bir düzen sağlamıştır. Kilisenin tahakkümü durdurulmaya, Kilisenin dayatmaları bilim ve akılla değiştirilmeye çalışılmıştır.
Bizde ise, Batı Düşüncesine saplanmış köle ruhlu aydınlar, çeyrek asırdan beri “Yurdumda” Yurdumun insanına ayni sözü tekrarlayıp durmaktadırlar. Hâlbuki Cennetin anahtarını satan kiliseyi görmüş olsalardı, İslam’ın kurtuluş vadeden sesini duyarlardı.
Osmanlı Devletinde din ve mezheplerin mücadelesi olmamıştır. Bunun için ne katliam olmuş ve ne de toplumda dışlamalar olmuştur. Mesela Hıristiyan ve Yahudi cemaat toplum hayatında ileri derecede kendi etkinliklerine sahip olmuş ve aynı şekilde yaşamışlardır. Bu cemaatler zamanında batıda görülmeyen özgürlüğü Osmanlı da bulmuşlardır. Kaldı ki, Osmanlı bunlara herhangi bir baskı yapmayı yasaklamıştır.
Doğunun sekülerleşmesi için iki yol sürekli şekilde devrede tutulmuştur. Birisi askeri kanal, diğeri uluslararası hukuk! Bu iki yol kullanılarak darbeler yapılmış, devletin yüksek mevkileri batıya hizmet edenler tarafından elde tutulmuştur.
Modernleşme yanlısı, aslında Batıya uşak aydın ve yöneticiler dış tazyiklerle yönetimde tutulmuş, bu çalışmalar da meyvesini vermiştir. Çekilen sıkıntılarımız bu çalışmaların sonucudur.
Fakat “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.”
Görünen o ki, “Batı” bu zulümleri sebebiyle yok olacak ve bu yok oluşunu durduramayacaktır. Bu yok oluştan dolayı Batı, İslam’a ve Müslümanlara öfke duyuyor. Sağa sola saldırıyor. Kendisiyle birlikte dünyayı ateşe atıyor. Dünyaya ahlâksızlığı yayıyor. Önüne çıkan kim varsa ona hayat hakkı tanımıyor.
Ey Millet Evladı!
Tarihe, sosyal döngüye bak!
Aç kulağını dinle!
YİRMİ BİRİNCİ YÜZYIL ÇOK ŞEYE GEBE… İNŞA ALLAH YİRMİ BİRİNCİ YÜZYIL “İSLAM’IN DİRİLİŞ ÇAĞI” OLACAKTIR..!
Sen buna inan!
Varsın aşağılık kompleksine kapılmış olanlar, kendi büyüklüklerini unutmuş olanlar, Batının kokuşmuş hayatına sarılanlar, Ahlâksızlığı marifet sayanlar inanmasın!
Sen geleceğinin teminatı çocuklarını, gençlerini, aileni düşman eline bırakma..!
Sana sunulan alkol, sigara, fuhuş ve uyuşturucu tuzağını elinin tersiyle it!
Onları da, Kapitalist sistemi de, sadece kendini seven insan profilini de, tarihin çöp sepetine at..!
Ey Yurdumun insanları!
Unutma ki, toplumların çivisi çıktığında kan kaybettiklerini görürsün!
Unutma ki, toplumlarda sosyal farklılaşmalar, ekonomik dengesizlikler, Psikolojik bozukluklar arttığında kıyameti yaklaşır!
Unutma ki, toplumda eşitlik, kardeşlik, sevgi, merhamet, paylaşmak, cömertlik ve barış duyguları aranır olduğunda, çözülme mukadder olur!
Unutma ki, İnanç eksikliğini, otorite boşluğu giderilmediğinde toplumların sorunları çözülemez!
İşte Kur’an Kerim bize döne döne bunları anlatıp duruyor!
Düşün ve karar ver; “Lehül Mülk, La İlahe İllallah” de..!
Mahmut AKYOL

