KİTAP YÜKLÜ EŞEKLER

logo5

KİTAP YÜKLÜ EŞEKLER

Cuma suresi, on bir ayet olarak Medine’de inmiştir. Medine’nin ilk yıllarında bir Cuma Namazı toplantısı sırasında, Hz. Peygamberin Cuma hutbesi okuduğu bir sırada, dışarıdan bazı şamataların duyulması üzerine sahabeler, hutbe irad eden Hz. Peygamberi yalnız bıraktılar. Yani sure, “Ashap” üzerinden kıyamete kadar Müslümanları uyarılmak içindir.

Diğer önemli bir husus, Hz. Peygamberi okuma bilmeyen değil, “din adamları sınıfından olmayan, halkın bağrından çıkan” manasına gelen “ümmi” vasfıyla alakalıdır.

Son olarak da, din adamları sınıfı oluşturan Yahudi hahamlar, sert bir dille eleştirilmiş, ciltler dolusu kitap taşıyan merkebin durumuna benzetilmiştir.

Bazı ayet mealleri verdikten şonra, devamında da anladığımız kadarıyla yorumlarla meseleyi zenginleştirmeye çalışalım inşaAllah.

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA

Ayet: GÖKLERDE ve yerde ne varsa hepsi, mülkün sahibi, her tür kirlilikten uzak tertemiz olan, gücün ve bilgeliğin kaynağı Allah’ı anıp yüceltiyor. (62/1)

Yani göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı anıp yüceltiyor deniliyor. Bu ayet, Müslümanların dilinde “pelesenk” olur inşaAllah!

Ayet: Ayetleri okuyarak onları arındırıp temizleyen, onlara kitap ve bilgelik öğreten halkın bağrından çıkmış Peygamberi seçip gönderen O’dur. Oysa bundan önce açık bir sapıklık içindeydiler. (62/2)

Yani kişi bilinçli, kasten yaptığı şeylerin sorumlusudur. Ahirette herkes yaptığı davranışların karşılığını görecektir. Ayrıca arkasından gittiği, önder kabul ettiği kişilerle beraber olacak ve hesaba çekileceklerdir.

Ümmet“, bilinçli bir kasta, bir amaca yönelik bir araya gelmiş topluluktur. Bu manada bugün bir ümmet birlikteliğinden bahsedilemez. Esasında Ümmet, “sosyo-politik” bir birlikteliktir. Hiçbir bilinç ve kasıt olmadan, hasbelkader bir arada duran topluluklara ümmet değil, “kalabalık” denir. Bugünkü Müslümanların durumu bundan ibarettir.

Keza aynı kökten gelen “Ümmi” kavramı da Hz. Peygamber için “okur-yazar” olmayan değil, her hangi bir sınıfa, kasta, hanedana, oligarşiye mensup olmayan, doğrudan doğruya “halkın bağrından çıkan” demektir. Kur’an’ın ısrarla “ümmi nebi” demesi bundandır.

Ümmi Nebi kavramı, Yahudilerin şahsında eski dünya dinlerinin uydurdukları dini-oligarşik kastları dağıtmak ve dini genele yaymak için kullanmıştır.

Ayet: Tevrat’ın yükünü üstlenip de sonra onu taşımayanların durumu, sırtına ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğin durumuna benzer. Allah’ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne acıdır! Allah zalimleri doğru yolda yürütmez. (63/5)

Ayet: Söyle onlara: “Ey Yahudiler! Siz diğer insanların değil de yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız, haydi ölümü isteyin bakalım eğer sözünüzün eriyseniz. (62/6)

Yani Önceki çağlarda Tevrat’ın sorumluluğunu üzerlerine ve tekellerine alanlar, etrafında din adamları sınıfı oluşturup sektör haline getirdiler. Kendilerinden başka herkesten dinin uygulanış biçimini sakladılar. Peygamberliğin Allah’ın layık gördüğü herkese açık bir lütfu olduğunu unutup, sadece kendi uydurup düzdükleri din adamları sınıfına ait olduğunu söylediler. Bu görüşleri dışında kalanları da ne acı ki “ümmi” (cahil) diye aşağıladılar.

Bu arada “halkın bağırdan çıkmış” anlamına gelen (ümmi) peygambere vahy edilenleri duyar duymaz Yahudiler inkâr ettiler, Peygamberi küçük gördüler. Böylece Tevrat’ı boşu boşuna taşımaları sebebiyle Allah onları sırtına kitaplar yüklenmiş eşeğin haline benzetti. Çünkü Yahudiler, üstlendikleri şeyden habersizdiler. İçinde ne yazdığına, ne söylediğine aldırış etmediler. Sadece üzerinden para kazanmak ve çıkar temin etmek için taşıdılar. Ellerinden gelse kaldırıp atacaklardı ama iyi para getirdiği için, din ve peygamberlik ticaretine devam ettiler, bir kene gibi yapıştılar, kendi peygamberi dışlarında kalanları reddettiler.

Ayet: EY iMAN EDENLER! Cuma günü namaz için çağırıldığınızda alışverişi bırakıp Allah’ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz, sizi kurtaracak olan budur. (62/9)

Ayet: Namaz kılındıktan sonra da yeryüzüne dağılın. Allah’ın nimetinden nasibinizi arayın. Allah’ı çokça anın ki gerçek mutluluğa erişebilesiniz. (62/10)

Ayet: Durum buyken, bir ticaret veya şamata görünce çekip gittiler ve seni ayakta yalnız bıraktılar. Söyle onlara: “Allah’ın katındaki, şamatadan da ticaretten de daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (62/11)

Yani Kur’an’da bir sureye isim olacak kadar öne çıkarılan “Cuma namazı toplantısının” anlaşılması, Müslümanlar için oldukça önemlidir. Tabi anlaşılırsa…

Surenin indiği dönemde şöyle bir sorun zuhur etti:

Cuma suresi inmeden önce zaten Müslümanlar Cuma günü toplanıyorlardı. Bunu Medine’ye daha önce gelen Mus’ab bin Umeyr tebliğ faaliyetlerinde ortam oluşturmak için başlatmıştı. Medine’ye Hz. Peygamber geldiğinde durumu tasvip etmiş, devam etmesini istemiştir. Sonrada bu güzel uygulama sürdürülmüştür.

Hz. Peygamberin hutbe okuduğu bir gün cemaatin gelen bir kervana koşmaları üzerine bu ayetler geldi.

Zaten gelen ayetlerde “Cuma namazı kılın, cuma diye bir namaz başlatın” değil de Cuma günü çağrıldığınızda destekleşme, dayanışma ve salat için alışverişinizi bırakın, denmesi bu toplantının daha önceden zaten yapıldığını gösteriyor. Yani ayetler bir olayı başlatmak için değil, başlatılmış bir olaya çekidüzen vermek ve uyarılarda bulunmak için nazil olmuştur.

Rivayete göre Medineliler alış veriş için şehre bir ticaret kervanı geldiğinde davul zurna çalarak karşılama yaparlardı. Kervanın başına üşüşürler ve pazarlıklar yaparak mallarını alır-satarlardı. Bu arada davul-zurna sesleri arasında bağırıp çağrışmalar olur, şamata çıkarırlardı.

İşte böyle bir kervanın geldiği sırada Hz. Peygamber mescitte hutbe irad ediyordu. Mescittekilerin tamamına yakın kısmı, davul-zurna ile bağırıp çağrışmaları duyunca hutbeyi yarıda bırakarak çekip gittiler. Hz. Peygamber’i ayakta yalnız bıraktılar. (Razi, Ibni Kesir, Kurtubi).

Görülüyor ki mal/mülk sevdası bazen birçok şeyin önüne geçebiliyor.  Değerleri yaralayıp yıkabiliyor. Allah ile insan arasına dünya girdiği zaman insan, hak ve hakikati göremeyecek kadar hafazanallah kör oluyor!

Mahmut AKYOL

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir