RASYONALİZM ÜZERİNE MÜLAHAZALAR

logo5

RASYONALİZM ÜZERİNE MÜLAHAZALAR

Etik, kavram olarak felsefeden ibarettir. Kavram ziyadesiyle, Hakk Dinden yoksun hale gelmiş kimseler tarafından kullanılır. Etik, doğrudur/değildir denkleminden hareket eder. Etik, asla yaptırım öngörmez. Çünkü etik, laikliği esas alır.

İslam’da ise ahlakın temeli Hakk dindir. Burada ahlak sorumluluk taşır ve muhataplarına yaptırımlar getirir.

Görüldüğü gibi bu iki kavram aynı şey değildir. Etik felsefe, ahlak, Hakk Din temellidir.

Dine/İslam’a dayanmayan bir “SOSYAL SİSTEM” sapıklıktır. Rasyonalizm, Kapitalizm, Komünizm, Faşizm bunlardan birkaçıdır.

Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.” (Kalem/4)

Resulüm biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”(Enbiya/107)

Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Beyhaki/Hadis)

Onun ahlâkı Kur’an’dı.” Hz. Ayşe,

Bu ayet ve hadislerin tarihsel muhatabı Hz. Muhammed olsa da, evrensel olarak insanlıktır. Diğer bir ifadeyle, İslam’ın vazettiği ahlaka inanan bütün Müslümanlardır.

Ahlak bizi ve toplumları “iyilik, güzellik ve doğruluğa” yani “SALİHATA” çağırır. “Aranızda bu ilkeleri yayın, amellerinizi (Davranış) bu ilkelerle doldurun” denilir.

Ne hikmetse, Rasyonalizm Putuna (şirk) sarılan, hırslarına esiri olan kesimler, dünya ve içindeki nimetlerinden yetinmeyince, bu defa diğer gezegenlere saldırmışlardır.

Görülüyor ki, Ahlakın gerekleri yapılmadığı vakit, insan hayatı çorak toprağa dönmektedir.

Toprak, tarım ve hububat (Ekonomi) göstergeleri nüfusla doğru orantılıdır. Yani dünyaya yeni gelen bir canlı için Allah gökten bir damla su fazla indirir, yerden bir nebat fazla bitirir. Bu bize hiçbir şeyin tesadüf olmadığını söyler. Dolayısıyla Rasyonalizm, Kapitalizm, Komünizm, Faşizm insanlığa yalan söylemişlerdir.

Hatta Rasyonalizme gönül verenler, “tanrı göklerle ilgilensin, yerle biz ilgileniriz” küstahlığına düşmüşlerdir.

Ekonomi ve Teknoloji Rasyonalizm ve Kapitalizm ortamda insanların refahına katkı sağlayamamıştır. Kibir, haset ve hırs sahipleri, dünyaya mutluluğu haram etmişlerdir. Bu kimseler teknolojinin esiri olmaktan kurtulamamıştır.

Aslında insanlık Kapitalizmin etik değerlerine inandıkları için değil, kendilerini dokunulmaz kılan, zulüm üzerinden geçim sağlayan Firavunların gazabından korunmak için inanıyor gözükmüşlerdir.

Denilebilir ki, herhangi bir yöneticiyi ve etik değeri göklere çıkarmaya gerek yoktur. Kabul etmek gerekir ki, Rasyonalizmin getirdiği şeylerin bedelini Türkiye çok pahalı ödemiştir. Kazanan düşman, kaybeden Türk Milleti olmuştur.

Kabul edilmelidir ki, hiçbir yaratılanda ebedilik yoktur, yaratılan bir gün ölümlü tadacaktır! Eserleri de birgün yıkılacak ve onlardan da sorgulanacaklardır..!

İnsan yaşamında temel amaç,  mutluluktur. Fakat “Rasyonalizm, Kapitalizm, Komünizm, Faşizm vb. SOSYAL SİSTEMLER” bu mutluluğu insanlığa verememiştir. Verememesinin sebebi, ihtirasları doyumsuzluğudur. Bu hakikat İsa’dan öncede, ondan sonrada vardı. Bundan sonrada var olmaya devam edecektir.

Ahlak insana yakışanı yapmasını öğütler. Mesela rüşvet almayı, kamu malına zarar vermeyi uygun görmez. Çünkü bunlar kötü ve çirkindir, kul hakkıdır. Bu bakımdan insan, ahlak ile arasındaki ilişkiyi doğru kurmalıdır. Değilse seçkincilik, ırkçılık ve cinsiyetçilik oluşur. Eğer bir cinsiyet diğeri üzerinde baskın olursa; hile olur, hırsızlık olur, katliam olur. Bu liste uzar gider. Kaotik bir düzen hüküm sürdükçe, güçlü zayıfı ezer durur. Böyle davranışlarla özlenen huzur getirilemez! Dünya ve Yurdumun mustazafları (zavallı, güçsüz) asırlardır bu zulme uğramışlardır.

Hâlbuki sosyal eşitliğin bir gereği olarak, dünyada din, dil, ırk, cinsiyet gibi kavramlar ayrıcalığı olmamalı, kimse ötekileştirilme melidir. Demem o ki, Güneşin enerjisi tükeninceye kadar insanlık dünyada barış, huzur ve kardeşlik içinde var olsun…

Hiçbir şey yapılmasa bile, evrendeki enerji hep var olmaya devam edecektir.  Yeter ki, insanlık “kibir, hırs ve haset” duygularından kurtulsun.  Evrende kötülük her zaman kötülüktür…

Toplumların kaygısı, insanca yaşamaktır. İnsan asla kendisini ve başkasını öldürmemelidir. Bu fıtri hakikat tarih boyu böyle var olmuştur. Fakat insanı insan yapan değerlerden insanlık koparılınca insan hayvanlaşmış, yırtıcılıkta Sırtlanları geçmiştir.

Ahlak kavramı milli değildir. Ahlak evrensel nitelik taşır. Rüşvet, hırsızlık bütün milletlerde suçtur. Etik sadece kınar, fakat ahlak kınamakla kalmaz, birde bedel gösterir ve uygulanmasını teklif eder.

İşte Laiklik burada ortaya çıkar ve Rasyonalizmi korumaya çalışır. Hâlbuki Laikliğin temel takıntısı içi boş demokrasidir.

Kaldı ki korkularla demokrasi işletilemez. Demokrasi herkesin birbirini suçlamasıyla yürütülemez. Özgürlük var diye kimse düşmanca eleştiriye tabi tutulamaz. Demokratik kurallara uygun bir Hükumet ve muhalefet birbirini hedef alarak ülkeye hizmet edemez. Siyaset tahammülsüzlüğü ve hazımsızlığı kabul etmektir. Gelecek kuşaklara içi boş sloganlar ezberleterek demokrasi öğretilemez..!

Televizyon/Radyo yorumlarını izleyin, gazeteleri okuyun… Görülen manzara şudur:

Kimse kimseyi dinlemiyor! Herkes kendi kendine bağırıp duruyor! Birliktelik, kardeş olmak hak getire… Tehdit eden edene… Toplum bir birine karşı getiriliyor. Hiç kimse yanlış söylediğini kabul etmiyor.

Ötekileştirilen, algı operasyonlarıyla kutuplaştırılan, içi boş sloganlarla yürütülen siyaset, halkı oyuncak haline getirmiştir. Bu vebal değil de nedir?

Ama ne yazık ki, kimi aydınların pergel misali bir ayağı yurdumun toprağında olması gerekirken, ikisi de düşman startıyla dörtnala koşuyor. Ülkenin yıldız misali yanan ışıklarını söndürmeye çalışıyor! Laiklik, demokrasi tehdit altında deyip tepiniyor! Aslında tehdit, dini anlayışlarda… Fakat Rasyonalistler bunları görmezden geliyor.

Türkiye’nin çevresi değişiyor. Aydın ve muhalif siyaset, belli ki direktif aldıkları güçler adına, ülke yararlarının yanında durmak istemiyor. Selanik Dönmelerinden, Fransız güdümlü Jön Türklerden ve İngiliz siyasetini yürüttüğü Tanzimat’tan beri ülkemin siyaseti durulmuş değildir.

Birileri bu süreci, sanal korkularla ve demokratik olmayan yöntemlerle yönetmeye çalışıyor. Kabul edilmelidir ki, korkularla demokrasi işlemez. Değişimden korkmamak lazımdır. Korktuğunuz zaman demokrasiyi çalıştıramazsınız.  

Âdem’le başlayan Hakkın tebliği, Hz. Resulle birlikte zirve yapmıştır. Bütün Nebi ve Resuller, dini kendi çağlarına taşımış ve yaşamışlardır. Nebi ve Resullerin tutuşturdukları adalet, eşitlik, iyilik, güzellik, doğruluk ve ahlak meş’ale ateşinin söndürülmemesi İslam Ümmetine kalmıştır..!

ABD’nin hamisi İngiltere, onun hamisi Siyonizmdir. ABD kovboyluk yapmaya devam ediyor. Batı yine ikiyüzlü davranıyor… Anlaşıldığı üzere düşmanda mertlik bozulmuş… 

Altın ve dolardan doğan güç ABD, AB, İngiltere, İsrail’in tanrısı olmuştur..! Bu güçler bugün Şeytanın yeryüzü temsilcileridir. Bu güçler dolar, ambargo ve işgal hareketleriyle dünyayı savurmaktadırlar. Ama bunların sonu dönüşü olmayan acı bir pişmanlıktır!

Bakmayın siz bunların güldüklerine,

Mazlumların sonu güzel olacaktır inşallah..!

Mahmut AKYOL

Yer işareti koy permalink.

Yoruma kapalı.